AKP iktidarı değerlendirilmelerinde es geçilen nokra


T24’den alıntılanarak Küyerel’de yayınlanan Etyen Mahçupyan söyleşisini okuduğumda, diğer eleştirilerim baki kalmak kaydıyla, Mahçupyan’ın AKP iktidarının iktisadi ayağından hiç bahsetmeyişi dikkatimi çekti.  

AKP iktidarını gerek savunanlar, gerekse eleştirenler, bakışlarının merkezine ideolojiyi, tarihsel bağlamdan hareketle de İslamcı ve laik siyaseti ya da demokratik siyaset perspektifini koyuyorlar.  Bütün bunlar yanlış değil, ama ciddi oranda eksik!

Bir siyasi yapının ve hele iktidar olmuş bir siyasi partinin toplumda hangi ekonomik kesimlere dayandığının ve özellikle gücü eline geçirdiğinde hangi iktisadi ilişkiler ağını ördüğünün değerlendirmesini yapmayan her görüş eksik olur ve bu eksik değerlendirmeler de, çoğu kez yanıltıcı sonuçlar doğurur.

Hele bizim gibi devletçi ekonominin ve otokratik siyasetin hala etkin olduğu ve özellikle kamu kaynaklarının iktidarlarca keyfi dağılımlarının yapıldığı ülkelerde, iktidarların hangi egemen kesimlerin çıkarlarını savunduğu ve kendisini destekleyen bir işadamı sınıfı yaratıp yaratamadığı hususu çok büyük bir öneme sahiptir.

İktidarların genellikle iki ayağı bulunur: Siyasi/ideolojik ve iktisadi. Siyasi ayak her zaman iktisadi ayağın üzerini örtmek için kullanılır. Bu örtme işi için gerekli araçların temini ise, iktisadi ayak tarafından dolaylı olarak karşılanır.

Gerekli araçların başında medya gelir. İktidar partisi, toplumla ilişkisinin önemli kesimini medya aracılığıyla yürütür. İktidar gücü kullanılarak medya kurumlarına uygun krediler temin edilir, medya patronuna çeşitli ihaleler pas edilir ve böylece sihirbaz haberciliği yapılır.

Bunun yüzlerce örneğini yaşıyoruz. İktidar yanlısı medyanın manşetlerine bakınız, bu kadarı da olmaz dedirten cinsten! İktidar yanlısı yazılara bakınız; demek böyle yazılar yazabilen insanlar da varmış denilecek cinsten!

Örneğin Suriye sınırında Rus uçağını düşüren Türkiye uçağının pilotu için FETÖ’cü (Paralel) örgütün üyesi denilir!

Reza Sarraf’ın ABD’de tutuklanması üzerine ilgili savcıyı daha şimdiden FETÖ ile irtibatlı ilan ettiler! İftirada, yalanda, çarpıtma da sınır tanımayan medya kesiminin Obama’yı da Paralel örgütle ilişkili ilan etmeleri ihtimal dâhilindedir!

AKP iktidarının ve Erdoğan’ın siyaset etme süreci izlendiğinde, asıl kırılmanın 2013 yılında Gezi olaylarıyla yaşandığını görürüz. Erdoğan ve AKP’liler, Gezi parkını inşaata açma girişimlerinin ve kentlerin bir imar yağmasına uğratıldığının üzerini örterek, Gezi’nin bir darbe teşebbüsü olduğu savunması geliştirdiler.

17/25 Aralık dosyalarıyla birlikte yarılma derinleşti. Cemaat, bürokrasideki gücü nedeniyle Erdoğan’ı avucuna almayı, olmuyorsa da devirmeyi planlamış olabilir. Ancak böyle de olsa, bu durum 17/25 Aralık meselesini geçersiz kılamaz!

Neden bu iki olay AKP’yi bu kadar sarstı?

Bu iki olay ve bağlamları, daha çok politik değerlendirmelere tabi tutuldu.

Bunlar bir sonuç!

Bu sonucu doğuran asıl yapı, AKP iktidarının ekonomik ilişkileridir. AKP inşaat temelli bir ekonomik girişimciliği esas aldı. Bunun iki nedeni var: Birincisi, AKP’nin gerek siyasal kalibresi ve gerek iktidar olmadan önce nüve halinde bulunan ekonomik çevresi, teknolojiye dayalı sanayi üretimi yapacak bilgi, tecrübe ve beceriden yoksundu. İkincisi, ister merkezi hükümet isterse elindeki belediyeler yoluyla imar planlarındaki değişikliklerle büyük rantları elde etme imkânına sahip olmaları.  

14 yıllık AKP iktidarının yol, köprü, havaalanı, AVM, ticari alan ve konut inşaatçılığından başka iş kollarında yatırımları yok. İnşaatçılık temelli bir büyüme, hem girişimcilerine hem de buna imkânlar yaratan siyasi çevrelere büyük kazançlar sağladı.

Hatırlanacağı üzere “Anadolu Kaplanları” adıyla Anadolu’daki orta üreticilerden söz edilirdi. 10 yıldır bunlardan kimse bahsetmiyor. Çünkü onların hükümetle çok yakın ilişkili olanları inşaatçılıktaki ballı kazançlara yöneldiler, kimileri de Cemaat bağlantılı diye boğuluyorlar. Kaldı ki bu Anadolu kaplanları hikâyesi de, gereğinden fazla bir abartı içeriyordu.

Türkiye’deki sanayi üretimi ne kadar artmışsa, ilk dönemlerde gelen yabancı sermayenin ve yerli yatırımcının çabalarıyla oldu. Yabancı sermaye 3-4 seneden beri, AKP iktidarının güvenilmezliğinin ve otokratlaşmasının artması değerlendirmesini yaptığından dolayı ülkeden çıkıyor. Dışarıdan gelen sermaye ise Arap ülkeleri kaynaklı olup onlar da inşaat alanlarına yatırım yapıyorlar. Örneğin Karadeniz yaylalarını katledecek olan “Yeşil yol” projesi, tamamen Arapların yerleşmelerine, tatil yapmalarına yönelik bir rant projesidir!

AKP iktidarı, kamu kaynaklarını siyasetçi/bürokrasi/işadamı üçgeni üzerinde kullanarak kendi iktidarı için bir sermaye sınıfı yaratma derdinde. Bunu bir ölçüde de başardı. Ancak bu sınıf köksüz olduğu için her an dağılmaya/kaçmaya yatkın bir sınıf. Zaten böyle olduğu içindir ki, bu sınıf AKP iktidarını ölümüne desteklediği imajını çiziyor. Erdoğan’a aşk ilan etmeler, yolunda ölürüm demeler bu kültürsüzlüğün ve köksüzlüğün ifadeleridir. Bu lafazanlıklar bir suniliğin de işareti. Bu oluşturulan sınıfın kasabalı ortalamasına sahip görgüsüz ve kabalığının tipik örneklerinden biri de (ortanca hanım, balık yeme, Beyoğlu bomba katliamında ölenlerin anısına fakirin karanfilin kendinin gül bırakma açıklamalarının yerlerde sürünen seviyesi) Ali Ağaoğlu’dur.

AKP iktidarının kamu kaynaklarını ve iktidar gücünü iktisadi alandaki kullanma biçimi, politik varyasyonlarının temelini oluşturuyor. Bu nedenledir ki, ülke demokratikleşemiyor. Bu nedenledir ki, Kürt sorunu devam ediyor. Bu nedenledir ki, Ergenekoncularla uzlaşıldı. Bu nedenledir ki, devletin katı bürokrasisi dinamik, esnek hale getirilemiyor ve bir çeki düzen verilemiyor. Makam aracı sayısı, kiralamalar hariç 130 binlerde.

Velhasıl AKP iktidarı, daha önceki vesayet rejimi iktidarlarının kamu kaynaklarını kullanma batağına saplandı. Bu iktidar sayesinde zenginleşenler, dönülmesi hiç de kolay olmayan politik yollara girdiler. Erdoğan’ın ve AKP iktidarının politik uygulamaları salt ideolojilerinden, yeni Osmanlıcılıklarından, siyasal İslamcılıklarından kaynaklanmıyor. Bunlar çok önemli, ama o iktidar olmanın iktisadi gücü yok mu…

Bir iktidarın ekonomik ilişkiler ağı, onun politik tutumlarının belirleyici nedenlerinin başında gelir!