Şu "Emanet" meselesi!...


Bakın, sayın Erdoğan ne diyor: “Ben kalkıyorum kadının Allah'ın erkeklere bir emaneti olduğunu söylüyorum. Bu feministler filan var ya, "ne demek diyorlar kadın emanetmiş, bu hakarettir" diyorlar. Ya senin bizim dinimizle medeniyetimizle ilgin yok ki. Biz sevgililer sevgilisinin hitabına bakıyoruz. Allah'ın bir emanetidir. O emanete sahip çıkın diyor. Ve onu incitmeyin diyor..”

 

Kendisi bütün bu lafları son derece "iyi niyetle" söylemiş olduğunu düşünse de, hangi açıdan bakarsanız bakın bu ifadeler tamamıyla yanlıştır ve tehlikelidir!

1-Hani biz "çok kültürlü" bir toplum olacaktık!..Devletçi-Kemalist elite, onların batıcı kültür ihtilâline ne için karşı çıktık ki? Başörtülü kızlarımıza konulan yasaklara ne için karşı çıktık ki?..Hani herkes kendi kültürünü özgürce yasayacaktı?..Ne demek o, "senin, bizim dinimizle, medeniyetimizle kültürümüzle ilgin yok ki"  diyerek ateş püskürmek?..Herkes mecbur mu sizin kültürünüze biad etmeye, nedir bu şiddet bu celal? Eğer  böyle,  toplumu  kendi kültürünüzü dayatarak yönetmeye kalkacak olursanız  buradan bir yere varamazsınız!..Siz bu tavrınızla o "liberalleri"-"solculari" ve de onların  “Batılı” destekçilerini haklı çıkarmaya çalıştığınızın farkında mısınız!!..Bakın, az önce Ezgi Başaran'ın bu konudaki yazısını okudum ve hiç anlaşamadığımız halde ona bile  ilk kez "helal olsun" demek geldi içimden!!.Doğruya doğru!.. Beni bile bu noktaya getirmekle ne elde edeceğinizi sanıyorsunuz!!.

 

2-Ayrıca, sizin bahsettiğiniz o “kültür”  (“kültürümüz” diyerek yere göğe sığdıramadığınız  o kültür) İslam'ın devletçi yorumunun kültürüdür..Erkek egemen antika sınıflı toplumun kültürüdür..Bunun gerçek İslamla (Hulafa-i Raşid’in dönemi İslamıyla) ve de o damardan kaynaklanan atalarımızın tasavvuf kültürüyle alâkası yoktur!..Bütün bir Osmanlı tarihi  İslam’ın devletçi yorumuna dayanan bir kültürle onların “zındık” diye nitelendirdikleri tasavvuf kültürü arasındaki  mücadelelere dayanır.  Ne yani, şimdi tekrar bu noktaya geri mi döneceğiz!!.

 

Tanrı, erkek-kadın ilişkisinde sistem merkezindeki o sıfır noktasını temsil eder. Yani o, ne erkeğin, ne de kadının tarafındadır..Bu konuda daha geniş açıklamalar için aşağıdaki linke bakılmasını öneriyorum:   http://www.aktolga.de/m37.pdf

 

Hem “Doğu-Batı sentezinden” bahsedeceksiniz, ama hem de pratikte  “kendi kültürümüz de kültürümüz” diyerek olayı halâ tek yanlı duygusal bir zeminde açıklamaya çalışacaksınız!.. Bakın, arayıpta bulamadığınız o “sentez”, o bilişsel zemin burada işte..”Kendi kültürümüz” de var onun içinde,  küçümseyerek bir yana atmaya çalıştığımız “Batı kültürü-bilimi” de..Aslında bir hazine sunuyorum ben size ama farkında değilsiniz!!..

İşte bu anlamdadır ki, Allah, sözkonusu kadın-erkek sistem ilişkisinde erkeği kadına, kadını da erkeğe "emanet" etmiştir!..İşte, peygamberimizin o "emanet" sözünün gerçeği de budur.. Yani, Allah hiçbir zaman erkek egemen bir ilişkinin sahibi-sorumlusu değildir!! Daha başka bir deyişle, erkek egemen sınıflı toplum, hiçbir zaman değişmez, Allah yaratığı mutlak bir gerçeklik degildir!..

 

İkide bir "atalarımızdan" onların "stratejik zihniyetinden" bahsediyorsunuz!. Tamamen hayali- politikleşmiş  bir senaryoyla  sahneye konulan   ”Ertuğrul” dizisine aldanıpta kimse  atalarımız hakkında yanlış kararlar vermeye kalkmasın!! Orta Asya'dan gelen o atalarımız için hiçbir zaman kadını erkeğe bağımlı kılacak cinsten bir "emanetlik"  anlayışı  söz konusu olmamıştır!!..”Kadının erkeğe emanet edildiği” durum daha sonra devletleşmeyle, sınıflı bir toplum haline gelmeyle birlikte ortaya çıkar..Aslında ta o zamanlardan beri ezilenleri, altta güreşmek zorunda kalanları temsil eden Osmanlı'nın reayasının günümüzdeki devamı olanların bu diyalektiği daha iyi anlaması gerekirdi!..

Unutmayın, Kemalist devlet sınıfını iktidardan indirmekle mesele bitmiş olmuyor!..Onların yerine (onların kucağında büyümüş devletci burjuvaların yerine) burjuvazinin içindeki başka bir fraksiyona dayanarak iktidara gelip  aynı devletçi yapıyı sürdürmeye çalışmak çözüm yolu değildir!..Bu yolda hiçbir başarı şansınız yoktur!..Çünkü, unutmayın,  bu "devletin asıl sahibi" onlardır!!.Bizim kökenimizde Osmanlı’nın Jöntürkleri varsa,  sizler de Osmanlı’nın reayasından  çıkıp geliyorsunuz!! Bu nedenle,  onlara özenipte kendinizi onların (“ecdadımız” diyerek o devletçi elitlerin) yerine koyarak  sadece o eski devleti ele geçirmekle yetinmeyin. Olayı böylesine dar bir perspektife hapsetmeye çalıştığınız  sürece kaybetmeye mahkum olursunuz..Yeni Türkiye, eski Türkiye’nin “restore edilmiş”-el değiştirmiş şekli olamaz!..

 

Sayın Erdoğan, bırakın herkes kendi kültürünü yaşasın!..Siz devleti kültürel kimliğinizle değil, bunların üstünde yer alan BİLİŞSEL bir kimlikle yönetmeye çalışın!..Bunun da ön şartı rahat olmaktır!.. Unutmayın ki, yere göğe sığdıramadığınız o “kültürünüzün” bir ucu da “biad”a dayanır!. “Biad”   ise,  mesih ilan edilmeyle ve bu türden bir kimliği kabulle neticelenir!..   “Ecdadımız, ecdadımız” söyleminin varacağı yer budur!!..Ben genel olarak başkanlık sistemine karşı falan değilim ama ”geleneklerimize-medeniyetimize-kültürümüze uygun bir başkanlık sistemi” anlayışının varacağı yer de budur!!..Bunca yıl sonra, bunca emekten sonra “restore edilmiş” bir Sultanlık mıdır yani varacağımız nokta!!..   

 

Etrafınızdaki o “danışmanlarınızla”  aranıza biraz mesafe koyun lütfen!!.Bunlar size iyilik yapmıyorlar, sizi  bir uçuruma doğru sürüklüyorlar!..Neymiş efendim, “lidere özgü bir ekonomi-Erdoğanomic” olarak “kapitalizme alternatif İslami bir sistemmiş!!.”Rekabetin yerini kardeşliğin aldığı modern bir Ahi düzeniymiş”!!.. Bunlar, sizi yoldan çıkarmak için uydurulan  deli saçması ideolojik şeylerdir, bunlara aldanarak bu halkın size olan güvenini boşa çıkarmayın lütfen!..Bakın, ne güzel şeyler yaptınız  o ilk on yılda..boşverin siz herkesin kültürüyle falan uğraşmayı, boşverin o “Ahi düzenini” falan, “kapitalizme alternatif yeni İslami düzenler” yaratmayı falan boşverin!! 21.Yüzyılda yaşadığımızı bir an bile olsa unutmayın! Kapitalizm öyle kimsenin masa başına oturarak yarattığı bir sistem değildir. İnsanlığın evrim sürecinde sınıflı toplumlar sürecinin vardığı en son evreye işaret eder o.  Sizin başarılarınız yeni bir sistem yaratmaya yönelik  toplum mühendisliği faaliyetlerine bağlı değildir.. Bu nedenle,  böyle “büyük” işleri bir yana bırakın da  önünüzdeki işlere konsantre olun siz lütfen!..Daha çok köprü, metro, marmaray, fabrika yapmaya konsantre olun..daha çok küresel sermayeyi çekebilmek için Türkiye’yi daha da demokratikleştirme yolunda adımlar atmaya çalışın..bu işleri çok güzel yapıyorsunuz zaten..Bakın,  barış sürecini daha ileri noktalara götürebilmek de bütün bunlara bağlı..Öyle hamasetle, ecdadımız edebiyatıyla olmuyor bu işler..Hergün, herkesi hizaya getirmek için azarlamayla falan olmuyor!

 

Bizim "eleştirel desteğimiz”de böyle birşey işte!..Acı da olsa bütün bu gerçekleri açıkça ortaya koymayı-koyabilmeyi gerektiriyor!..Yahu, birazcıkta şu  etrafınızdakilerden  kafanızı kaldırın da  bu taraflara  bakın..halâ ”evet ama yetmez” demeye çalışanlar  ne diyorlar ona bakın!!..