Şimdi yanıt verme zamanı: HAYIR'lı olsun


Memleket ve millet olarak “olağan üstü” zamanlardan geçiyoruz.  Olağan üstü zamanlarda, olağan durumlarda olduğu  gibi konuşmak, yazmak  yüreğini ve hayatını, geleceğini ortaya koyarak!, kelimeleri seçme, cümleleri kurma cesaretini göze alarak: Evet hakikati söyleyeceğim deme özgürlüğü ve öz güvenine  sahip olarak “ Kral çıplak”  demek çok önemli.  

Çıplak krala, “sen çok yaşa kralım” diye çığlık atanlar, “en büyük kral bizim kral”  seslerini egemen hale getirdiklerinde, hakikatin yerini ideolojik propagandanın hegemonyası alır.  Hakikat ideolojik olarak bir kere çarptırıldığında ve toplum zihniyetinde  “gerçek” olarak algılandığın da bunu değiştirmek pek kolay değildir.

“Kral çıplak” demek, bireysel risk alarak (Evrensel düşünce ve ifade özgürlüğü ilkelerine göre ) konuşmak ve yazmak, Türkiye’nin 2017 zamanlarındaki politik ortamında  “baba yiğit” olmayı gerektirir. Bugünlerde bunun şeceresini yazmak sanırım anlamsız olur.

Geleceğimiz İçin Ne diyoruz?

Türkiye’nin  kurucu cumhuriyet ideolojisinde değişiklik  yapılması amaçlanan  18 maddelik anayasa teklifi  gündeme geldi. AKP ve MHP’nin parlamento da yüzde 65 oranı ile “meşru” olduğu ileri sürülen  bu değişiklik kabul edildi. 

Sonuç olarak AKP- MHP ortaklığı ve meclis çoğunluğu ile  anayasa değişiklik teklifi, 12 Eylül anayasasının  Türk-İslam  sentezi  felsefesine  sadık kalınarak, 2017 yılında  güncellenmiş oldu. 12 Eylül  anayasasının felsefesinden de  daha geriye gidildi. 

Enteresan olan, küresel dünyanın   önemli  aktör devleti  adayı olmak için yol alan Türkiye rotayı  İslam dünyası ve Orta Doğuya çevirdi.  Müslüman Kardeşler örgütünün Türkiye  şubesi gibi davranmaya başladı.  Küresel dünyanın parlayan yıldızı Türkiye’de ,  2011’den sonra,  hemen her alanda  Sünni  İslam inancının egemen olduğu bir modelin, siyasi ,sosyolojik ve ideolojik söyleminin pratikte yaşandığını görmek gerekiyor.

Anayasa değişikliğinin 18 maddesi tek tek okunduğunda  Türkiye’yi özgürleştirmediği; içinde yaşadığımız  zamanın  şiddet/güvenlik psikolojisinin  etkisi altında  ve AKP iktidarının sürekliliğini sağlayacak  pragmatik amaçlı  anayasal değişikliğin  amaçlandığı görülüyor.  Bu anayasa değişikliğinin akılsal kurucuları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ömrünü hesaplayarak  değişiklik maddelerini yazmışlar. 

İdeolojik bir iktidar ve …reis

Küresel dünya, mikro ve makro ideolojilerin  tarihe gömüldüğü; demokrasi, özgürlük ve insan hakları evrensel değerlerinin, hukukun üstünlüğünün egemen olduğu 21. Yy dünyasında yaşıyoruz, yaşayacağız iyimserliği ve heyecanı  içindeydik.   

Kazın ayağının böyle olmadığını 2011 den sonra AKP’nin  12 Eylül’ün Türk-İslam  sentezi teorisi, radikal  ideoloji ve diliyle  karşımıza çıktığında fark ettik. Burada kalınmadı,  12 Eylülcü  sağ Kemalist radikallerle ve  Türk- İslam sentezcileriyle yeni bir ittifak kuruldu.  Ergenekon-Balyoz davaları, daha sonra “kumpas”  olarak   ilan edildi.

 Hepimizin TV karşısında gözümüze gözümüze;  “ ben Balyoz-Ergenekonun savcısıyım  “ deyip daha sonra da  “kumpas” mış  denildiğinde;

Kim  aptal, kim salak , kim aldatıldı kim kimi aldattı..

Şimdi bu anayasa değişikliği yapılırken…

Kim kimi  aldatıyor,

Kim kimi kandırıyor,

ŞİMDİ SORU SORMA  ZAMANI DEĞİL Mİ?