"...BU NE HİKMETTİR!!..."


SAYIN ERDOĞAN “FAİZ DÜŞSÜN, HATTA ALMANYA VE JAPONYA GİBİ SIFIRLANSIN” DEDİKÇE FAİZ VE DÖVİZ YÜKSELİYOR, BU NE HİKMETTİR!!...


Gazetelerden:

“Kurda yükseliş inşaatı vuruyor”

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/29912254.asp

Anadolu burjuvazisinin en önemli örgütü-şimdiye kadar hep AK Parti’yi ve Erdoğan’ı destekleyen- MÜSİAD'ın da son koalisyon tartışmaları ortamında "tarihsel uzlaşma" anlayışına yönelmesinden sonra AK Parti içindeki  “AK Saray” fraksiyonunun tek dayanağı olarak kalan "inşaatçılar"da feryad etmeye başladılar!... Sanırım bu nedenle, sayın Erdoğan geçenlerde gene,  “Almanya ve Japonya gibi bizde de faizler sıfırlansın” demeye başladı!!... Ama işin ilginç yanı,  daha önce olduğu gibi bu sefer de  o faizler sıfırlansın dedikçe dövizin ve faizlerin yükselmesi!!.. Ne yapsın, “danışmanlar” bir tablo çiziyor ve koyuyorlar önüne, o da buna göre politika yapıyor!!... Ama bu bahane değil tabi, o “danışmanları” hala orada tutan kim desenize!?...

 

Bunlar gerçekten başka bir gezegende yaşıyorlar!!... Doların yükselişini “sanayimizin rekabet gücünü arttırıyor” diyerek destekleyen  Denizli’li büyük ekonomist bakanımızın ve aynı fraksiyona dahil danışmanların klavuzluğu altında "kefenimizi giymiş" vaziyette "ikinci kurtuluş savaşı" sürecinde dolu dizgin ilerliyoruz!... Allah sonumuzu hayır getirsin!...

 

Bakın S.Demiralp bu döviz, faiz, ithalat, ihracat ilişkisini nasıl açıklıyor. İsterseniz önce bir onu  okuyun:

http://www.milliyet.com.tr/yuksek-kur-ihracati-vurur-mu-/ekonomi/ydetay/2108923/default.htm

Nereye gidiyoruz?

Türkiye'yi bugün, "döviz yükseldikçe rekabet gücümüz-dolayısıyla da ihracatımız artar" diye düşünen  "faiz lobisi" avcısı ilkel bir  zihniyetin- kendini bu türden ideolojik yönlendirmelere terketmiş,   “göklerden gelen  sesin” hikmetiyle işbaşında olduğuna inanan ilkel bir siyaset anlayışının  yönettiğini söylemiştik... Öyle ki, bunlar  oldukça karmaşik küresel süreçleri bile artık bu basit mantıkla açıklamaya başladılar... “Almanya ekstra euronun değerini yüksek tutuyormuşta, bu nedenle, Yunanistan da nasıl olsa rekabet gücü olamayacağı için üretime değil ucuz krediyle ithalata yöneliyormuş!!.. İşte, AK Saray  kadrosunun Yunanistan krizini açıklayış biçimi bu. Buradan kalkarak vardıkları  "Alman emperyalizmi"-AB düşmanlığı- anlayışlarının dayandığı mantık bu!... (http://www.marmarayerelhaber.com/Cemil-ERTEM/36871-Maskeler-dusuyor )

 
Gene bu anlayıştan dolayıdır ki, Türkiye'nin "cari açık" sorunu görmezden gelinerek, kendini 250 milyar euro cari fazlası olan bir Almanya ile-aynı şekilde Japonya ve ABD ile de- kıyaslayıp, "onlar faizleri sıfırlarken biz niye bunu yapmıyoruz" denilebiliyor!!... 

Ama artık küreselleşen bir piyasa mantığı bu, takar mı hiç bu türden 20.yy kalıntısı antika  devletçi söylemleri!.. Nitekim, dikkat ediyormusunuz bilmem,  sayın Erdoğan bu türden demeçler verdikçe döviz yükseliyor, ama tabi bununla birlikte faiz de düşmüyor, tersine o da yükseliyor!!..  Çünkü bizim, Almanya ve Japonya’dan  farklı olarak,  cari açık ve ithal girdi işleyerek üretme gibi sorunlarımız var. Bu yüzden de  ihracatla ithalat arasında kalan açığı kapatmak için ülkeye girmesi gereken ekstra  dövize ihtiyacımız  oluyor!... E, sen hergün tut, “varsın döviz yükselsin, bu rekabet gücümüzü arttırır, faizler de sıfırlansın” diye demeç ver; bu da yetmedi mi, işi kendi Merkez Bankanı ve Ekonomi yöneticilerini “hainlikle” suçlamaya kadar vardır, bu durumda niye gelsin ki döviz sana?... Adamın parası var, ya yatırım için, ya da birkaç puan fazla faiz almak için geliyor sana, sen bu ortamı gözün gibi korumazsan niye gelsin ki? Nitekim de gelmiyorlar artık!  İktidara geldikleri yıllarda sırf küresel sermayeyi  ülkeye çekebilmek için ekstra çaba sarfedenler, hatta “yabancı sermaye” lafını bile doğru bulmayarak bundan sonra “küresel sermaye” diyeceğiz diye demeçler verenler (bak, Erdoğan’ın konuşmaları) şimdi birden hidayete ererek bunları unuttular ve  “stratejik zihniyetimiz” falan diyerek TRT 1 deki Ertuğrul dizisi senaryosuna-oradaki  role soyunmaya başladılar!!...

Bu işin sonu nereye varacak bakalım! Çünkü   bu kadar basit bir gerçeği bile göremiyor bunlar artık...  "Kapitalizme alternatif” ilkel bir  “İslami sistem" anlayışıyla, İslami bir yorumla yeniden hortlatılan Devletçi- milliyetçi bir anlayışla,  Don Kişot gibi sağa sola saldırarak bu işi götürebileceklerini sanıyorlar!... Önce “üst akıl” “ikinci kurtuluş savaşı” falan diye saçmalıyorlar, ama sonra kafalarını duvara vurunca da “bakın Amerika’yla anlaştık” falan diye sevinerek politika yaptıklarını sanıyorlar, gerçekten çok yazık... (http://www.marmarayerelhaber.com/Munir-AKTOLGA/36637-Hani-ABDden-ABye-kadar-butun-o-Batili-emperyalist-gucler-Turkiyeyi-bolmeye-calisan-bir-ust-akili-temsil-ediyorlardi )

Bakın “Alman emperyalizmi” neler yapıyormuş!...

En ilginç olan da "Alman emperyalizminin" euroyu kasten yüksek tutarak diğer AB ülkelerini-bu arada Yunanistan'ı da- "sömürmesi" olayı!!.. Öyle ki, bu yöntemle Almanya "Hitler'in başaramadığını başarıyor, bütün AB yi kendi çiftliği gibi" kullanıyormuş!!... Bunları gerçekten yazıyorlar ha!... Hem yazıp çiziyorlar, ama onunla da kalmıyor, buna göre bir politikayı da hayata geçirmeye kalkarak herkesle kavga eder hale geliyorlar!... Sonra da, bu "üst akıl" bize taktı diyerek "ikinci kurtuluş savaşı" sloganları atıyorlar!.. Aynen bizim 70'lerdeki hayalet taşlama olayında olduğu gibi!!... Alın o MDD-UDD teorilerini, bunlara devletçi-milliyetçi-İslamcı bir sos ekleyin bugünkü çizgi çıkar ortaya... “İkinci milli kurtuluş savaşı” diyorlar yahu, şaka değil bu. “Gazi’nin bıraktığı yerden devam ediyorlarmış”!!.. Aynı lafları 70’lerde biz ediyorduk!.. (http://haber.star.com.tr/yazar/gazinin-biraktigi-yerden-devam-edecegiz/yazi-1052441 )

Bunlar gerçekten ne söylediklerini, ne yaptıklarını bilmiyorlar.  O ideolojik virüs bütün bir sinir sistemini işgal etmiş durumda!... Avrupa Merkez Bankası aylardır-daha 2016 ortalarına kadar süreceği söyleniyor-piyasaya her ay 60 milyar euro sürüyor, niye? Euronun değerini düşürerek onu rekabetçi hale getirebilmek için, ama olmuyor, "kriz halinde, battı batacak" dedikleri Almanya bunu bile başaramıyor!... Hem sonra, euronun değeri yüksek olunca rekabet gücü düşen Almanya'nın ihracatı düşerse bundan en çok zarar görecek ülkelerden biri de Türkiye olur. Çünkü, Almanya'nın ihracatı düşünce ithalatı da düşer. Ki bu da bizi -Türkiye'yi-olumsuz etkiler. Çünkü ihracatımızın %44 ünü AB ve Almanya ile yapıyoruz... Yani bu işin bir dengesi-mantığı var. Öyle körü körüne “Alman emperyalizmi”, "Doğu yükseliyor, Batı çöküyor" falan gibi ideolojik yönlendirmelerle nereye varılabilir? (Çok ilginç, son zamanlarda “Amerika’yla anlaştık” falan derken artık hiç Amerikan emperyalizminden  bahsetmez oldular- Amerika’yla kim daha  iyi ilişki kuracak konusunda PKK ile rekabet var ya!!)

O “Şanghay Birliği” falan diyerek aklı sıra “anti emperyalist” politika-“ikinci milli kurtuluş savaşı” politikası-yaptığını sananlara bir hatırlatma:

Şunu hiç unutmayın, bugün değilse yarın en büyük çöküş o çok lafını ettiğiniz Çin'de olacak... 20.yy kalıntısı Devletçi-tekçi yapı eninde sonunda çökecek orada da!... Hem küreselleşme diyerek küreselleşme sürecine dahil olacaksın, ama hem de Devletçilikle bu işi idare edeceksin, bunun bir sınırı var... Yani öyle Şanghay Birliği falan diye de havalanmasın kimse!!... Sonra,  “Osmanlı mülkü” falan diyerek Dimyad’a pirince giderken evdeki bulgurdan da olmanız  gibi,  “ikinci milli kurtuluş savaşı”  falan derken de o Batı’yla  iyice ipleri kopararak  şapa oturursunuz!... Türkiye’nin Doğu-Batı çatışmasına, Osmanlı’nın intikamı peşinde koşmaya  değil, Doğu-Batı-İslam düşüncesi sentezine ihtiyacı var...