Türkiye bu kez sahiden solunu arıyor

Hüseyin Çakır - 15/06/2009 0:11:50 (894 okunma)


Türkiye bu kez sahiden solunu arıyor

Türkiye solu, ulusalcı, Ergenekoncu ayrışmasından sonra sosyal demokratlarla, sosyalistlerin “yeni sol” olarak birleşmesi heyecanını yaşamaya başladı. Sosyal demokrat kesimde, 10 Aralık hareketi, uzun zamandır, örgütlenme çalışmalarını yürütüyor. SHP 2. Olağanüstü kurultayını yaptı. ““Çağdaş Solda Büyük Buluşmaya Doğru” çağrı yapılan kurultayda, Genel Başkanlığa 68 kuşağından TİP üyesi ve Yeni Demokrasi Hareketi (YDH) kurucusu Hüseyin Ergün seçildi. SHP kurultay kararında “Türkiye'nin, demokrat, sol, sosyalist ve sosyal demokrat yapı ve kadrolarını, bir büyük çağdaş sol parti oluşturmak fikri ve eylemi etrafında buluşmaya çağırır.” deniliyor. Öte yandan Marksist sol gelenekten gelen, ulusalcı, Dogmatik soldan ayrım çizgisini netleştirenlerin “özgürlükçü, demokrat, değişimden yana yeni bir sol” arayışı sürüyor. 

Sosyalist solda “ özgürlükçü, demokrat, değişimden yana yeni sol” arayışta öne çıkan, Ufuk Uras ve birlikte hareket ettiği arkadaşları ÖDP den kopuş noktasına geldiler. Yapılan açıklamada “A’dan Z’ye (Adana’dan Zonguldak’a) hareketini Adana’dan başlattılar”. Öte yandan “Çatı Partisi” girişimi, internet üstünden oluşturulmuş çok sayıda mail grupları, web siteleri yoluyla “yeni sol” tartışmaları, örgütlenme girişimleri… tartışılıyor.

Ulusalcı, Ergenekoncu “sol”dan ayrışan, “yeni sol” arayışı içinde olan kişiler, gruplar, partiler, ortaklaştıkları noktaları birlikte büyütebilecekler mi, büyütemeyecekler mi, önümüzdeki günlerde yaşanacak yoğun tartışmalarda bu görülecektir.
Yenilenme hiç kolay değil. Deri değiştirmek kadar acı veren bir şey. İnandığınız, hatta iman ettiklerinizden kuşku duymak, onları terk etmeyi göze alabilmekten geçiyor. Yenilenme, aynı zamanda yalnız kalabilmeyi, terk edilmeyi göze alabilmek, en çok sevdiklerinle yollarını ayrılabilmeyi göze almak demek. 

Yenilenme deri değiştirmek gibi

Yeni-değişim diyalektiği ilişkisi kurulamağında, “yeni” , laf düzeyinde kalıyor., popülist söylem olmanın ötesine geçemiyor. Sosyal demokratların ve sosyalist solun 25 yıllık tarihinde, yeni adına yaşanan “birleşme” lerin acı deneyleri hala çok taze. Sosyal demokrat ve sosyalist solun,Aydın Engin’in altını çizdiği gibi, “ tarihsel ayrışmadan, büyük buluşmayı” gerçekleştirebilmesi heyecan verici. Heyecan ötesini aşarak bilinçli tercihe dönüşebilirse, geçmişte yapılanların tekrarı olmayabilir...

Geçtiğimiz hafta, Küyerel Düşünce Platformunun düzenlediği “solda yeni arayışlar” toplantısının konuşmacı konuğu TKP ve TBKP eski genel sekreteri, Taraf yazarı Nabi Yağcı’ydı. TİP-TKP birleşmesi ve yasalda Türkiye Birleşik Komünist Partisi (TBKP) deneyini yaşamış birisi olarak “Solda yeni arayışlar” girişimleri konusunda dikkat çekici düşünceler ileri sürdü. Soru cevaplı söyleşi tarzında geçen toplantıda solun kuramsal, ideolojik sorunları üstünde duruldu.

“Solda yeni arayışlar öncelikle fikirsel temelde olmalı.” diyen Nabi Yağcı, “kapitalizmi değiştirmek içinde, eleştirmek için anlamak lazım. Anlamak için hangi metot kullanılacak. Solda yeni arayışları, [b]Marksist birikim üstünden yeni arayış olmalıdır diye düşünüyorum. Bu birikimle hesaplaşma yapıldığında, değişim, yenilenme ve yeni olanı anlamaya yönelinmiş olunabilir. Marksizm’i, Marks’ı anlayarak, Marks’la yenilemek gerekir düşüncesindeyim. Eski düşünme kalıpları, zihin dünyası ve politik kültür olduğu gibi kalıyorsa, ne geçmişi ne bugünü ne de geleceği doğru anlamak mümkün oluyor. Örneğin,” SSBC yıkılarken Sovyet işçi sınıfı ne yaptı. Kapitalist dünya işçi sınıfı ne yaptı. Kuşkusuz bir şeyler yaptı ama sonucu değiştirecek etkinlik neden olamadı. Bunu 21. yy işçi sınıfına dikkat çekmek için söylüyorum. Dogmatik kalıplarla bakıldığında işçi sınıfının sınıfsal varlıyla, tarihsel devrimci rolü ayrımı yapılamıyor. Marks, işçi sınıfının sınıfsal varlığına değil, tarihsel olarak devrimci rolüne işaret ediyordu. Marks, işçi sınıfının varlığıyla açıklanmaya çalışıldığında Marks, yok oluyor.”[/b]

Türkiye’de sosyalist sol ile sosyal demokrat solun, yeni bir sol da buluşmasının kuramsal arka oluşumunun nasıl olacağı konusunda henüz yüksek sesle söylenmiş sözler pek yok. Nabi Yağcı’nın altını çizdiği Marks’ı yeniden almaya çalışarak, sosyal demokrasi ve sosyalist-komünist geleneği Marks’la yenilemek mümkün olacak mıdır sorusu bu anlamda önemli. Türkiye’de çağdaş yeni bir solu böylesi derinlikli kuramsal temele oturmak mümkün olabilir mi? 

Değişiminin taşıyıcısı yeni bir sol

Türkiye yapısal değişim dönüşüm içinde. Bu değişim sürecinin yakın tarihte siyasal iki taşıyıcısı oldu, bir ANAP öteki AKP. Aslında ANAP ve AKP siyasal kimliğinde ifadesini bulan değişimin sosyal sınıfsal taşıyıcılarının sınıfsal olarak solun yanında olması gerekiyor.. Toplum nezdinde Türkiye solunu temsil eden CHP’nin devletle özdeş duruşu ve solun öteki kesimlerinin toplumu içten okuyarak, topumdaki değişimi anlayarak politikalar geliştirmemeleri, toplum ile sol ilişkinin kopmasına yol açtı. Bu sorunun teorik boyutu ile pratik- politik boyutu bütünlük oluşturuyor. Nabi Yağcı’nın belirttiği gibi, “yeni sol “ Türkiye’nin bu değişimini kuramsal olarak nasıl okuyacak sorusu daha önem kazanıyor. “Solda yeni arayışlar”, “yeni sol” için girişimler heyecan, romantizm ötesine geçtiğinde, gerçekten Türkiye’nin değişiminin siyasal taşıyıcı, toplumun değişim taleplerini doğru okuyacak, çağdaş demokratik değişimden yana “yeni bir sol”u oluşturmak çok da kolay görünmüyor.. Kolay olanlar zaten uzun soluklu ve kalıcı olamadılar.