1 MAYIS’a üç özgürlük…

 Mustafa Pacal - 27/04/2009 17:47:43 (472 okunma)


1 MAYIS’a üç özgürlük… 

1 Mayıs bir asırdan fazladır dünyanın kutlanan en eski günlerinden biri olmaya devam ediyor.

1 Mayıs’ın hala yaşatılıyor olmasının temelinde sömürüye karşı bir hak mücadelesi tarihi olması bulunuyor.

1 Mayıs’ları yaratan haksızlıklar ve her türden sömürü ortadan kaldırılmadığı sürece dünyanın tüm ülkelerinde 1 Mayıs Birlik, Dayanışma ve Mücadele günü olarak bundan sonraki yıllarda da kutlanmaya devam edecektir.

Türkiye’deki 1 Mayıs’lar Osmanlının son dönemlerinden bu günlere kadar her yıl gerginlik yaşanan günler olarak tarihimizde yer almıştır.

Yaşanan sorunların önemli bir bölümü devletten kaynaklanan “ideolojik güvenlik” sorunları olduysa da, geçtiğimiz yıl ve bu yıl devletten kaynaklanan sorunların yanına devletin yarattığı sorunlara ilaveten yenileri eklendi. 

1 Mayıs 2008 bu yeni sorunlar bakımdan oldukça tartışmalara neden olmuştu.

Hatırlanacağı üzere bu tartışmaların ekseninde DİSK ve KESK’in 1 Mayıs’ı Taksim meydanı kutlama ısrarı bulunmakta idi…
Ancak bu ısrara bir kutlama, bir miting yapmak olarak bakdığımızda, 
Tabii ki, Taksim’de kutlama yapılmaz diye bir yasak kabul edilemez.
Pek çok kutlamaya izin verilen Taksim meydanının 1 Mayıs için yasaklanması anlaşılır gibi değildir.

Valilik Taksim meydanında yapılacak mitingi güvenlik açısından ‘riskli’ görüyor.

Tamam da, bu riski karşılamak kimin görevi? 

Devletin görevi değimlidir?

Görevi güvenliği sağlamak olanların ‘güvenliği sağlayamayız’ deme mazeretleri olabilirmi? Polis, Taksim’de yaptığı kendi gösterilerinde kendilerini nasıl koruyorsa mitinge katılan insanları da öyle korumalıdır. 

Taksim meydanı mitinglere açılmalıdır.

TAKSİM ISRARININ BİR BAŞKA NEDENİ?


Bu işin bir yanı, ancak işin bir başka yanı daha var.
Esasen de işin bu yanı oldukça manidardır. 
DİSK ve KESK yöneticilerine Taksim meydanında neden ısrar ediyorsunuz diye sorulduğunda “1 Mayıs 1977 yılında katledilenlerin anısı için [b]1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak istiyoruz.” diyorlar.

Oysaki bu konfederasyonlar geçtiğimiz yıllarda 1 Mayıs kutlamalarını Türk-İş ve Hak-İş ile birlikte İstanbul’un çeşitli meydanlarında kutlamışlardı.

Peki, DİSK ve KESK neden bunca yıl sonra Taksim meydanında ısrar ediyordu.

Öyle ya, geçilen yıllar içinde farklı meydanlarda kutlamayı kabul eden Taksim’de bu kadar ısrar etmeyen bu konfederasyonlar ne olmuştu da bu yıl ısrar ediyorlardı.

Halbuki ,’77 1 Mayıs’ı üzerinden 31 yıl geçmişti ve Taksim meydanı da hep yerinde duruyordu. Örneğin ‘77 1 Mayıs’ının anısına 25.yılında yani 2002 yılında 1 Mayıs’ı Taksim meydanında kutlamak için bir ısrar olsaydı bu ısrar daha anlaşılabilir olurdu. 

Öyleyse bu ısrarı arkasında başka bir niyet olabilir miydi?

Bu niyetin ne olduğunu anlamak için aklımız bizi zorluyor. 

DİSK ve KESK’in 2008’de Taksim zorlamasını Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi gündemle birlikte okuduğunuz zaman daha anlamlı sonuçlara varılıyor.

2007 yılı pek çok bakımdan Türkiye için bir dönüm noktası olmuştur.
Gerek 27 Nisan e-muhtırası ve ardından Cumhurbaşkanlığı seçimi krizi,’Cumhuriyeti kurtarma mitingleri’ ve peşinden yapılan 22 Temmuz genel seçimleri ülke gündeminde gerginlik yaratmıştı.

Bir tarafta yavaşlayan demokratikleşme ve AB süreci, diğer tarafta “şeriat rejimi” tehdidi vardı. Diğer taraftan ise Ergenekon davası soruşturmaları ve operasyonları bugün gibi sürmekte idi.
Bu gelişmelerin tetiklediği önemli siyasi gelişme ise Anayasa Mahkemesinin Ak Partiyi kapatma davası oldu.2008 yılı yazını bu gündemle geçirdik.

Bu gelişmeler bütün toplumsal süreçleri etkiliyordu.
Bu durum karşısında süreç herkesi tutum almaya zorluyordu. 
28 Şubat 1997 post-modern darbesine sürecinden “silahsız kuvvetler”,”beşli çete” içinde “Cumhuriyeti kurtarma operasyonunda” darbecilerin yanında yer alan DİSK’i ne acıdır ki 12 Eylül darbecileri kapatmıştı.

Bu değerlendirme ile soruna baktığımızda DİSK ve KESK’in 2008 yılında birden 1Mayıs’ı Taksimde kutlama isteğinde ısrarcı olmasını daha iyi anlayabiliriz.

Bu tutumun Hükümeti demokratik olmayan yollarla ortadan kaldırmak isteyen Ergenekon gibi çevrelerin 1 Mayıs üzerinden siyasi kriz yaratma çabaları olabilir sonucunu çıkarabiliriz.

DİSK ve KESK’in Taksim ısrarı altında yatan başka bir neden ise bu konfederasyonların yetkili kurullarından daha çok (in)-organik ilişkiler içinde olduğu siyasi partilerin,

1 Mayıs’ın kutlama biçimini bir siyasi muhalefet malzemesi olarak kullanılıyor olmasıdır. 

Şimdi yine 1 Mayıs arifesindeyiz ve yine karşılıklı benzer tartışmalarla gerilim tırmanıyor.

Öncelikle ortaya atılan görüşlere ve gelişmelere bir göz atalım.
Hükümet 1 Mayıs’ın “emek ve dayanışmagünü” olarak yasal tatil olacak dedi. Ve 1 Mayıs resmi tatil oldu. 

DİSK ve KESK bir önceki yılda olduğu gibi, bu yılda 1 Mayıs’ı Taksim de kutlamak isteğinde ısrar ediyor. Bu konfederasyonlar ayrıca Avrupa’da 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanması için sendikal ve siyasi çevrelerde çalışmalar yapıyor.

Türk-İş 1 Mayıs ’ın kutlanmasında Taksim’in şart olmadığını, önemli olanın kutlamanın yapılması olduğunu açıkladı.
Hak-İş işçi-memur tüm konfederasyonlara 1 Mayıs’ı birlikte kutlama çağrısında bulunduğunu henüz yanıt alamadığını duyurdu. Hak-İş ve Türk-İş'ten bir heyet 1 Mayıs 1977 anısına Taksim anıtına çelenk koyma kararı aldı.

İstanbul Valisi Muammer Güler ise “1 Mayıs’ta Taksim meydanı gösteri ve yürüyüşlere kapalı olacak.”diyor.

SONUÇ 

Gelin 1 Mayıs’a üç özgürlük verelim.

1. 1 Mayıs Taksim Meydanı dahil ülkenin tüm meydanlarında barış içinde özgürce kutlansın…

2. 1980 yılına kadar tatil günü olan ve sonraki yıllarda yasaklanan 1 Mayıs, Hükümet tarafından yeniden tatil günü kabul edilsin talebi geçen yıl tartışılmıştı, bu yıl gerçekleşti.

3. 1 Mayıs’ı hiçbir çevre siyasi ve ideolojik çıkarı için kullanmasın… 

Bu üç özgürlüğün şimdilik bir tanesine yakınız.

Diğer iki tanesi için önümüzde alacağımız yol var.
1 Mayıs’lar sömürüye karşı verilen bir mücadelenin tarihidir.
1 Mayıs’ları ideolojik ve siyasi nedenlerle sömürmeyelim.
Gelin 1 Mayıs’ları anlamına uygun bir şekilde birlik ve dayanışma içinde kutlayalım