Alaturka tipi anayasa arayışı…


Türk gelenekselliğine uygun anlamında, Avrupa kültürünü ifade eden alafrangaya karşı bir kültür veya zihniyet kavramını yansıtıyor alaturka.

Bugünlerde çokça tartışılan “Türk tipi başkanlık” tartışmasından bu alaturka çağrışımı gelip beni buldu.

Bence içinde bulunduğumuz siyasi ve ekonomik iklimi en iyi bu kavram anlatıyor.

Alaturka başkanlık sistemi” veya “Alaturka ekonomi” diye tanımları uzatın uzata bildiğiniz kadar.

Ancak konuya daha çok yeni anayasa tartışmaları tarafından bakmaya çalışacağım.

Bütün boyutlarıyla bize özgü bir açmazın içinde debelenip duran bir durumdayız.

Tamamen alaturkayız anlayacağınız.

Yine yeni bir anayasa tartışmasının içinden geçiyoruz.

Şimdi herkes elini vicdanına koysun ve söylesin memleketin içinde bulunduğu bu ahval sizce yeni demokratik bir anayasa yapmak için ne kadar elverişli, söyler misiniz.

Memleketin bir tarafında kan gövdeyi götürüyor. Her yerde can ve mal güvenliğinin tehdit altında olduğu bir korku ülkesine dönmüşüz. Diğer tarafında ise hukuksuzluk, keyfî yönetim almış başını gidiyor. Ne düşünce ve ifade özgürlüğü kalmış ne de basın özgürlüğü. Önüne geleni savcı ve hâkim karşısına dikiyorlar, ne bağımsız yargı ve ne de adil yargılanma hakkından söz edebilecek bir cenderenin içinde hepimizi bağırtıp duruyorlar.

Sonra da gelin yeni anayasa ve başkanlık sistemini tartışalım diyorlar.

Sizin gerçekten yeni bir anayasa üzerinden özgürlükçü bir demokrasi geliştirmek gibi bir niyetiniz varsa bırakın bu âlicenaplığı da gelin önce şu şiddet ve hukuksuzluk ortamını normalleştirmek için samimi ve yapıcı adımlar atmaya çalışın.

Siz devlet, meclis ve hükümetsiniz gösterin önce büyüklüğünüzü; muhalefetle, sivil toplum liderleriyle ve medya ile yeniden yapıcı bir sosyal diyalog ortamı kurmaya ve bu ilişkileri yeni bir anayasa ve demokratikleşme için yeni bir fırsata çevirmeye çalışın.

Ama öyle yapmıyorsunuz.

Yaptığınız elimize geçen bu siyasi gücü fırsat bilerek, bunu nasıl daha otoriter bir tek adam yönetimine çeviririz diye siyasi kurnazlık yapmayı tercih ediyorsunuz.

Tam bir alaturka zihniyet içindesiniz.

90’lı yıllardan sonra Avrupa ve dünyada pek çok ülke anayasasını ve siyasi rejimini değiştirdi. Onlar arkalarında önemli yeni anayasa deneyimleri bıraktı. Bunlardan ve kendi yerel deneyimlerimizden yararlanarak yeni bir anayasa süreci zemini hazırlamayı düşünerek çaba göstermek yerine siyasi, ideolojik ve kişisel bir otorite kurmanın hesaplarını yapmak nedense daha çok işinize geliyor.

Oysa Türkiye’nin bu ayak oyunları üzerinde sadece yönetim sistem değiştirilmiş anayasadan önce, oldukça kapsamlı evrensel hukuk ve insan hak ve özgürlüklerini tamamen kapsayan, kendi içinde güçlü bir denge denetleme sistemi olan yeni bir hukuk devletine ve özgürlükçü bir demokrasiye acil olarak ihtiyacı bulunuyor.

Bu perspektifte olacak yeni bir anayasaya sadece toplum değil güçlü ve rekabet edebilir bir ekonomi için de ihtiyacımız var.

Einstein “Aynı şeyi tekrarlarsanız her seferinde aynı sonucu alırsınız” der.

Şimdi yine Meclis’te bir komisyon kurdunuz ve bu komisyon yine aynı kurallar içinde çalışacak ve tabii ki yine aynı sonuç alınacak.

Bıkmadınız mı bu dönüp dolaşıp aynı noktaya gelecek işten.

Bu da bize özgü bir alaturkalık değil mi sizce ve yetmedi mi.

Bu komisyon 82 darbe anayasasının dibacesi ve ilk dört maddesini bırakın tartışmayı değiştiremeyecekse, onların yerine evrensel hukuka uygun düzenlemeler getiremeyecekse bu neyin yeni anayasası olacak söyler misiniz.

Yeni anaysa dediğin eşit yurttaşlık temelinde yapılmayacaksa bu anayasa ile darbe anayasalarının arasında özgürlükler noktasında ne gibi bir fark olacak bilen beri gelsin.

Yeter bırakın artık bu devletin güvenliği üzerinde alaturka anayasa okumalarını; bu demode devletçi zihniyet aksine devletin güvenliğini daha fazla riske eden bir zorlamayı ifade ediyor.

Bırakın bu topraklarda insanlar kendi dilleri, kültürleri ve inanç kimlikleriyle özgürce yaşamanın keyfini sürsün, koruyacağınız, devletin güvenliği değil insanların özgürlüğü olsun.

Tarih devletin güvenliğini, insanların özgürlüğüne tercih etmiş devletlerin ve onların liderlerinin mezarlığı gibidir.

İbret olsun size…