Tarihsel Blok ve Kimlikler Üstünden Politika…


7 Haziran 2015 seçimlerine giderken

Tarihsel Blok ve Kimlikler Üstünden Politika…

 

Çok partili hayata geçişten 2011 seçimlerine kadar seçmenlerin CHP ve Demokrat Parti geleneği partilere oy verme tercihleri neredeyse hiç değişmemiş.

Sosyolojik ve sınıfsal olarak sol- sağ tanımı, tarihsel blok’laşmayı anlatmıyor. (Bunu bilerek, sağ-sol kavramlarını kullanıyorum)

Dini vecibeleri yerine getirenler, getirmeyenler, kalkınmacı, devletçi, elitist kentli, Anadolulu: Kasabalı ve köylü sosyolojik ayrışması Türkiye gerçekliğini gösteriyor. 

Birincisi: Muhafazakâr, milliyetçi-İslamcı, Osmanlıcı… başlığı altında toplayabileceğimiz Muhafazakâr “sağ” blok:    Oy oranı ortalama yüzde 60- 65’tir.

İkincisi: Cumhuriyetçi, Laik, Kemalist,  devletçi, ortanın sol blok veya sosyal demokrat blok   (CHP, Güven Partisi, DSP, HP-SHP-DSP ve Sosyalist Partiler dâhil) ortalama oy oranı yüzde 28- 30 dur. 

Nüfus artışı, kent, kır yaşamındaki değişim, askeri darbeler, kapatılan ve yeniden kurulan siyasi partiler, AB süreci, küreselleşme… gibi birçok faktör değişiyor, ancak Türkiye’nin yurttaşlarının tarihsel, politik bloklaşması oy verme tercihleri değişmiyor.

Bu oran, kır ve kent nüfusunun tersi yüz olmasına rağmen değişmiyor. 

1927’de cumhuriyet döneminin ilk nüfus sayımında Türkiye’de kentlerde yaşayanların oranı yüzde 24 kırlarda yaşayanlar yüzde 66’dır. Bu oran 1955’ kadar değişmemiştir. 1955’de kırlarda  yüzde 71,2 kentler  yüzde 28,8 olmuştur.

Kent ve kır da nüfus oranları:

 -1960’da, Kent yüzde 31,9 ve Kır yüzde 68,1
-1970’de Kent yüzde 38,5 ve  Kır yüzde 61,5
- 1980’de Kent yüzde 43,7 ve Kır yüzde 56,1
-1990’da Kent yüzde 59,0 ve Kır yüzde 41,0
- 2012’ve Kent yüzde 77,2 ve Kır yüzde 27-7

Demokrat Parti (DP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) eksenli siyasi bloklaşması ve politik tercih 60 yıl boyunca değişmiyor. 1950’de sekiz milyon geçerli oy kullanılmış, 2011’de 43 milyon. 1950’de kentlerde yaşayanlar yüzde 30kırlarda yaşayan yüzde 70 ve 2012 yılında kentlerde yaşayan yüzde 76kırlarda yaşayan yüzde 24 olmasına karşın iki blok tercihi değişmiyor.

1946- 2011 genel seçim sonuçları Tarihsel Blok’un oyları

Muhafazakâr Sağ blok’un oyları:
- 1950:  DP, 52.2 ( Millet Partisi 4,6)Toplam: 56,8
- 1961:  AP, 34,8 ( CMKP 14.0, Yeni Türkiye Partisi 13,7) Toplam: 62,5
-1965:  AP, 52,9 (CMKP 2,2, Millet Partisi 6,3, Yeni Türkiye Partisi, 3,7) Toplam: 65,1 
-1977: AP 36,9 (Demokrat Parti, 1,8, MHP 6,4, MSP, 8,6) Toplam: 53,7
-
1983:ANAP, 45,1 (MDP, 23,3): , Toplam: 68,4
- 1987, ANAP, 36,3 ( DYP 19,2 MÇP, 2.9, RP 7.2) Toplam: 65,9
-1999: ANAP, 13, (DYP 12,0, FP 15,5, MHP 18,2) 59,1
- 2002: AKP, 34,3 (ANAP 5,1, BBP 1,0, DYP 9,5, Genç Parti, 7,2) Toplam: 57,1 
- 2007: AKP, 46,6 ( ATP 0,3, BBP 0,3, DP, 5,4, Genç Parti 3,0,  MHP 14,3; Saadet partisi 2,3 ) Toplam: 71,6
- 2011: AKP, 49,8 (MHP 13,0 Saadet Partisi 1,3, BBP 0,8, DP 0,7, DYP 0,2) Toplam: 4,2 

Cumhuriyetçi, laik, Kemalist, ortanın sol’u, sol blok’un oy oyları:

- 1950: CHP, 39,6
- 1961: CHP, 36,Toplam: 7,7
- 1965: CHP, 28,7 (TİP, 3,0) Toplam:31,7
-1977: CHP,  41,4 ( Cumhuriyetçi Güven Partisi, 1,9, TİP, 0,1) Toplam: 43,4
-1983: Halkçı Parti, 30,4
-1987: SHP, 24,8 ( DSP, 8,5) Toplam:  33,3
- 1999: DSP, 22,2  (CHP,7) %30,9,  2002 CHP 19,4  (DSP 1,2,İP 0,2 ÖDP 0,3, SİP 0,1 EMEP 0,2) Toplam: 20,5
- 2007: CHP, 20,9 ( DSP 5,4, Yeni Parti 0,1,İ, P 0,5, ÖDP 0,8,  SİP 0,1 TKP 0,2, EMEP 0,1 ) Toplam: 28,5
- 2011:CHP, 26,0 (EMEP 0,1, TKP 0,1)  Toplam:  26,2. 

Kür partileri be bağımsız olarak aldıkları oy: 1999 HADEP, 4,7 2002 DEHAP, 6,2,  2007 Bağımsızlar ( Kürtler 6,6) 

Kimlikler üstünden politika ile de tarihsel blok devam ediyor

 İktidar partisi mevcut kutuplaşma ve blok’laşmanın sürekliliğini sağlayacak “yaratıcı” yöntemler buluyor, uyguluyor. Hakkını vermek lazım: Partiyi şirket yönetir gibi profesyonelce /profesyonellerle, baş patronun talimatlarıyla yönetiyorlar. Post-modern olanakları politikanın bütün alanlarına uyguluyorlar. Oy almayı,  tüketiciye sürekli yeni üren sunarak, müşterisi koruyan PİAR çalışması yapıyor. Toplumu, ekonomik, sosyal sorunlardan uzaklaştıracak, sınıfsal farklılaşmanın üstünü örtecek oyalayacak ve kutuplaşmayı derinleştirecek, muhalefeti de bu alana hapsederek, makro sorunlardan uzaklaştırıyor, mikro alanlara sıkıştırıyor, mikro sorunlarla boğuşturuyor.

Mevcut bloklaşma ve kimlik üstünden oy isteme sarmalı çözülmediği sürece tarihsel blok’un dağılması pek kolay görünmüyor.

  Benim yukarıdaki tablodan çıkarttığım sonuçlar:

1-  Muhafazakâr- mütedeyyin veya sağ kesim, oy verirken: Kalkınmacılığa, büyümeye, refahın yükselmesine daha modern yaşamaya oy veriyor. Tamamen duygusal.

2- Modernist, laik, cumhuriyetçi, Kemalist,  devletçi, sosyolojik olarak Cumhuriyet orta sınıfı, 1970 -1980’in ‘yerli’ kentli yurttaşlar oy tercihinde ideolojik, modern yaşam biçiminin korunması,  seçkinci ve devletin yanında olma zihniyetiyle CHP veya türevlerine o veriyorlar. Sosyalist sol oy verenlerde aşağı yukarı aynı gerekçelerle oy veriyorlar.

3-Ekonomik, siyasal kriz dönemlerinde her iki blok’un ana partilerinin dağılıyor. Yeni taşıyıcı partiler kuruluyor ve tarihsel blok devam ediyor. 

Yeni bir BİZ duygusu 

KÜYEREL’in Kasım 2014 ‘de düzenlediği “Başka Bir Türkiye İçin İktidar Alternatifi” konferansın konuşmacılarından,  HDP Parti Meclisi Üyesi Erol Katırcıoğlu “kimlik siyaseti” konusunda şunları söylemişti:

“Türkiye’de zaten başından beri kimlikler vardı ve kimlikler kendilerini siyaseten ifade etmekte zorlanıyorlardı.” 

“İslamcıların kendi taleplerini kendi kimlikleri içinden ifade etmeleri doğal bir şey. Aynı şekilde Kürtlerin kendi kimlik taleplerini ifade etmeleri doğal bir şey, Alevilerin öyle, başka unsurların da, başka toplum kesimlerinin de kendi kimliklerini ifade etmelerini ve bunun etrafında siyasallaşmalarını normal ve sağlıklı olarak görmek lazım. Fakat bu kimlik taleplerini kendilerini ifade eder halde olmuş olmaları gerçeğinin -bir yerde bir anlamda bir ulus devlet biçiminde yaşayan bir topluluk olduğumuzu düşünürseniz- “BİZ” duygusu altına evrilmesi gerekir. Aksi takdirde kimlik siyasetleri, çatışmacı nitelikte siyasetlerdir ve birbirlerini yok etmek üzerine davranırlar.

 Oysa Türkiye’nin geldiği yerde kimlik siyasetlerinin çatışmacı ikliminden uzaklaşabilmesi, ancak ve ancak yeni bir zihniyet, siyaset perspektifini gerektiriyor. Ben bu zihniyete kısacası demokratikleşme veya radikal demokrasi kelimesini uygun buluyorum. Bütün kimliklerin talepleri üzerinden bir yeni kimlik siyaseti belki –illa böyle ifade etmem gerekirse önermeyi-. Bir anlamda kimlik siyasetlerinin çatışmacı karakterini giderebilecek ve böylelikle en azından toplumun kendi sahici sorunlarını konuşabileceği daha demokrat bir siyasi iklimin ortaya çıkmasına yarayacak diye düşünüyorum.”

Son olarak: 24 Ocak Peygamber Sevdalıları Platformu” nun (HÜDA-PAR) Diyarbakır’ “Peygambere Saygı Mitingi” tarihsel önem taşıdığı gibi, bir başka açıdan tarihsel kırılmanın başlangıcı da olabilir.

Mitingine çevre il ve ilçelerden gelenlerle yaklaşık 100 bin kişi katıldı. Hz. Muhammed'e dua eden kalabalık Kürtçe 'Yaşasın Hizbullah' diye slogan attı.