Kürt davası ve İmralı süreci

Kürt davası ve İmralı süreci

KÜRT DAVASININ ÇÖZÜMÜ,  Bütün Türkiye Yurttaşlarının, özgürlük, eşitlik ve barış içinde, rızaya dayalı olarak bir arada yaşamaları veya rızaya dayalı olarak ayrılmalarıdır.  

KÜRT DAVASINDA SİLAHLI SİYASET KAÇINILMAZ DEĞİLDİ VE DEĞİLDİR: Ama Cumhuriyetin başından beri, devlet konuyu dayatmalarla götürmüştür ve götürmektedir.   

Lozan hukukunun  hakkaniyetle uygulanmaması,  Şeyh Sait, Ağrı, Zilan ve Dersim... gibi ayaklanmalara yol açmıştır. İşçileri, Kürtleri, aydınları bünyesinde toplayan  TİP’in, 1970, IV. Büyük Kongresi Kürt Kararı üzerine kapatılması ile  büyük bir fırsat heba edildi… 70’li yıllarda, dergiler, gazeteler, dernekler, partiler şeklinde serpilip gelişen  Kürt  sivil siyasetinin  önünün kapanması ve hareketin silahlı siyasete yönlendirilmesi ile iş batağa saplanmıştır. Halen de Türkiye bu batakta debelenip durmaktadır. Yakın yıllarda, Oslo ve Habur süreçlerinin başarısızlığa uğraması, Ak Parti iktidarının büyük  hatasıdır.   

Bu hatalar olmasaydı bunca kayıp bunca  acı olmazdı. Hiç şüphesiz  Kürt davası geniş ölçüde halledilmiş olurdu. Barışçı, sivil ve demokratik siyasetin yapılabilirliğinin kanıtı, İslamcı siyasi hareketin, MNP, MSP, Refah, Fazilet, Saadet ve Ak Parti uğraklarından bugüne gelişidir.

Ne yazık ki,  daha önce devlet tarafından  sola uygulanmış olan şiddete bulaştırıp etkisizleştirme yöntemi,  Kürt davasına da uygulandı ve  dava silahlı yola sürüklendi; ülke kan çanağına döndü. Kürt davasının  silahlı yola sokulması, en az darbeler ve darbe girişimleri kadar ağır suçtur.

İMRALI SÜRECİ Oslo ve Habur süreçlerinin  çökmesi ve sonrasındaki ezme politikalarının çözüm olmadığının anlaşılması ile gündeme gelmiştir.

Açıktan yürütülen İmralı süreci, PKK ile Kürt davasını kamuoyu nezdinde birleştirmiş; belirsiz bir süre için PKK’yı ve Öcalan’ı konunun tek muhatabı yapmıştır.

Başbakanı şu sıralarda İmralı Sürecini  açıktan başlatmaya yönelten konu, 2014’teki Cumhurbaşkanlığı seçimleridir.

ZEMİN HEM SAĞLAMDIR HEM KIRILGANDIR… İmralı sürecinin açıkta yürütülmesi,  toplumda güçlü Çözüm İradesi olduğunu göstermiştir. Türk Halkının da  Kürt halkının da çözüm istediği görülmüştür.  Bu, başlı başına önemlidir. Çözüm isteği ve iradesi,  hükümet için de Öcalan için de büyük bir güçtür. AMA, yol dikensiz değildir. İki tarafta savaşın tadını almış olan silahlı güçler, savaşı bitirmek istemeyeceklerdir. Kürt davası bakımından, son otuz yılın en kötü dış koşullarını yaşıyoruz.   Türkiye sırça köşkte oturup komşunun penceresine taş atmaktadır.  Suriye, Irak ve İran’la ilişkilerimiz aşırı derecede bozulmuştur. İsrail’le ilişkileri daha da kötüleştirmek için Hükümet hiçbir fırsatı kaçırmamaktadır. Başbakan’ın otoritarizm eğilimi, Türkiye’nin Batı dünyasındaki kredilerini aşındırmaktadır. Başbakan da bunları bilmektedir. Peki neden bu koşullarda müzakereleri deklare etmiştir.

BAŞBAKAN ÇÖZÜMSÜZLÜKTE DE KAZANÇLI ÇIKACAĞI KANISINDADIR.  Çünkü,   çözüme ulaşırsam büyük bir prestij kazanırım; müzakere  sürecinde, yeni Anayasa   ve Başkanlık sistemi konularında BDP ile işbirliği yolunu açabilirim ve bunlar olmazsa millete dönüp “Ben elimden geleni yaptım, bunlarla yürünmüyor” derim; böylelikle milliyetçi desteği artırabilirim, diye düşünüyor.    Yani başbakan meseleyi  elinin ucuyla tutuyor.

ONUN İÇİN KIRILGAN ZEMİNİ KUVVETLENDİRMEK GEREKLİDİR… Dolayısıyla seçilmiş muhatabın –Öcalan’ın- saygınlığı artırılmalıdır. Şu durumda, Öcalan, barış inşası sürecinin ortağıdır;   öyleyse Öcalan PKK’nın çeşitli unsurları  karşısında güçlendirilmelidir. PKK’nın çeşitli unsurları ve kamuoyu ile ilişki kurabilecek ve müzakereleri yürütebilecek ortam ve olanaklara kavuşturulmalı, o arada, medya ile de görüşebilmelidir.

MÜZAKERELER EŞİTLER ARASINDA YÜRÜTÜLMELİDİR: Devlette siyasetçiler müzakereci olmalı memurlar uzmanlık sunmalı; Kürt tarafında Öcalan veya görevlendirdiği kişiler müzakereci olmalı, diğerleri destek sunmalıdır.  Siyasi partilerin ve genel kamuoyunun sürece  desteği alınmalıdır.

GÜVEN ARTIRICI ADIMLAR ATILMALIDIR… Devlet, tek taraflı tasarruflarla, Yurttaşlar arasındaki hak ve özgürlük basamaklarını kaldırmalı; Bütün yurttaşları AB standartlarında hak ve özgürlüklere kavuşturmalı; 4. Yargı Paketinde,  örgütü övmek,  dağa gitmiş olmak gibi filleri suç olmaktan çıkarmalı; KCK tutuklularını tahliye etmeli; vukuatı olmayanların dağdan gelişini kolaylaştırmalı; Geniş kapsamlı bir siyasi  af paketini, hiç değilse  kademeli bir şekilde, hayata geçirmeli; Operasyonları durdurmalı; Büyükşehir belediyesi modelini bütün illere yaymalı; Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına konulmuş olan çekinceleri kaldırmalıdır…PKK ise, ellerin tetikten çekilmesini sağlamalı ve militanlarını sınır dışına çıkarmalı; Çözüm ihtimali belirince, silah bırakacağını deklare etmelidir.

OLMAYACAK DUAYA AMİN DENMEZ…  Koşullu müzakere bu işin tabiatına aykırıdır; müzakereler  önşartsız  başlamalıdır; Provokasyonlara pabuç bırakılmamalı ve  birlikte göğüs gerilmelidir; Çözümün uzun bir süreç gerektireceği dikkate alınmalı, hemen yüzgeri edilmemelidir.  Unutulmamalıdır ki, İRA ile Belfast Manifestosu 1998’de imzalandı; barışa 2007’de ulaşıldı. Başbakan sabrı öğrenmelidir…

BU MESELEYİ ÇÖZECEK ANAHTAR BAŞBAKANIN ELİNDEDİR.. Taraflar ve özellikle devlet, kırılgan bir süreçte olunduğunu dikkate almalıdırlar;  Başbakan süreçteki muhataplarını çözüm ortağı olarak algılamalıdır; Öcalan’a  suçlu muamelesi yapmayı bırakmalı, eşit muhatap muamelesi yapmalıdır; Hem destek isteyip hem de azarlamak bir arada olmaz:  Kılıçdaroğlu’na verilen cevap bir skandaldır. Başbakan üslubunu iyi ayarlamalıdır.

İMRALI SÜRECİ BAŞARILI OLSUN OLMASIN; SİVİL SİYASET GÜÇLENDİRİLMELİDİR… Bu süreçte,  silahlı mücadelenin sivil siyasete dönüş yolu döşenmeli, BDP ve diğer diğer partiler yoluyla sivil siyaset güçlendirilmeli ve siyaset silahın önüne geçirilmelidir.   

HALK OYLAMASI SEÇENEĞİ, karşılıklı saygı ile rızaya ve gönüllülüğe dayanan  birlikteliğin simgesi olarak  masaya konulmalıdır.

SON SÖZ: Şu anda da en kestirme çözüm: Devletin tek taraflı tasarruflarla yurttaşlar arası hak eşitliğini sağlaması ve çeşitli pürüzleri temizlemesi, PKK’nın da silah bırakmasıdır. Çünkü mesele olgunlaşmıştır. Geriye dönüş ihtimali yoktur. Silah bırakmak, Kürt halkının hak ve özgürlük taleplerinin gerçekleşmesi için en uygun zemini yaratacaktır.    12.01.2013