DEMOKRASİ İÇİN SOLUN BİRLİĞİ


DEMOKRASİ İÇİN SOLUN BİRLİĞİ

Demokrasi için birlik ve dayanışma zamanıdır.

MHP’nin katılımıyla sağ, AKP’nin şemsiyesi altında bir araya geldi. Tüm sağ, blok halinde sola karşı sayısal, politik ve ideolojik üstünlüğü elinde tutuyor. Sonu belirsiz maceracı politikalarla bölgede tehlikeli savaşları kışkırtıyor. Laik ve çağdaş eğitime sırt çeviriyor. Devletçilik, dinci muhafazakarlık, milliyetçilik ve militarizm gibi dört sağ ideolojik paradigma ile Türkiye’yi demokrasiden uzaklaştırarak, ekonomik, etnik ve dini bir kargaşaya sürüklüyor görünümünde.

Ülkede gerçek demokrasi için mücadeleyi amaç edinen ilerici sol, sağa karşı tek bir blokta birleşemiyor; çoğulculuk, sosyal globalizm, enternasyonal yurtseverlik, özgürlük, barış ve sosyal adalet etrafında bir araya gelemiyor. Sol partiler ve diğer hareketler ayrı ayrı kulvarlarda kendilerine uygun gündemle politika yapmaya çalışıyor; muhafazakâr ideolojik hegemonya karşısında ilerici demokratik bir hegemonya ile çıkamadığından politik yenilgilerin sonu gelmiyor.

CHP, HDP, BHH, Halkevleri ve diğer parti ve hareketlerin (HTKP, KP ve EMEP’nin) ittifakı gerçekleşebilseydi 7 Haziran seçim sonuçları korunabilir, AKP durdurulamaz çöküş sürecine girebilirdi. Şimdi solun tamamı politik yenilginin ağır bedellerini ödüyor. HDP’nin başı hapiste, HDP’nin kendisi çözülme sürecinde. ÖDP sokağa çıkmayacak kadar zayıf. BHH’nin ise adresi kayıp, var mı yok mu belli değil.

Ya CHP? Otoriter rejim karşısında darbe yemekten serseme dönmüş durumda. Politikada bir veya iki yenilgi belki kabul edilebilir ancak bu kadarı çok fazla. Seçim stratejileri yanlıştı, MHP ile kurduğu ittifaklarda defalarca kündeye getirildi. Barış için ne söylediği, Kürt halkına ne vaat ettiği muamma. Teröre karşı politik bir strateji geliştiremediği gibi Fırat Kalkan’ını savunabilecek kadar kendi kendiyle çelişiyor.  

İlerici sol ittifakı ama’sız, fakat’sız gerçekleşmesinin tam zamanıdır. Partilerin adı ne olursa olsun umutsuzluğa sürüklenen halkın umut ışığı olunmuyorsa, ilerici saflarda yer almanın bir anlamı kalmaz. Umut ışığı olmak kolay değil, birlik gerektirir, fedakârlık gerektirir.

Tarihteki sol birlik denemeleri bazen örgütlerin toplamı olarak görüldü bazen de dar ideolojik sekterlikle sınırlandırıldı. Günümüzde ise birçok ülkede partiler bloklar biçiminde kuruluyor, başarıyla çalışıyor.

Solu doğru analiz edenler doğru ittifakları kurabiliyor.

İspanya’da Sosyalist Parti dışında tüm sol, PODEMOS ve İzquierda Unida, bir araya geldi. Bunun gibi dünyanın pek çok ülkesinde artan sayıda sol bloklar oluşuyor.  CHP’deki farklı akımların varlığı, HDP ve BHH’deki değişik grupların birlikte hareket etmesi önemlidir. Partiler içi ve partiler arası sol bloklar çoğalıyor, çoğulculuğa karşı tolerans güçleniyor. Daha da geliştirilmesi için çaba harcanıyor.

Birleştirici sol düşüncenin 3 aşaması

Sol düşüncenin tarihsel evrimi dahil yeni düşünce parametreleri farklı kalemlerden ilerici kamuoyuna sunuldu.

Yoğun çalışmalar sonucunda Latin Amerika ve Batı Avrupa solunu temsil eden gruplar arasında yakınlaşmalar arttı. Birleşme ve yakınlaşmalar, öncesi ve sonrası ile deneyimler tek tek analiz edildi. Solun gen haritasının yeniden çizilmesinde belirli ilerlemeler kaydedildi. Solu sağdan ayıran değerlere yeniden ışık tutuldu.

21. yüzyılın sorunlarına cevap arayan teorik çalışmalar aralıksız sürüyor.

Türkiye solu, dünyadaki diğer sol akımlardan farklı olarak teorik araştırmalarda çok zayıf. İnandırıcı ideolojik bulgularının çoğu ithal malı veya küçük adacıklar biçiminde ve birbirleriyle ilişkisi yok.

Sol partilerin zayıf kalması ve sol birlik kültürünün gelişememesinin bir nedeni de sol düşüncenin evrimine ilişkin araştırmalardaki yetersizlik.   

Önceleri sol parti ve grupları birbirine yakınlaştıran politik düzlemde 3 temel parametreye dikkat çekilmişti; demokrasi, çevre ve sosyal adalet. Fakat daha sonra ilerici parti ve hareketleri, bu 3 kategoriye sıkıştırmanın yeterli olmayacağı anlaşıldı.

Latin Amerikalı bir araştırma grubu ilerici hareketin renklerini daha geniş zemine taşıdı.

Aşağıda değerlendirmesini yapacağım10 ideolojik parametre sağ ve sol karşılaştırılarak formüle edildi. Solun kimliğini tanımada ve sol blok oluşturmada tartışılmaya değer olabileceği kanısındayım.

Fakat solu 21. yüzyıl koşullarına taşıyacak parametrelerin analizlerinden önce, teorik araştırmaların gerçekleştiği, koşulları farklı olan 3 aşamayı ayırt etmek gerek.

1917 Ekim Devrimi ve 1921 Alman Devrimi’nin yenilgisiyle son bulan klasik sol dönem, Orta Avrupa’daki güçlü işçi hareketiyle bilinir. Birleştirici Sosyal Demokrat hareketler bu dönemde filizlendi. Sınıf mücadelesine dayanmayan toplumcu sosyalist hareketlerle ve Marksist düşünce akımlarının birliği, dönemin niteliğini belirlemişti. Birlik için gerekli iç demokratik ortam, işçi sınıfının varlığıyla yaşam bulmuştu. Ayrılığı güçlendiren ideolojik argümanlar ise dönemin sonuna doğru hızla arttı.

İkinci kırılma Sovyetler ’in politik öncülüğünü kaybettiği 1917’den 80’lere kadar ki dönemdir. Batı Avrupa Sol’unu karakterize eden aydınlarla işçi hareketinin ayrışması bu yıllarda oldu. Sovyet deneyiminin hegemonyası 60’lı yılların ortalarına doğru son buldu. Sayısız Marksist ve sosyalist akım kendi yollarını seçmeleri sonucunda, teori ve pratik arasındaki zincir koptu. Toplumdan öğrenip sorunlara çözüm bulma, yerini, ideolojik dogmalara bıraktı. Halka, nüfusun büyük çoğunluğuna ulaşacak birleştirici teorik argümanlar kenara çekildi. 

1968 günümüze kadar gelen üçüncü küresel aşamada sol düşünce niteliksel bakımından diğerlerinden farklılıklar gösterir. Sovyetler Birliği’nin fiilen sol politikadan silindiği yıllarda, Perestroyka (Yeniden yapılandırma, reform hareketleri) ile beraber yeniden güç kazanmaya çalıştı. Komünist partilerin, geçmişi suni teneffüsle yaşatma çabaları ve sosyal demokratların kriz içindeki kapitalist sistemin merkezine kaymaları, solun değişimini, gerçeğe, emekçi yığınların sorunlarına yönelmesini geciktirdi.  (NS)

Global liberalizmin egemen olduğu koşullarda yoksulların yanında olmak, demokrasiyi savunmak ve geçmiş hataların açtığı yaraları kapatmak önemliydi. Geçmişin eleştirisini yapmak, birleştirici teori ihtiyacıyla dünyanın dört bir yanına dağılan sol eğilimli aydınların önüne gelmişti.

İlerici düşünceleri bulup çıkarmak ve topluma kabul ettirmek, Berlin duvarının yıkılmasından sonra 90’ların sonuna doğru az da olsa bir hareket kazandı. 

Birleştirici ilerici düşüncenin gelişiminde karşılaşılan zorluklar

Önce Latin Amerika’da ve daha sonra Güney Avrupa’da iktidar alternatifi olabilecek kadar güç kazanan solun birleştirici teorik paradigmalarının toplumda kabul görmesi uzun bir zaman aldı. Politik değişimle beraber, solun çalışma etiği, politikası ve moral değerleri değişti. Bu aşamaya çeşitli zorluklar aşılarak gelindi.

Sol teori -pratik ikileminde kırılmanın izleri ikinci dünya savaşından sonra iyice belirmişti. İspanyolca ‘Nueva Sociedad ’dergisi sol teorinin yenilenmeye çalışıldığı bu aşamada 7 engelle karşılaşıldığını yazıyor: Küreselleşme, profesyonelleşme, Amerikalaşma, akademik soyutlama, Marksist hegemonyanın son bulması, dini referansların artması ve aydınların politik parti ve sosyal hareketlerden uzak duruşları.

Sol düşünce üzerinde çalışan araştırmacıların karşılaştığı bu engelleri kısaca açalım.

Sol düşünürler yalnızca Batı Avrupa’da yaşamıyor, dünyanın dört bir yanında dağılmış durumda. “Eleştirel teori” Batı Avrupa sınırlarının çok ötesinde gelişme zemini buldu. Slovenya’dan Slavoj Zizak, Çin’den Wang Hui, Fransa’dan Alan Badiou, Arjantin’den Nestor Garcia Canclini gibi birçok düşünür dünyanın farklı sosyal-kültürel yerlerinden geliyor. Sol düşüncedeki global gelişme, sol birliğe yeni olanaklar getiriyor.

Globalleşme ve ABD’leşme, aslında birbirinden ayrılmayan iki karakteristik özelliktir. Sol teori, önce orta Avrupa’da doğdu sonra batıya kaydı, şimdi de ABD’de. Ekonomik yönden en güçlü ülkeler, sol teorik araştırmalara ev sahipliği yapıyor. Yakında Asya’nın merkez olabileceği tahmin ediliyor. Sol ve Marksist düşünürler, en son teknolojiyi kullanarak dünyayı izliyor, analizleri okuyor, yorumluyor, konferanslara katılıyor, söyleşiler yapıyor.

Farklı ülkelerden gelen düşünürler büyük şirketlerin finanse ettiği ABD üniversitelerinde çalışıyor. Bilimsel gelişmişliğin vardığı düzey ve İngilizcenin enternasyonal olanakları, global yayın evleri, araştırmalara ulaşabilme kolaylığı ve kütüphaneler bu ülkeyi cazip hale getiriyor.

Dünyanın çok farklı üniversitelerinde önemli hocalarımız çalışıyor ancak uluslararasında bir Marksist düşünürümüz henüz olmadı. Rıza Türmen, İbrahim Kaboğlu gibi Avrupa yargı kurumlarında görev alan hukukçular ilerici saflarda siyasette aktif yer alıyorlar ancak çok az sayıdalar ve ancak sosyal alanlarla sınırlılar.  

Üçüncü karakteristik, kapitalizmi eleştiren düşünürlerin hemen hemen hepsinin akademisyen olmalarıdır. Doğa bilimlerinde değil özellikle sosyal ve politik bilimlerdeler. Doğal Bilimci David Harvey ve bazı Marksistler dışında büyük çoğunluk sosyoloji, felsefe ve politikada uzmanlar.

Türkiye’de Akademisyenler barış için atıkları imzalardan dolayı ağır bedeller öderken ABD ve Avrupa üniversitelerinde enternasyonal ödüller alan Türkiyeli bilim insanları, çoğunlukla sol eğilimli değiller ve Türkiye ile ilişkileri oldukça zayıf.

İlericilik kriteri, bilim insanlarının toplumsal sorunlara karşı hassasiyetlerini belirler. 

Marks, Lenin, R Luxemburg, A Gramsci şimdikiler gibi akademisyen değillerdi. Yalnızca akademik soyutlamalar yapmıyordular. Pratik sorunlara teorik açıklamalar getiriyorlardı. Günümüzdeki Marksist, post-Marksist sol düşünürler, sadece teoriyle uğraşıyor, teoriden teori üretiyorlar. Sol politik kültürdeki bu derin soyutlamalar sıklıkla gerçekleri görmede engel oluyor. Teori, patikle etkileşim içinde değil ve teori ile pratik arasında derin kopmalar yaşanıyor.   (NS)

Dördüncü özellik, düşünürlerin çoğu politikadan ve politik partilerden uzak durmalarıdır. Lenin ve Marks politik parti veya hareketlerin başındaydı. Hayatla iç içeydi. Teorileri de karşılaşılan sorunlara cevaplar bulmayı amaçlıyordu. Günümüzdeki düşünürlerin önemli bir çoğunluğu ise, parti ve sosyal hareketlerden uzak durmayı tercih ediyor.

Soldaki Marksist hegemonya zamanın ruhuna uygun paradigmalarının bulunup geliştirilmesinde önemli rol oynamıştı. Marksizm hala güçlü bir akım olarak varlığını sürdürmesine rağmen egemenliği tarihe karıştı.

 

Demokrasi platformunun politik değerleri

Marksist ve sol kampta toplanan ilerici düşüncenin değerleri, 10 ana başlıkta toplanabilir. Demokrasi için birlik platformuna zemin oluşturabilecek bu çağdaş paradigmaların kısa özetini yapalım:

  • Politik demokrasi; özgürlük ve eşitlik dengesi. Uzun yıllar eşitlik solun, özgürlük ise sağın mirasıydı. İlerici akımlar çalışma saatlerini azaltarak, çevreye ve sosyal yaşama zarar veren işleri ortadan kaldırarak, asgari ücret politikalarını uygulayarak, insan haklarının ve bireysel özgürlüklerin ekonomik ön koşullarını hazırladılar. Sağ, çalışan yığınların yaşam standartlarını iyileştiren politikaları ekonomizmle damgalayarak reddetmişti.

Sol, derinleşen kapitalist krizlere karşı alternatif geliştirirken demokrasiyi derinleştirdi, ekonomik determinizmi aştı. Egemen elit tarafından dar sınırlarda tutulan politik demokrasinin boyutlarını genişletti. Aşırı sağ görüşler dışında kalan politik görüşlere tolerans, kültürel ve cinsel farklılıkları kucaklama ve bireysel özgürlükler solun politik alanına entegre edildi.

   

  • Özgürlükçü demokrasi; çoğunluğa karşı bireyin egemenliği. Evrensel insan haklarını uzun bir dönem geliştiren sağ, izlediği saldırgan ve ulusal güvenlikçi politikalar sonucunda bu alanı sola kaptırdı. Her ne kadar, Türkiye solu hala toplumsal ve politik çoğunluğa dayalı politikaları sürdürse de, uluslararası sol, merkezine bireyi aldı. Tek tek insanı ve onun etrafındaki ekonomik ve ekolojik maddi koşulları entegre bir biçimde formüle ederek birey temelli politikalarda inisiyatifi elde etti. 
  • Kültürel demokrasi; tek kültürlülük karşısında çok kültürlülük. Etnik ve dilde çoğulculuk solda hızla geniş yer işgal ederken, sağ, bu konularda heterojen bir görünüm arz ediyor. Halkların kendi kaderini tayın hakkını politik amaçlarından biri olarak koruyan sol birlikte yaşamanın koşullarına yenilerini ekledi. Bir ulus içinde birden fazla ulusun eşit koşullarda ve barış içinde yaşayabileceği 21 yüzyıl koşullarına uygun enternasyonal yurtseverliği ve halkların kardeşliğini temsil eden ulus devlet demokrasisini geliştiriyor.

 

  • Ekolojik demokrasi; çevreye uyumlu sürdürülebilir kalkınma. Maliyeti ne olursa olsun ekonomik kalkınma sağın geleneksel politikasıdır. Sürdürülebilir kalkınma ve ekolojiyi koruma ise, solun gelişen değerlerinden biridir. İlerici sol partiler yaşam kalitesi üzerinde yoğunlaşıyor. Kapitalist maddi tüketimin yerini alacak, insanı mutlu kılan bireyler arası ilişkilere ve kültürel ve sanatsal zenginliğe öncelik veriyor. 
  • İnanç demokrasisi; inanç yasaları ve sekülerizm. Sol, çok kararlı bir biçimde, devletin ve dini kurumların birbirinden etkin bir biçimde ayrılmasını savunuyor.
  • Ekonomik demokrasi; devlet ve pazar ilişkisi. Sol, geniş devlet müdahalesinin zorunluluğu görüşünü ısrarla koruyor.
  • Toplumsal demokrasi; temsili demokrasinin karşısında katılımcı demokrasi. Toplumun temsilini isteyen sol, katılımcı demokrasiye aktif eğilim gösterirken, tüm maddi ve kültürel kaynakların demokratik yoldan bölüştürülmesini istiyor. Az gelirli sınıfların yaşamlarını kötüleştiren kesintilerin durdurmasının ve ekonomik krizden çıkışın yollarını arıyor. 
  • Sosyal demokrasi; politik partiler ve sosyal hareketler. Sol sosyal hareketler, ifade alanının aracısız en tutarlı savunulduğu alanlardır. Reformcu sol partiler ve sosyal hareketler, merkezi yapıları tasfiye etmeyi, işyerlerinde demokrasiyi, halk meclislerini ve referandumları hayata geçirmeyi politikalarının ana ekseni yapıyor.  Parti ve devletlerin dikey örgütlenmesine paralel olarak, yatay örgütlenmelerini mümkün kılacak projeler geliştiriyor.
  • Bölgesel demokrasi; serbest dolaşımın karşısında ulusal ekonomi. Sol, ulusal veya bölgesel normlara dönülmesinden yana. Sol partiler, şehir ve köy arasındaki inanılmaz eşitsiz kaynak aktarımına son vermeyi hedeflerken, sağ, mega kent politikalarda ısrar ediyor.  (NI)
  • Global demokrasi; liberal globalizasyona karşı enternasyonal sosyal globalizasyon. Sol, küreselleşmeyi geliştiren projeleri devreye sokarken, yerel olan her şeye öncelik veriyor. Yeşil enerji, organik tarım ve her yörenin kendine yetecek artıksal dönüşüm kapasitelerinin geliştirilmesini hedefliyor. Bireyin ve yerel komünlerin ekosisteme zarar vermeme kültürünü geliştirdi, şimdilerde de bunu politikaya dönüştürme çabasında.  (NS & NE)

Solu temsil eden CHP, HDP, BHH, DİB’, Halkevleri ve diğer parti ve hareketlerin (HTKP, KP ve EMEP’in) amaç ve programlarına bakıldığında, yukardaki politik değerlerin sadece bir kısmının yer aldığı görülüyor. Enternasyonal deneyimler dikkatlice analiz edilirse politik vizyonu geliştirmek mümkündür.

Eğer sol, birleşik bir hareket yaratırsa, inandırıcı, demokratik bir alternatifin zemini hala mevcuttur. Ülkemizde demokrasi için birlik olursa, sol, kısa sürede toplumda derin kökler salabilir, halkın eğilimini, toplumsal değişimleri algılama olanağı bulabilir. Böylece seçmenin iradesini sola çevirmenin olanakları da doğabilir. Demokrasi etrafında birleşen sol, milyonları saflarına çekerek iktidar alternatifine dönüşebilir.

Kaynaklar

1-    Nueva Sociedad, 217, 2008, İspanyolca, Mayıs 2015

2-    Nueva Sociedad, 217, 2008, İspanyolca, eylül -ekim, 2008

3-    New statesment, İngilizce, “Future of left”, eylül 2016

4-    New Internationalist, İngilizce, “big ideas”, mart-Nisan 2014

5-    CHP, HDP, ÖDP program ve tüzükleri

6-    BHH ve DİB konferans ve bildiriler

 

Nueva Sociedad (yeni toplum); 1972 yılında Buenos Aires’te, Arjantin, yayına başlayan derginin amacı Latin Amerika’da demokrasiyi geliştirmektir. İspanyolca, Portekizce ve İrlanda dillerinde yayımlanıyor.  Aydın ve akademisyen çevrelerde yakından izlenen derginin sol ve sosyal demokrat politik çizgide ampirik ve analitik araştırmalar yapıyor ve makaleler yayınlıyor.   

New statesment; 1913’te Londra’da politik ve kültür dergisi olarak yayına başladı. Sosyal demokrat politikalara öncelik veriyor. Aydın ve akademisyenler arasında yakından izleniyor. Yaklaşık 35000 tirajı var. Son yıllarda bazı yazarlara sahifelerini açarak Marksizm Today’in boşluğunu doldurmanın yollarını arıyor. 

New Internationalist, 40 yıldır yayınlanan bağımsız derginin merkezi Oxford, İngiltere. Global sorunları uluslararası politik gündeme taşıyarak 8 enternasyonal ödüle layık görüldü. Birleşmiş Miller ve Uluslararası Af Örgütünün yakından tanıdığı ve desteklediği dergi alanında satış rekoru kırıyor.