Düşünün ki PKK diye bir şey yok ortada!...


 

DÜŞÜNÜN Kİ PKK DİYE BİR OLAY YOK ORTADA!...

BU,  “KÜRT SORUNU DİYE BİRŞEYİN DE BULUNMADIĞI” ANLAMINA MI GELECEKTİR?

Doğruya doğru, yanlışa yanlış!... Birkaç gün önce Etyen’i eleştiren bir yazım yayınlanmıştı:  „Etyen diyor ki, ‚AK Parti doğru anayasa yolunda’… gerçekten öyle mi acaba“?...  http://www.aktolga.de/a118.pdf 

Ama, Etyen’in  bugünkü yazısının altına ben de imzamı atarım: Önce söz Etyen’de:    

http://www.marmarayerelhaber.com/etyen-mahcupyan/42968-ayni-yanlis-bir-daha-yapilir-mi#.VxCIl_wDFXs.twitter

 PKK var olsa da olmasa da, şiddet kullansa da kullanmasa da iktidarın yapması gerekenler var. Oysa 2,5 yıllık ateşkes bu anlamda doğru kullanılmadı. AK Parti tüm Kürtlerin, ideolojiden bağımsız olarak talep ettikleri tek hak olan ana dilde eğitimin devletçe sahiplenilmesi ve hayata geçmesi için bir perspektif sunamadı. Böyle bir niyet varsa bile iktidar çok yavaş davrandı. Dahası bu niyeti sorgulatacak şekilde muğlak bir duruş sergiledi. Ayrıca hiçbir şey yapmadan, salt ateşkes süresini uzatarak PKK’yı zorda bırakmayı hedefledi.

Bunun hiç de doğru bir politika olmadığı Süreç yaşanırken de söylenmekteydi… 

... İktidar buradan bir ders çıkardı mı bilemiyoruz. Ama eğer çıkardıysa Alevilerin cemevi ve din dersine ilişkin taleplerine çoktan cevap vermeliydi. Bu reformların birkaç kez gündeme gelmesine rağmen ertelendiği dikkate alınırsa, iktidarın hala zihinsel bir eşiği geçmekte zorlandığı akla geliyor. Ancak nasıl ki Kürt meselesi uluslar arası bir olaya dönüşmüşse, bugün Alevi meselesi de aynı noktaya doğru ilerliyor ve tarihsel ‘ateşkesi’ zorluyor. Bazı Batılı devletlerin Alevilere kayırmacı bir yaklaşım sergilediği, bunun Müslümanlık dışı Alevilik arayışları ile ilişkilendiği, Aleviliğin esas olarak bir siyasi/kültürel kimlik olarak algılanmasının bu grubun bir bölümünü PKK ile yakınlaştırdığı sır değil. Türkiye’nin çözülememiş bu iki temel hak meselesi, bugün uluslar arası denklemlerin içinde ideolojik boyutta bütünleşerek Türkiye’yi istikrarsızlaştırma potansiyeli olan bir dinamik kazanıyor.

Eğer AK Parti yanlış öngörü sonucu geleceği okuyamaz, sorunların bekleyerek yumuşayacağını sanır, kısa vadeli ve tedbirci bir bakışın ötesine geçemezse, ülkeyi yönetmekte tahminlerin ötesinde zorlanabilir…” 

Şimdi sıra bende!... 

Düşünün ki, PKK diye bir örgüt yok hiç ortada, bu, 7 Haziran öncesinde sayın Erdoğan’ın dediği gibi, “Kürt sorunu diye birşeyin de  bulunmadığı” anlamına mı gelecektir?...

“PKK şöyle yaptı da böyle yaptı”!... “Suriye meselesini bahane ederek olayı sabote ettiler”... “Üst akıl  denilen o  hınzır Batılılar da  gözümüzün içine baka baka onu destekliyorlar”...  “Türkün Türkten başka dostu mu var ki!!”...

Tamam, iyi güzel de buradan “Kürt sorunu da ne imiş, Kürt sorunu değil, Kürtlerin sorunu söz konusu olabilir” sonucu mu çıkar!...

Varılan sonuç bu mu olmalıydı?... Hani  “Kürt sorunuyla PKK sorunu bir ve aynı şey değildi”, ne çabuk unuttunuz bu söylemleri?...

Düşünün ki Alevi sorununu saptırmaya çalışan o "sol" örgütler tamamen buharlaşıp yok olmuşlar, bu, “Alevi sorunu” diye birşeyin bulunmadığı anlamına mı gelecektir?...

Ne o, ne bu!... Bence asıl sorun AK Parti'de, AK Partinin daha önce içinde bulunduğu 21.yy paradigmasını terkederek 20.yy kulvarlarına inmesinde... Düşünün ki yarın AK Parti PKK dan ve “sol”dan bağımsız olarak her iki konuda da zaten atılması gereken adımları atıyor; anadilde eğitim meselesinin, vatandaşlık konusunun ve yerel yönetimlerin daha da güçlendirilmesi konusunun yeni anayasada yer alacağını açıklıyor!...

Düşünün ki bunu takiben “Alevi sorunu” konusunda da adım atarak bu konuda sınırlamalar koymaktan vazgeçiyor!... İslamın koruyucusu olmaktan vazgeçerek (sanki Allah’ın koruyucuya ihtiyacı varmış gibi!! ) “İsteyen Cem evini ibadethane olarak kabul eder, isteyen etmez” diyerek noktayı koyuyor!....

Evet, düşünün ki AK Parti bu adımları atıyor, ne olur??..

Ben size söyleyeyim, bütün o "sol" örgütler ve PKK ne olduğunu şaşırır, ezberleri bozulur!!... Ama sadece onların mı? Bütün o Batıdaki öküzün altında buzağı arayanların da!!... Ne “üst akıl” kalır ortada ne de birşey!...

(Ama tabi o zaman bütün o Beyaz ve Siyah “troller” de işsiz kalırlar o başka!!...)

O halde? 
O halde kimse ağlayıp durmasın, kimse "üst akıl" falan diyerek sızlanmasın!... Problemin çözümü Türkiye'nin ve AK Parti’nin  ele alacağı insiyatife bağlıdır!...

Ya bu adım atılır, ya da atılır!!... Başka çözüm yok!... Ya bu adımları da içine alan bir anayasa yapılır, ya da  yapılacak referandumda oyumu “hayır” olarak kullanırım!...