Paketten yeni paketler çıktı, demokratikleşmeye devam

Paketten yeni paketler çıktı, demokratikleşmeye devam 

Demokratikleşme paketinde ne var ne yok tartışmasıyla, beklenti yükseltildi.  Devrim denildi. AKP iktidarının birikiminin sıçraması olacak gibi çok iddialı sözler sarf edildi.

Böylece, her kişi, grup kendisi için beklenti içine sokuldu.

Paket açıklandı, “büyük” paketten, paketçikler- matruşkalar çıktı.

Pakette, radikal her hangi bir adım atmamaya özen gösterilmiş.

İğneli fıçı konularına el atılmamış.

Mesela Terörle Mücadele yasası, her halde çözüm sürecindeki ilerlemeye göre daha sonra gündeme gelecek veya hiç o alana girilmeyecek.

Yerel Yönetimler Şartına konulan, "özerklik ve yerinden yönetim" şerhin kaldırılması da pakette yer almadı.

Bu pakette yer alan değişim ve iyileştirmelere bakıldığında, AKP iktidarının demokratikleşme, reform sürecinde izlediği yol ve yöntemin devam ettiğini görüyoruz.

Reform ve değişim sürecinde, sorunlar ortaya atılıyor, tartışılıyor, tepkiler yumuşuyor, toplumda mutabakat sağlanmış oluyor, fiilen işler haline geliyor… Fiili durum ilerliyor, ilerliyor… “ istim arkadan geliyor.”

Açıklanan paket, en nihayetinde demokratikleşme sürecinde bir merdiven daha ileriye gidilmesidir.

Israrla yazmaya devam ettiğim, imzaladığımız, çekinceleri kaldırdığımız uluslararası sözleşmelerdeki, “bireysel, kültürel haklar” ın gereklerinin yerine getirilmesi için önemli adım.

Erdoğan'ın AB sürecine göz ucuyla bakması,  dış politikada izlenecek yol açısından önemli.

Meclisin yeni yasama döneminde, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yaptığı konuşma ile, Gezi parkı eylemi ,  basın özgürlüğü değerlendirmesiyle demokratikleşme vizyonu çerçevesi  çizdi.

Paketin içinde ne var ne yok tartışması önemli. Bu tartışmayı, demokratikleşme ve 
değişim sürecini derinleştirecek alternatif muhalefetin ortaya çıkması bağlamında yapılmalı.

Açıklanan paketin bağlanmış bir takvimi yok. Örneğin seçim sistemindeki üç seçenek tartışılacak. Ancak genel seçimlerden bir yıl önce yasa çıkmaz ise, genel seçimlerde uygulanamıyor.

Çıkacak yasalar, torba yasa olarak mı çıkacak… tartışma süreci nasıl yaşanacak, bunlar muğlak.

Erdoğan, uzun açış konuşmasında, muhalefete çatarak, paket karşısında konum almaya itti. Mecliste tartışmanın önünü kesecek ve paketteki yasaların tartışılmasında muhalefeti dışta tutma işareti verdi..

Paket açıklanmadan yapılan eleştirileri bir kenara bırakarak, şimdi, bu değişikliklerin yaşama  geçmesini takip etmek ve bir an önce yapılması için “izleme” ve  “denetleme” yapılmalı. Pozitif muhalefet yaparak, alternatif öneriler geliştirerek, paketin ve yeni paketlerin seçim propagandası olarak sakız gibi çiğnenmesine izin vermemek lazım.

Sivil toplum örgütleri,  kendilerini doğrudan ilgilendiren konularını yasalaşması, sürecinin takipçisi olmalılar.

Mevcut devlet iradesi ve aklının, daha ileri değişim ve demokratikleşme talebi karşısında direnç gösterip göstermeyeceğini görmek için değişimden yana muhalefetin ortaya çıkmasının düşünsel zeminini oluşturmak gerekiyor.

Maalesef ne muhalif partilerin ne de sivil toplum örgütlerinin, kapsamlı genel veya sektör, sektör, alan alan demokratikleşme ve değişim programı yok. Kürt siyasi hareketi hariç tabiî ki…

Sol’dan değişimde aktör olacak, toplumun nabzını tutacak bir muhalif seçenek kısa ve orta vadede görünmüyor.

Toplumum değişim talebi gündelik hayatına doğrudan değen, hayatını iyileştirecek, kendini iyi hissettirecek meselelere kulak veriyor, gözünü dört açıyor. Diğer meselelere, takım tutar gibi, maç kültürüyle yaklaşıyor.

Bu pakette, insana değen önemli maddeler var. Ama sarıp sarmalayıp heyecan yaratmadı.

Bu paketle,  fiili olarak meşrulaşmış şeyler yasa haline geliyor.

İyimserlik olsun diye,  çok gerildik, çok kutuplaştık, bunların unutalım diye:  Tanzimat'la başlayan değişim ve modernleşme, batılılaşma sürecini, tarihsel zaman olarak ele alırsak, bu paket  "devrim"  diye heyecanlanıp, zihnimize gelecek soruları savuşturup, ruhumuzun isyanını yumuşatabiliriz.

Geçmişe değil bugüne ve geleceğe baktığımızda, bu paket, hesaplı, kitaplı, ürkekçe hazırlanmış, fiili durumun gerisinde  demokratikleşme paketi.

AKP’ye yakın gazeteci, yazar ve Abdurrahman Kurt gibi siyasetçilerin, “Yetmez ama evet” demeleri anlamlı.