„DÜŞMANIMIN DÜŞMANI DOSTUMDUR“ ANLAYIŞININ GELDİĞİ NOKTA!..


"Milliyetçiliğin her türlüsünü ayaklarımızın altına aldık" anlayışından, ulusalcılarla iyi geçinme noktasına, MHP'ye gülücükler dağıtarak,  her geçen gün adım adım  daha da MHP lileşme noktasına nasıl gelindi?..

 Sosyal medyada dolaşan şu videoya bir bakın:

“Adı Cumhuriyet gazetesi ile özdeşleşen Uğur Mumcu'nun Ağabeyi Ceyhan Mumcu, Cumhuriyet gazetesine yapılan operasyonu A Haber'e değerlendirdi. Gazetenin Can Dündar eliyle FETÖ'ye teslim edildiğinden yakınan Mumcu "Eğer kardeşim yaşasaydı Can Dündar'ı gazeteden içeri sokmazdı" dedi. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın FETÖ ile mücadelede yalnız kaldığını hatta bu süreçte çeşitli ihanetlere uğradığını dile getirdi...”

 

http://www.ahaber.com.tr/webtv/gundem/mumcuerdogan-feto-ile-mucadelede-yalniz-kaldi

 

Bu dünya, bu siyaset dünyası  gerçekten çok ilginç! “Dün, hep dünle birlikte  kaybolup gidiyor bizde”!..  Bugün ise,  dünle alakası olmayan, sanki gökten zembille inmiş bambaşka bir “gerçek” olarak algılanıyor!.. Bizim gibi tarihsel  hafızası olmayan-daha da kötüsü, saptırılmış olan-  toplumlarda  bu çok  belirgin!..

er 8-9 Mart Cuntası başarıya ulaşsaydı kimler "devrim hükümetinde"  yer alacaktı acaba, bunu-bunları- nasıl da  unutuverdik (12 Mart döneminin Sıkıyönetim Mahkemeleri tutanaklarında bunların hepsi var)... Yani şimdi, bütün bu gerçekleri,  bunların da ötesinde, daha dün  hayatımıza  giren ve derin izler bırakan o “Ergenekon”, “Balyoz”  gerçeklerini,  “bugün aktüel olan  FETÖ tehlikesidir” diyerek   görmezden, bilmezden mi geleceğiz!?.. "Düşmanımın düşmanı dostumdur" mantığıyla nereye kadar gidilebileceğini yaşanılan bunca olaylardan sonra bile halâ anlamadık mı?.. 

Evet, Uğur Mumcu yaşasaydı bugün ne yapardı?.. “Ulusalcıların”-“Ergenekoncuların”, “Balyozcuların”-  yanında mı  yer alırdı, yoksa bugüne kadar onlarla etle tırnak gibi birlikte oldukları halde, bugün   FETÖ-PKK sempatizanı haline gelen  Beyaztürk-kürt "solcuların" yanında  mı olurdu?..  Bugün artık bunu bilemeyiz!.. Ama şöyle bir düşünün, bilsek ne farkederdi ki!.. İşin özü değişiyor mu? “Ulusalcı” cuntacı olmayla, “solcu” ya da “sağcı”, “Kemalist” ya da “FETÖ”cü cuntacı olmak arasında  fark var mı,  işin özü değişiyor mu?.. Yukarıdaki türden yayınlara bakarak, bugün  hemen, "düşmanımın düşmanı dostumdur"  havasına girivermenin  bizi nerelere  götürdüğünü-daha da götürebileceğini-  göremiyor muyuz?..

 

Bakın, Ak Parti iktidara geldikten sonra kaç tane cunta tehlikesi atlatıldı...

 

Bu süreç içinde bu türden tehlikelere karşı iki şey yapılabilirdi-ve de yapıldı-

1-Demokratikleşmeyi daha da geliştirerek  iç ve dış dinamikleri harekete geçirmek, meşruiyet çizgisini hep elde tutarak kamu oyu desteğini  arttırıp, bu şekilde, gerici, cuntacı muhalefeti tecrit etmek...

2- Kemalist Cunta tehlikesine karşı, "bunlar da Müslümandır, bunlardan tehlike gelmez" diyerekten FETÖ'cülerle ittifak yapmak!...

 

AK Parti hükümetleri bir süre bu iki politikayı bir arada dengeli bir şekilde götürdüler.. Ama ne zaman ki  Devleti ele geçirme aşamasına gelindi, buna paralel olarak,  ağırlık artık  demokratikleşmeden yana değil de, "düşmanımın düşmanı dostumdur" mantığıyla -işin "kolayına kaçarak"- Fethullahçılarla  işbirliğine verilmeye başlandı... Bu anlayış tabi aynı zamanda  İslam’ın artık  bir din olmaktan çıkarak bir ideoloji haline getirilmesine de paralel olarak gerçekleşiyordu.  O andan itibaren gözlere takılmaya başlanılan ideolojik gözlükler burnunun dibindeki tehlikeyi bile görmeyi engelleyecekti... "Nasıl olsa bunlarda Müslüman, bunlar da alnı secde görmüş insanlar, bunlardan tehlike gelmez" mantığıyla AK Partililer içlerini dışlarını Fethullahçılara  açtılar. “Ne istediler de vermedik” sözü bu döneme ilişkin olarak söylenmiştir... Yanlış mı bu  yazdıklarım?...

 

Şimdi  diyorlar ki "aldatıldık"!!.. Tamam, aldatıldılar, ama bu aldatılma ideolojik nedenlerden dolayı yapılan yanlış ittifakın sonucu idi. Sen tutar da  illegal bir yapılanmayla "onlar da ortak düşmana karşılar" diyerekten ittifaka girersen, sonunda olacak olan budur!.. Ha, o zaman "onların terör örgütü olduğunu bilmiyordunuz" öyle mi?.. Neydi peki o zaman onlar?... "Müslümandan terörist olmaz" mantığı sizi işte böyle kör etmişti, hala da aynı körlük devam ediyor!.. Niye IŞİD denilemiyor da DEAŞ falan diye köşe kapmaca oynanıyor!!.. Bunlar kendi kendini aldatmadan başka birşey değildir. Bakın açıkça söylüyorum, bugün Türkiye'de "solculuk" da "sağcılık" da İslamcılık da... bunların hepsi aynıdır, bunların hepsi de 20.yy kalıntısı pozitivist- ideolojik deli gömlekleridir... "Solcular" kötü, PKK lı solcu-milliyetçiler kötü, ama ötekiler, yani "yerli milli" ve de İslamcılar iyi, öyle mi!!.. yok böyle birşey!...

 

AK Parti’yi iktidara getiren İslamcı ideoloji olmadı... Onlar işin ideolojik yanını daha sonra keşfettiler. "Milliyetçiliğin her türlüsünü ayaklarımızın altına aldık" falan derken, daha sonra İslamcı-milliyetçi bir kulvara girmeye başladılar ki, bu da her geçen gün  onları daha çok MHP lileştirdi... Yalan mı bu söylediklerim?...

 

Cumhuriyet Gazetesi meselesine gelirsek:

 

AK Parti kendi güvenliğini, demokratikleşme, yeni bir anayasa yaparak ayaklarını yere sağlam basma noktasında değil de, malum "ittifaklar" politikasıyla sağlamaya yönelince işler iyice yön değiştirmeye başladı... Nasıl mı?

 

17-25 Aralıktan sonra FETÖ’nün ne menem birşey olduğunu görmeye başladıkları zaman-buna daha sonra bir de Suriye dolayısıyla PKK’nın yön değiştiren eylemleri de eklenince- hemen kendilerine yeni ittifaklar aramaya başladılar... Ve ne oldu, bütün o Ergenekon, Balyoz davaları, Kemalist-ulusalcı cuntalar falan unutuldu, bunlar hep FETÖ'nün marifeti olarak kabul edilerek FETÖ ye karşı ulusalcılarla ittifak arayışına girildi...

 

Kantarın topuzu artık  kaymaya baslamıştı ya, bu sefer "solcular"da gene "düşmanımın düşmanı dostumdur" mantığıyla FETÖ-PKK tarafına yönelerek, organik olarak değilse bile fiilen onlarla ittifaka girdiler... Görüyorsunuz, son yıllarda hayatımızı belirleyen   hep o, "düşmanımın düşmanı dostumdur" mantığı oldu!!... Ulusalcı-Kemalistler "Reisçilerle" ittifaka girince, o ana kadar-Cumhuriyet tarihi boyunca- ulusalcılarla ittifak halinde olan "solcular" da ulusalcılardan ayrışarak kendilerine FETÖ ve PKK tarafında dayanak aramaya başladılar. Olay budur!..

 

Bu ayrışmayı son dönemde  en açık bir şekilde Cumhuriyet Gazetesi’nde gördük... Bu nedenle, Can Dündar yönetimindeki Cumhuriyet’in yayın politikasının o tarafa-FETÖ, PKK tarafına- doğru yöneldiği doğrudur, ama buradan hemen Cumhuriyet’in organik olarak FETÖ ve PKK ile bütünleştiği, artık onlar  tarafından yönetildiği sonucu çıkmaz!!. Eğer durum  böyle ise,  bu konuda harekete geçmeden önce o zaman bunun kanıtlarını ortaya koyarsın. Yani öyle, şu an’a kadar "kanıt" diye açıklanan şeylerle falan olmaz bu iş!.. Bir insan, hangi türden olursa olsun bir  düşünceyi zora şiddete başvurmadan savunabilir. Nitekim ülkemizde ayrılmayı savunan siyasi parti bile var. Bu ayrı birşeydir. Mesele zora, şiddete başvurup vurmamak, bu türden bağlantılar içine girip girmemek noktasında düğümleniyor. Varsa bu konuda kanıtlarınız onları koyarsınız ortaya… Yoksa, üç-beş tane kendine "solcu" diyen yazarı tutukla, sonra da "idam idam" diye bağırarak işi çığrından çıkar!!.. Buradan bir yere varılamaz… Bu nedir biliyor musunuz, bunun anlamı Fethullahçıları iade etmeyin, Can Dündar'ı iade etmeyin demektir  (bir de şimdi tutup, "ey Almanya, niye iade etmiyorsun" falan denmez mi ya!) Daha ortada iddianame bile yok, ama sen idam cezasını yeniden getirmeye kalkıyorsun... Hem de kitabına uydurarak kanunları geriye doğru işletmeye kılıf arayarak!!.. Sonra da diyorsun ki „niye iade etmiyorsunuz“!..

 

Bu çizgi, bu siyaset FETÖ'ye yapılan en büyük yardımdır!.. Ben onların şimdi zil çalıp oynadıklarından eminim!..

 

Doğada, hayvanlar arasındaki kavgalarda bile basit bir kural vardır. Düşmanını tecrit eder, bütün gücünü belirli bir noktada yoğunlaştırmaya çalışırsın, ama bizimkiler ne yapıyorlar, Don Kişot gibi bütün dünyaya birden savaş ilan ediyorlar... Ve de "Reiscilerin" bu kahramanlıkları, bu "anti emperyalist" söylemleri solculuğu kursağında kalmış, bugün artık  "yerli-milli" olan bazı kişilerin bile hoşuna gidiyor, yazık!..

 

Bakın açık söylüyorum, bu politika-bu ideolojik körlük hemen terkedilmezse bunun sonunda aynen Kemalist cuntacılar gibi o  FETÖ cüler de bu işten kazançlı çıkacaklar... Bugüne kadar elde edilen kazanımlar bir bir elden çıkarken, bazılarımızın Kemalist dönemden kalma "solcu" hayal kırıklıklarına bu sefer bir de "yerli-milli" hayal kırıklıkları eklenecek!...