YÜZBİNLER MEYDANLARDA: 15 Ekim’de global protestoya katil


Mehmet Tas - 11/10/2011 11:57:36 (336 okunma)


YÜZBİNLER MEYDANLARDA: 15 Ekim’de global protestoya katil 

Hindistan’da düş kırıklığına uğramış yüzbinlerce yerli halk açlık grevindeki Anna Hazare’yi destekledi, Israil tarihinin en büyük sokak gösterilerinden sonra serseme döndü, İspanya ve Yunanistan’da, çileden çıkmış gençlik ülkelerinin heme hemen her meydanını işgal etti. Şili Komünist partisi üyesi ve ülkenin en büyük öğrenci federesyonu lideri Camile Vallejo ‘nun çağrısıyla onbinlerce üniversiteli gençlik kampüslerden sokaklara taşarak polisle çatıştı ayaklandı, başkaldırdı. Ağustos ayında Londra üç gün üç gece alevler içindeydi. Tunus ve Mısırda yüzbinler istemedilkleri diktatörleri alaşağı etti. Wall Street’i işgal etmek istiyenler bir haftadır çadırlarda direniyor, polisle çatışyor. 15 ekimde global protestolar organize ediliyor.

Asya’dan Orta Doğuya, Şiliden Atina’ya, Madrid’e, Londra’dan Finans kapitalin kalbi Wall street’e kadar yerkürenin her yerinde emekçi yığınların, gençliğin ve aydınların şikâyetleri , hedefleri aynı; çürümüş ditatörler, ahlaksızlık, rüşvetçi ve yozlaşmış bankalar, pahalı yüksek eğitim, işsizlik ve konut…

Gelirdeki adaletsizlik, yüksek işsizlik oranları, sosyal yatırımlardaki kesintiler bu rahatsızlıkları besledi büyüttü. Ekonomik gelişmesi hızlı olan Hindistan ve İsralil’de halk, sistemin yozlaştığından kendi haklarına yönelik saldırılara karşı güvensiz kaldıklarından şikayetçi. 

Her yaştan vatandaş, hiyerarşik yapıları katı olan geleneksel parti ve kurumlardan giderek uzaklaşıyor. Artan sayıda insan daha dinamik daha esnek kültürlerle oluşmuş web sitelerine yanaşıyor. Twıtter ve PayPal gibi bireyleri hemen örgütleyen, aralarında koalisyon kurabilen elekronik sanal oluşumlar yaşayabiliyor, geçerli oluyor. Buralarda odaklanan aktivistler hükümetlerin, bankaların ve şirketlerin daha az merkeziyetçi ve ve geleneksel yapılardan daha fazla bağımsız olmalarını istiyor. Geleneksel çürümüş sistemi koruyan anayasalar, ‘demokrasi’ler kabul görmüyor artık. 

Hiç kimse diktatörleri geri çağırmıyor. Çürümüş yozlaşmış sistemi kamufle eden, dört yılda bir oy kullanmak anlamsız ve işlevsizleşiyor. Ahlak ve moral değerlerini iktidar partilerine ipotek eden geleneksel statukocu politikacılar bir geliyor bir gidiyor. Medyada ve parlamentolarda konuşulanla egemen sınıf ve politik elitin yaptıkları taban tabana zıt. Dünyanın her yerinde halk ahlaksızca aldatılıyor. Politik system kendini var eden vatandaşına sırtını döndü. Farklı demokrasi, farklı demokratik normların tartışılması gerektiği artık birçok kişi tarafından paylaşılıyor. 

İnsanlık tarihinin en karanlık döneminden geçiyoruz. Bir savaş bitiyor ötkisi başlıyor. Herkesin gözü önünde milyonlarca insan öldürülüyor. Dünyanın farklı kültürlerinden insanlar bir evde yaşayan tek bir ailedir. Ailemizde, evimizde bir katliam yaşanıyor seyirci kalamayız. Finans kapitalin yarattığı bu karanlık tünelden hep beraber çıkmayı becermeliyiz. Borsalar ve bankaların çoğu kumara benzer ekonomik krizde paralarını kaybettiler. Hükümetler bir defa kurtardı, İkinci defa krize girdiler tekrar kurtarmak istiyor. Finans sistemini değiştirmeden yöneticilerini cezalandırmadan halkın boğazından çalınan paralarla kurtarmak tam anlamıyla insafsızlıktır, ahlaksızlıktır.

Toplum yararına hiç bir şey yapmayan bankalar ve büyük korporasyonlar toplumları medya ve iki yüzlü politikacılar aracılığıyla esir almış durumda. Hükümetler aracılığıyla dikte ettirdikleri mali tassaruf paketleri anti demokratiktir. Bu kriz parlamenter sistemlerin meşruiyetini de sınadı. Halka rağmen halkı yoksullaştırarak sistemi kurtarmak meşru değildir. 

Otuz yılda neo- liberalizm aracılığıyla sosyal devletin egemenliğindeki ekonomik sistemden serbest pazar ekonomisine geçiş gerçekleştirildi. Protestocuların kendi deneyimleriyle tanık oldukları şudur ki, bu dönüşümler yalnızca küçücük bir sınıfsal azınlığın çıkarına yaradı. Özelleştirmelerden büyük pay alanlar partileri medyayı ve bir bütün olarak politik sistemi kontrol altına aldı. Bu sınıfsal ayrışma protesto ediliyor. 

Finans kapitalin arkasında duran tüm politik güçler geriletilmeden ne krizden çıkılabilir, ne de demokrasi işlerlik kazanabilir. Geleneksel sağ veya sağ sosyal demokrasi kitle tabanını kaybediyor. Marksist sol demokrasi, sivil toplum ve sosyalizm üçleminde toplumların karşı karşıya kaldığı bu ağır sorunlara farklı çözümler tartışıyor ve üretiyor. tüm insanlığı, insani değerler içinde kucaklayan daha güzel bir dünyanın projesi oluşturulmaya çalışılıyor. 

15 Ekim’deki global protestoya katılmak, çığlıklara bir çığlık daha katmak bir insanlık görevidir. Hepimiz dünyanın heryerinde halkı yoksullaştıran finans kapitale karşı tek yumruk olacağız katıl gücünü göster. 

LONDRA / 10/10/2011