AK PARTİ VE HDP İÇİN TEK ÇIKIŞ YOLU


Bu gece bir rüya gördüm bakın size de anlatayım!..

Sadece AK Parti ve HDP için de değil,  bütün bir Türkiye için “hayırlara vesile olabilecek” tek bir çözüm yolu  görünüyor ufukta:

AK Parti ve HDP,  bir şekilde Öcalan’ın da katıldığı görüşmeler sonunda  aşağıdaki  konularda anlaştıklarını ilan ederler:

Yeni bir anayasa yapımı:

a-Yerel yönetimlere daha fazla insiyatifin verildiği “adem-i merkeziyetçiliği” temel alan bir yapı konusunda prensip anlaşmasına varılmıştır.

b-anadilde eğitim konusundaki bütün engellerin kaldırılması,

c-vatandaşlık konusunun “Türkiyelilik” zemininde yeniden ifade edilmesi,

d-%10 barajının kaldırılması-barajın  daha aşağıya indirilmesi,

e-PKK’nın kongre toplayarak silahlı mücadeleye son verdiğini ilan etmesi,

f-Öcalan’ı da içine alacak şekilde siyasi bir genel  afın ilan edilmesi,

g-yeni anayasa oylanırken aynı zamanda bir erken seçime de gidilmesi kaydıyla,  kurulacak olan AK Parti   azınlık hükümetinin  HDP tarafından  desteklemesi konularında  anlaşmışlardır...

“Çok mu hayalci” diyorsunuz, “bu bir rüyadır” mı diyorsunuz, hadi o zaman gelin sizinle biraz da “rüya tabiri” yapalım!...

Önce HDP’den başlayalım: HDP ne yapacak? İçinde MHP’nin bulunduğu bir  ittifaka evet dediği an güneşin altındaki kar gibi erimeye başlar HDP.  Böyle bir “ittifak” herşeyden önce Öcalan’ı tamamen devre dışı bırakmak demektir ki, HDP bunu kendi tabanına kolay kolay anlatamaz... Sadece Öcalan meselesi de değil tabi, içinde MHP nin  bulunduğu bir ittifaka hiçbir şekilde yeni bir anayasa önerisiyle falan yaklaşamaz HDP. Bırakın MHP yi, CHP bile istemiyor bu türden  bir çözümü... 7 Haziran öncesi  “anti Erdoğan” ittifakı dönemi bitmiştir artık. HDP’nin şimdi normal hayatın akışına geri dönmesi lazım. 

Ama artık öyle, eskiden olduğu gibi bir işe yaramayan “ilerici”-“solcu” yaramaz çocuk olarak da yola devam edemez HDP!.. Halkımız ona ciddi bir rol biçmiştir;  önümüzdeki süreçte ya ana muhalefet olma yolunda “kendisi olarak”  ciddi adımlar atacaktır, ya da eski Türkiye’nin içinde “solcu” bir  jönkürt  örgütü olarak varlığını  devam ettirmek  isteyecektir...

Öte yandan, HDP yukardaki gibi bir anlaşma zemini olmadan AK Parti ile de işbirliği yapamaz.  Yani, 7 Haziran öncesine dönüş de mümkün değildir artık.

Ha, bir de şu “ödünç oylar” meselesi var?  Bu konuda da iki  anlayış söz konusu: HDP ya diyecek ki, “tamam da, bu  aynı şeye karşı olmaktan kaynaklanan taktik bir işbirliği olayı idi; şimdi artık şartlar değişmiş herkes kendi programına dönmüştür”; ya da bunu esasa ilişkin-ilkesel bir duruş olarak  görecek,  kendisini eski Türkiye’nin Kemalist-Devletçi bir fraksiyonu olarak tanımlayarak  kendi özünü inkar yoluna girecektir... Tam bir yol ayrımı!...   

Bir de tabi,  “ben karışmıyorum”, ne haliniz varsa görün  demek var ki, bu da  bir çözüm yolu değil. Bu nedenle, HDP ‘nin hemen-hiç beklemeden yukardaki metne sahip çıkarak, tek çözüm yolunun bu olduğunu, kendisinin de böyle bir çözüme hazır olduğunu ilan etmesi gerekir...

AK Partiye gelelim: AK Parti açısından bakınca da görünen iki alternatif vardır, onlar da ya MHP ile bir koalisyon yapacaklar, ya da yukardaki çözüm yoluna girecekler. 

Açık olalım: MHP ile yol arkadaşlığı AK Parti’yi adım adım yok eder. Milliyetçi Cephe içindeki Demirel’e dönerler!... Kürtleri ve Kürt Sorununu bir yana bırakarak yeni-demokratik-küresel süreçlerle bütünleşen  bir Türkiye’yi inşa etmek  hayal olur. Ülke içindeki ve küresel düzeydeki demokratik kamu oyunu da karşısına alarak girişilecek bu türden bir  yol 20.yüzyıla özgü bir çıkmaz sokaktır... AK Parti böyle bir yola girdiği an,  istese de istemese de giderekten MHP lileşir ve biter!... İç ve dış dinamikler daha önce nasıl bir AK Parti çıkardılarsa,  bu kez de başka bir PARTİ çıkar ortaya ve süreç kaldığı yerden devam eder... Bu durumda AK Parti için de artık  Erbakancı eski yol arkadaşlarıyla kader ortaklığı yapmaktan başka alternatif kalmaz!... “Biz nerede hata yaptık” diye oturur hatıralarını yazarlar belki!...

Yani, AK Parti için de kendi misyonuna uygun tek çıkış yolu yukarıdaki anlaşma metninin altına imza atmak, hatta bu işin öncülüğünü yaparak, daha görüşmeler başlamadan önce irade beyanı şeklinde bunu kamu oyuna açıklayıp HDP yi de bu yola çağırmaktır.

AK parti, HDP ‘yi de ancak bu şekilde- kendi deyimleriyle  “üst akılın”-“şer cephesinin” elinden kurtarabilir!!.. E, bu kadar da olsun artık. Bütün bir İslam aleminin kurtarıcısı rolüne soyunan bir partinin bu türden bir demokrasi manevrasıyla,  kendi küllerinden yeniden doğarak,  hem kendisini hem de Kürtleri- ve tabi Türkiye’yi de-  eski Türkiye’nin Devletçi tuzaklarından kurtarmasını beklemek fazla  birşey olmasa gerek!...   

Peki, AK Parti yukardaki esaslar üzerinde HDP ile bir anlaşmaya varıldığını duyurduğu zaman ne olur dersiniz?

Aslında  Erdoğan, “Kürt Sorunu yoktur, Dolmabahçe toplantısı yanlıştır” diyene kadar AK partinin izlediği çizgi zaten bu değil miydi? En azından  böyle bir çözümün karşısında olmadıkları şeklinde bir imaj vardı kamu oyunda... Son on iki yılı düşünün, o darbelerle mücadele süreçlerini düşünün, yeni anayasa yapımı çalışmalarını düşünün, bu dönemde atılan bütün o demokratik adımları düşünün, bunların hepsini AK Parti ve onu destekleyen demokrat kamu oyu birlikte yapmadılar mı?  Bu nedenle, şimdi yukardaki zemine dönüş AK Parti için yeni birşey olmayacak.

Geriye sadece Erdoğan  ve “Türk tipi Başkanlık” engeli kalıyor ki, bu sorunu da zaten şu an halkımız çözmüş görünüyor!... Erdoğan,  Gül gibi bir cumhurbaşkanı olarak görevine devam eder... Hükümetle uyum halinde, yeni Türkiye projesinin hayata geçirilmesine katkıda bulunur..

Sonra uyanınca  dedim ki kendi kendime, “yahu bu senin  öteden beri “Tarihsel Uzlaşma” olarak  ifade etmek istediğim şey değil miydi”!...

Bu yönde adım atılacağına dair bir işaret gelsin, bakın siz  o zaman, bütün sivil toplum örgütleri de bunun arkasında olacaklardır...

Ne dersiniz çok mu hayalci bu görüşler; ama dedim ya bu bir rüya idi...