1 Mayıs ve ertesi

 Mustafa Pacal - 11/05/2009 10:53:16 (395 okunma)



1 Mayıs ve ertesi

Bu ne biçim ülke her 1 Mayıs’ı ‘ulusal sorun’ günleri gibi yaşıyoruz.
Bunun hiç mi? normali olmaz.
Neden? 1 Mayıs’lar böyle korku dolu günler olarak geçiyor.
Neden? Gerilimden uzak normal kutlama günleri gibi 1 Mayıs’ları yaşayamıyoruz.

Neden? 

1 Mayıs’tan kim ne istiyor?

Kim 1 Mayıs üzerinden ne tür çıkar hesabı yapıyor?

Bu yıl 1 Mayıs kutlamaları bu soruların bazılarına olumlu yanıt verdi.
Bu 1 Mayıs bu süreçte sıkça söylendiği gibi daha önceki yıllara oranla oldukça ‘makul’ geçti.

Bu makullükte Hükümetin, Hak-İş’in,Türk-İş’in,DİSK’in ve KESK’in önemli katkıları oldu.

Hükümet geçen yıl 1935 yılından,1980 yılına kadar yasal adı “bahar bayramı” olan 1 Mayıs’ın adını 74 yıl sonra düzelterek “Emek ve dayanışma günü” olarak ilan etti.

Hükümet peşinden bu yıl bir adım daha atarak 1 Mayıs’ın tatil günü olması için parlamentoya yasa değişikliği teklifinde bulundu. 
Parlamento ise bu teklifi oy birliği ile kabul etti.

Hükümet bu tutumu ile bu yıl 1 Mayıs’ın daha normal geçmesi için olumlu bir siyasi karar aldığı kadar, aynı zamanda ülkemizi de uzun yıllardır devam eden bir ayıptan kurtardı.

Hükümetin bu konuda sağladığı katkıların yanı sıra başka nedenlerde 1 Mayıs’ın “makul” bir şekilde Taksim’de kutlanmasına neden oldu.
Kuşkusuz bu nedenlerin başında 1 Mayıs 1977 kutlamalarının “kontrgerilla” gibi derin devlet organizasyonları tarafından kana bulunması sonucu 37 insanın hayatını kaybetmesini yerinde anmak için sendikaların özellikle DİSK’in ısrarı da etkili nedenlerden biri olmuştur.
Bir başka ve önemli bir neden ise Hak-İş’in gerek 1 Mayıs’ın yeniden tatil edilmesinde ve Taksim’de kutlanmasında göstermiş olduğu etkin ve sonuç alıcı girişimleri olmuştur.

Nasıl yani demeyin, nasıl ki Recep Tayyip Erdoğan Hükümeti kendinden pek beklenmediği halde yarım yüzyılı aşkın bir zamandır vatandaşlıktan çıkarılan dünya şairi Nazım Hikmet’e vatandaşlık hakkını iade ettiyse ve 1 Mayıs’ı 29 yıl sonra tatil günü olarak uygulamaya koyduysa,Hak-İş’te 32 yıl sonra 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanması için sonuç alıcı bir rol oynamıştır. 

Özellikle Hak-İş Genel Başkanı Salim USLU’nun 1 Mayıs’ın tatil edilmesi ve Taksim’de kutlanması konusunda ilgili bakanlar ve vali ile yaptığı görüşmelerde gösterdiği samimi çabaların tanığı oldum.

1 Mayıs’ın makul olarak kutlanmasında bir başka önemli gelişmede DİSK ve KESK’in geçen yıl Taksim’de miting yapma ısrarından vazgeçerek valiliğin şartlarını kabul etmesi olmuştur.

DİSK ve KESK yöneticilerinin bu ikircikli tutumu ise bazı ideolojik partnerleri tarafından “burjuva devleti ile işbirliği” yapmak olarak değerlendirildi ve protesto edildi.

Ayrıca DİSK ve KESK yöneticileri Pangaltı’dan,Taksim’e kadar güvenlik güçleri ile pazarlık yaparak geldikleri ve bu pazarlıklar sonucunda kendilerine güvenerek korteje gelen bazı siyasi grupların kortejden çıkarılmasını kabul ettikleri de söylenenler arasında yer aldı.
Tabi bu pazarlık sonucunda bu grupların polis’in insafına terk edildikleri anlaşılıyor.

Yalnız DİSK’in ve KESK’in bu tutumu doğru olmamakla beraber, bu gelişmeler 1 Mayıs’ın daha az sorunla atlatılmasına yardımcı olan gelişmeler olmuştur.

Yalnız bu 1 Mayıs kutlamalarında bilerek görülmek istenmeyen bir gelişme daha yaşandı.

Basın ve kamuoyunun aklına 1 Mayıs denince bazı çağrışımlar geliyor.
Öncelikle korku günü geliyor.

Ancak başkaca bir şey daha geliyor.

Akıllarına 1Mayıs+Taksim=DİSK denklemi geliyor.

Bu denklem akla gelmesi şaşılacak bir şey değil bunun haklı ve tarihsel nedenleri var. Ancak bu denklemi kuranlarda bu durum eğer bir ideolojik- körlük yaratıyorsa o zaman sorun başlıyor.

2 Mayıs günkü kimi gazetelere ve çevrelere baktığımızda bu ideolojik-körlüğü açıkça görüyoruz.

Oysaki o gün Taksim’de DİSK’in dışında da kutlama yapan işçiler ve sendikalar vardı.

Peki, o gün Taksimde neler oldu.

1 Mayıs günü önce Taksim’e Türk-İş bir grup sendika yöneticisiyle girerek ’77 anısına saygı duruşu yaparak anıta çiçek bıraktı.

Daha sonra Hak-İş sendika üyesi işçiler ve sendika yöneticilerinden oluşan 2 bin kişilik bir kortejle Taksim’e geldi.’77 1 Mayıs’ını andı ve anıta çiçek bıraktıktan sonra miting havasında bir toplantı yaparak 1 Mayıs kutlamasını tamamladı.

Kimi gazeteler tüm bu olanları bir haber değeri olarak görmedi.
Başta denkleme dönecek olursak kimi gazetelerin yayınına DİSK dışında 1 Mayıs için başka bir ortak olmasını istemeyen bir körlük görülüyordu.

Bunun bir izahı olmalıydı.

Bunu bazı sorular ve beklentilerle açmak gerekiyor.

Örneğin Hak-İş’i 1 Mayıs ve Taksime yakıştırmayanlar acaba Hak-İş’in Taksime çıkmasından rahatsız mı olmuşlardı?

Örneğin bu kişiler Hak-İş’ten 1 Mayıs’ta Yeni camide mevlüt okutmasını mı bekliyorlardı?

Bu soru ve beklentilere kim ne yanıt verecek bilmiyorum ama bu ön yargıların toplumun her alanında yaygın olduğunu biliyorum.
Bu çevrelerin düşünce yapısının statik ve bağnaz olduğunu biliyorum.
Bu kafaya sahip kişilerin hayatın ve düşüncelerin değişmesine yabancılaştığını, dogmatik saplantılarla olaylara baktığını biliyorum.

Oysaki hayatın gelişimi herkesi ve her şeyi etkiliyor.

Değişimin en büyük nedeni de bundan kaynaklanıyor.

Hak-İş’te bu süreçlerden etkilenen,kendini yenileyen bir sendikal yapı olarak yoluna devam etmeye çalışıyor.

“Doğru kimsenin tekelinde olamaz” sözü doğru bir sözdür. 
Onun için 1 Mayıs hiçbir sendika ve ideolojik çevrenin tekelinde olamaz.
Korkmayın tekelinizde olduğunu düşündüğünüz ritüellere başkaları da sahip çıkarsa, oluşacak rekabet sahip çıktığınız ritüelleri geliştirir ve güçlendirir.

Hele bu 1 Mayıs gibi emeğin evrensel birlik,dayanışma ve mücadele günüyse hiç korkmayın,çünkü 1 Mayıs birlik günüdür.

Ancak bu çevrelerin korkmasında haklı bir yan olabilir?

1 Mayıs+Taksim üzerinden yaptıkları veya yapmayı düşündükleri kimi siyasi ve ideolojik ve veya provokasyon hesapları varsa bunları bir kez daha gözden geçirmeleri gerekebilir.

Çünkü 1 Mayıs ve Taksim işine farklı bakanların çıkması bu çevrelerin 

1 Mayıs üzerinden yaptıkları ve yapacakları tezgahlarını bozabilir.

1 Mayıs,1 Mayıs ilk dileğimiz

Yaşatacak seni tunç bileğimiz…