CHP: Savaşa evet, ÖSO’ya hayır! Ne oldu?

 

Türkiye’nin Afrin’deki Kürt varlığına yönelik operasyonu 10’uncu gününde.

Savaş gün geçtikçe derinleşiyor ve başta sivil ölümleri olmak üzere her iki tarafın kayıpları giderek artıyor.

Bu arada iktidarla ana muhalefet CHP arasında operasyonun kendisine değil, ama ona Türk Silahlı Kuvvetleri adına katılan ÖSO’ya (Özgür Suriye Ordusu) ilişkin bir tartışmadır gidiyor.

Çünkü CHP daha işin başından sınır ötesi askeri operasyon için iktidara açık destek vermişti.

Bu desteğini kayıtsız şartsız sürdürüyor. Yalnız son zamanlarda operasyona TSK ile birlikte, öncü güç olarak katılan ÖSO militanlarına ilişkin itirazlarda bulunuyor.

Önce, Kürt meselesinde devlet ve AKP politikalarının en büyük destekçisi CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, “ÖSO’nun kaynağı El Kaide’dir” dedi.

Tabii IŞİD’in, Musul Konsolosluğu'nu ele geçirip bütün görevliler ve aileleriyle birlikte rehin aldığı Başkonsolos olarak Öztürk Yılmaz’ın bu konularda oldukça yetkin olduğunu varsayabiliriz. Devletin, o bölgedeki bütün muhalif denilen cihatçı örgütlerle derin ilişkilerini en iyi bilen bir görevlisi olarak Yılmaz ÖSO için, “Kaynağı El Kaide’dir” diyorsa bu doğrudur. 

Tabii eski başkonsolosun bu açıklamasından önce de ÖSO’nun genel olarak cihatçı, kafa kesici örgütlerden devşirilen ya da kaçan paralı militanlardan oluşturulduğunu ve MİT’in kontrolünde olduğunu Suriye savaşını izleyen hemen herkes biliyor.    

Buna rağmen, başta Erdoğan olmak üzere iktidar sözcüleri ÖSO’ya ilişkin bu iddialara acayip sinirlendiler. Hele de Türk askerlerinin bu kafa kesici cihatçılarla, paralı militanlarla  birlikte hareket etmesiyle Silahlı Kuvvetler’in imajına büyük darbe vurulduğu söylentileri nedeniyle çileden çıktılar.

Erdoğan, Öztürk Yılmaz’a “Ulan ahlaksız sen sıcak yatağında yatarken o ÖSO’lar benim Mehmedimle beraber senin kol kanat gerdiğin teröristleri yok ediyorlar.” sözleriyle saldırdı.

Başka konuşmalarında da ÖSO’yu neredeyse kahramanlar ordusu olarak ilan etmekten çekinmedi.

Buna rağmen CHP’nin bu konudaki eleştirileri devam etti.

Engin Altay şöyle konuştu:

"ÖSO birlikleri nereden nasıl oluşturuldu, şüpheli ve tartışma getiricidir. ÖSO, El Kaide uzantılı kimi örgütlerden oluşan bir derleme birliktir. Türkiye'nin bu konuda dikkatli olması lazım."

KILIÇDAROĞLU: ÖSO’YU SİNDİREMİYORUM

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’da bu eleştirileri sürdürdü.

“Biz ordumuzun kahramanlığını ÖSO'ya devretmeye çalışıyoruz. Neden? Kimdir OSÖ, elinde Türk bayrağı. Bizim ordumuz orada. Ordu ÖSO'nun arkasına neden gizlenir? Hangi gerekçelerle gizlenir. Ordunun başarısı ÖSO'ya devredilemez. Kahraman Ordumuzun ile ÖSO'nun birlikte anılmasını içime sindiremiyorum. Koskoca TSK ikinci planda sanki ÖSO birinci planda. Ne demek bu?” diye sordu.

Hatta Fehim Taştekin'in yazısına da atıf yaptı.

Fehim Taştekin Duvar’daki yazısında ÖSO’nun zaten bilinen içyüzünü yeniden tane tane anlatıyordu. Özetle şöyle diyordu:

“Bu grupların birçoğunun sicili etnik ve mezhebi temizlik, sivil katliamı, işkence, infaz, adam kaçırma, hırsızlık, yağma, kötü muamele ve istismar suçlarıyla dolu. Alevi düşmanlığı hepsinde ortak. PYD-YPG karşıtlığıyla nükseden Kürt düşmanlığı da yaygın. Hıristiyanlar da bu grupların elinden az çekmedi. En son Eli Kino’nun Ezidileri geçen yaz mezhepçi düşmanlığın kurbanı oldu.”

Peki, CHP de bunları bildiği halde, işin başında Afrin savaşını desteklerken, şimdi kalkıp niçin ÖSO’nun içyüzünü kamuoyuna anlatıyor? Ve ‘Mehmetçiğin’ ÖSO militanlarıyla yan yana görünmesinden rahatsız olduğunu söylüyor?

Adeta bir günah çıkarma faaliyeti içinde.

Kamuoyunda ve kendi içinde giderek bu haksız ve kirli savaşa ‘evet’ diyerek sorumluluğuna ortak olduğu için yapılan eleştirilerin dozu artıyor. Özellikle de 3 Şubat’taki kurultayda Afrin’deki savaş ve sivil katliamları konusunda tartışmalar yaşanabilir.

Acaba bu beklenti CHP yönetimini telaşlandırmış olabilir mi?

Ve şimdiden bu muhtemel eleştirilere karşı  gerekçe mi üretiyorlar ? Soruları akla geliyor.

Ya da yaptıkları işten, yani AKP-Devlet Koalisyonu’na terörle mücadele gerekçesi ile kayıtsız şartsız savaş desteği vermiş olmaktan mı utanmaya başladılar?

Öyle ya! Savaş destekçiliği utanılacak bir şey değil midir?