„İHRACAT YAPMADIĞIMIZ ÜLKE KALMADI“…

„İHRACAT YAPMADIĞIMIZ ÜLKE KALMADI“…

E, O ZAMAN DERDİNİZ NE KARDEŞİM?...

ÜRET, SAT, YENİ BİLGİLER ÜRET DAHA FAZLA SAT; İDEOLOJİYE NE GEREK VAR?

Bence son günlerin en önemli gazete haberi: 

Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş,  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, AB Bakanı Volkan Bozkır ve Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal'ın da katıldığı İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre Merkezi'nde düzenlenen DEİK Dünya Türk Girişimciler Kurultayı'nda yaptığı  konuşmada  “ortak akıl çerçevesinde  yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde bugün ihracat yapmadığımız ülke ya da gümrük bölgesi kalmadı. Nerede prestijli ve aynı zamanda zor bir proje varsa bizim müteahhitlerimiz orada  "diye konuştu

„Bakan Elitaş, komşu ülkelerdeki siyasi ve ekonomik sıkıntılara rağmen istikrarın korunduğunu anlatarak, Türkiye'nin güven veren ve öngörülebilir yatırım ortamıyla 2003-2015 döneminde 165,4 milyar dolar yabancı yatırım çektiğini ifade etti. Elitaş, "Dile kolay. 2002'ye kadar çekebildiğimiz yatırım miktarı sadece 15,1 milyar dolardı. Sadece geçen sene 16,8 milyar dolar yatırım çekmeyi başardık. Bakınız, sizlerin katkılarıyla bugün; Etiyopya'nın en büyük yatırımını yapan, ülkeye en büyük istihdamı sağlayan bizim işadamımız. Müteahhitlerimiz Afrika'dan Ortadoğu'ya; Oradan Orta Asya'ya kadar 108 ülkede 325 milyar dolar tutarında toplam 8.730 adet proje üstlendiler. Körfez ülkelerinin birçoğunda havaalanlarını, stadyumları, limanları bizim işadamlarımız inşa etti, bizim işadamlarımız işletiyor. Pakistan'a enerjiyi sağlayan, metrobüs sistemini kuran, kentlerin temizliğini yapan bizim firmalarımız. Hafif ticari araç üretiminde Avrupa'nın zirvesinde, otomobil üretiminde ise ilk beşteyiz. Polonya'da, Dubai'de metroyu bizim işadamımız inşa ediyor, Irak'ı bizim müteahhitlerimiz imar ediyor. Bugün Latin Amerika'da, Peru'da Şili'de, Avrupa'da Macaristan'da, Ukrayna'da Ortadoğu'nun her ülkesinde ailelerin evlerinde Türk dizi ve filmleri seyrediliyor. Bu örnekler gösteriyor ki, iş adamlarımız için artık 'uzak coğrafya' şeklinde bir kavram mevcut değil" şeklinde konuştu.

“Türkiye'nin, atacağı güçlü ve kararlı adımlarla küresel arenada yeni pazarlar bulmaya yatırımlarda uluslararası ve bölgesel bir üs olmaya 2016 yılı ve sonrasında da devam edeceğini anlatan Ekonomi Bakanı Elitaş, "Önümüzde çok yoğun bir gündem, hareketli bir çalışma programı var. Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (T-TIP), Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve tabi ki yeni Serbest Ticaret Anlaşmaları ile Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması (YKTK) Anlaşmaları müzakereleri önümüzdeki dönemde gündemimizin ilk sıralarında yer alacak. Ayrıca, uzak coğrafyalar, özellikle Asya-Pasifik, Latin Amerika ve Sahra Altı Afrika'ya yönelik eylem planlarını bir an önce hayata geçireceğiz"
dedi[1]

Bakın ne güzel işte, ürettiğiniz malları dünyanın dört bir yanında satabiliyorsunuz; dünyanın dört bir yanında istediğiniz yatırımı  yapabiliyorsunuz; güven ortamını sağladığınız zaman küresel sermaye de geliyor ülkeye… E, derdiniz ne o zaman kardeşim, daha ne istiyorsunuz, ideolojiyle falan  işiniz ne sizin?!  Elalemin etlisiyle sütlüsüyle ne uğraşıyorsunuz;  yok „1 Dünya savaşı Osmanlı’yı parçalamak için çıkarılmış” da, “şimdi görev, parantezi kapatarak parçaları birleştirip, ata mirası o eski coğrafyayı yeniden diriltmekmiş”, yok “İslamın kurtarıcısı” rolüne soyunarak

“ikinci bir kurtuluş savaşı“ vermek için „kefenleri giyip“ ya Allah diyerek kafirin üstüne yürümekmiş!!... 

Başka işiniz mi yok sizin diyorum ama bakın  aslında  çok güzel şeyler yapmayı da biliyorsunuz!... Nereden çıktı şu ideoloji merakınız?. Nasıl oldu da o Allah’ın belası vürüsü bulaştırdınız kendinize?… Nasıl oldu da bağışıklık sisteminiz müsade etti buna?…  Daha çok üretin, daha çok satın… Olmadı mı, yeni bilgiler üretmeye ağırlık vererek „katma değeri yüksek“ yeni mallar üretin, dünya pazarlarında daha fazla pay sahibi olmak için daha çok gayret sarfedin… Siz bunları yaptınız da,  bu türden çabalarınızdan dolayı o „üst akıl“ sizin yolunuzu mu kesti?? Bunun için mi „kurtuluş savaşına“ falan soyundunuz!!... Bakın, kendi ağzınızla söylüyorsunuz “dünyanın dört bir yanında” olduğunuzu!… E, madem ki daha çok üretip satma konusunda önünüzde bir „üst akıl“ engeli yok, o halde  nereden çıkıyor şu „üst akıl“ saçmalığı?... 

Bakın, benim dilimde tüy bitti artık!... Ortada bu kadar açık bir „samimi ikrar“ da bulunduktan sonra daha ne yazılıp söylenebilir ki!… Hani bir şarkı sözü vardı ya, „kendim ettim kendim buldum, gül gibi sararıp soldum“ diye… kusura bakmayın ama, sizinki biraz ona benziyor!… „Stratejik zihniyetimiz“, „ecdadımız“ falan derken, hiç farkında olmadan   rotayı şaşırarak   yarışı  20.yy kalıntısı bir kulvara taşıyan bizzat sizin kendiniz oldunuz. Yani şu an ne kadar sorun varsa, başımızı ağrıtan bütün bu sorunları başımıza musallat eden bizzat sizin kendiniz oldunuz!… O meşhur „Başdanışmanlarınızın“ tavsiyelerine uyarak durduk yerde Osmanlı’yı falan karıştırdınız işin içine!!… Durduk yerde  kendinizi 20.yy kalıntısı bir „paylaşım savaşı“ psikolojisi içine soktunuz!… Neyi paylaştığınızı bile kendinize sorma  fırsatını bulamadan cumburlop bir çıkmazın içine yuvarlandınız!... Evet  gerçekten, paylaşılan nedir söyler misiniz bana? Bu bir „paylaşım savaşıdır“ diyor „Başdanışmanlar!! Yani, dünya pazarları yeniden paylaşılıyormuşta Türkiye de  tıpkı daha önce Almanya’nın Japonya’nın falan yaptığı gibi „kapitalizmin gelişmesinin eşit oranda olmaması“ kanununa göre  üstüne düşenleri yapıyormuş!!… Aha bakın, Ekonomi Bakanı’nın kendisi söylüyor gerçeği… “Her yerde varız” diyor… Daha çok üretmeli, satmalıyız diyor… Nerde kaldı o zaman sizin o “paylaşım savaşınız”!... 

Yoksa siz „enerjinin paylaşımı“ savaşından mı bahsediyorsunuz??... Hangi enerjiyi paylaşmak istiyorsunuz siz Allah aşkına? Arap’ın petrolü, doğal gazı mıdır paylaşılacak olan?  http://www.aktolga.de/a106.pdf   . Bakın ben size söyleyeyim, öyle Osmanlı’ymış, „atalarımızdan kalan mirasmış“ falan  diyerek,  ve de bu türden söylemlere uygun „kurtuluş savaşı“ hikayeleri falan anlatarak  yedirmezler size o „mirası“!!… Bakın ne güzel işte, ortada bir TANAP gerçeği var, Barzani’yle yapılan  anlaşmalar var… Kürt petrolünün ve doğal gazının Türkiye üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılması projeleri var… E,  şimdi bunlara bir de İran potansiyeli eklendi… Yarın  bakarsınız İsrail’le anlaştıktan sonra bir de onların kontrolündeki alanda yatan enerji potansiyelin birlikte değerlendirilmesi girebilir işin içine… Daha ne isteniyor ki anlamıyorum  ben… 

Mısır’da, Suriye’de demokrasi mücadelesini destekledik, tamam doğruydu bu politika; İsrail’e “one Minute” dedik, BM’de “dünya beşten büyüktür” dedik, tamam doğruydu bunlar;  ama işin içine ideoloji girince rotamız şaştı. “Dünya beşten büyüktür” derken sandık ki en büyük biziz!!... Sandık ki,  İslam  ülkelerinin  iç işleri bunlar eski Osmanlı ülkeleri olduğu için aynı zamanda bizim de iç işimizdir!… İşte bu anlayıştır bize yolumuzu şaşırtan… Bakın bu konuda daha önceki bir makalenin linkini veriyorum olay budur bence...  http://www.aktolga.de/m57.pdf     

 



[1]http://www.sabah.com.tr/webtv/dunya/ekonomi-bakani-mustafa-elitas-ihracat-yapmadigimiz-ulke-kalmadi