Charlie Ebdo dersleri…



Dinî kutsallar eleştirilebilir mi?
Elbette…
Peki, bunun ölçüsü ne olmalı?
Mesela hiç kimse din ve dinî sembolleri dindarlar gibi kutsal görmek zorunda değildir.
Herkes din ve dinî sembolleri eleştirmek hakkına evrensel düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde sahip olmalıdır.
Ancak hiç kimse de din ve dinî sembollere karşı hakaret ve aşağılamada bulunamaz, bulunmamalıdır.
Ayrıca demokratik, laik hukuk devletinde hiç kimseye devlet veya örgüt tarafından dinî baskı uygulanamaz. Zorla veya zorunlu din eğitimi verilemez. Dinî sembollerin kullanılması veya taşınmasında baskı uygulanamaz.
Bu hatırlatmaya çalıştığım hukuki ilkeler AİHS ile AİHM kararlarının yerleşik insan hak ve özgürlükleri ilkeleridir.Paris terörist saldırısı sonrasında sürdürülen tartışmalarda, kimi görüşlere göre, İslamofobi ile ifade özgürlüğü arasındaki sınırlara dikkat edilmeden yapılan ve terörist saldırıları haklı çıkaran yaklaşımlar öne çıktı.

Bu tartışmalarda dindarlara göre din ve dinî sembollerin kutsallığının herkes için geçerli olması gibi bir dayatma ortaya çıkarılıyor.

Hiç kimse dindarlar için kutsal olanlar herkes için de kutsal olmalıdır dayatması içinde olamaz. Kimse de neden benim kutsallarıma saygı göstermiyorsunuz diye kötü muamele, şiddet ve teröre başvurma hakkını kendinde göremez ve görmemelidir.

Terörist saldırılara ve terör örgütlerine karşı alınacak tutum ve önlemlerde kararlı olmak öncelikle insan hakları hukukunu korumakla mümkün olabilir.

Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın, Charlie Hebdo’ya yapılan terör saldırısını değerlendirirken “Bu saldırı ifade özgülüğüne karşı yapılmıştır” açıklaması ve sonrasında yapılan büyük yürüyüş teröre karşı en etkili önlem olmuştur.

Diğer yandan terör örgütlerine ve onların kanlı eylemlerine “meşru” kılıf hazırlama çabası içinde olan kimi “köşe olmuş yazarlar”, –ki bunlar mebzul miktarda bulunuyor–, akılları sıra “şiddet sosyolojisi” yapıyoruz derken teröre destek verdiklerinin farkında olmayan aymazlıklarda bulunuyorlar.

Neymiş efendim “Batı” emperyalist sömürü yapmış, Afganistan, Irak ve Suriye’de çok kan dökmüş, kalemleriyle İslamofobi yaratarak din kutsallarına hakaret etmiş falan filan…

Hattâ neredeyse, Batı neden önce Roma hukukunu, Rönesans’ını yaptı ve hattâ sanayi devrimini yaparak neden zenginleşti ve hattâ ve hattâ Fransız devrimi ile monarşiyi yıkarak neden “cumhuriyet” kurdular? Batı böyle yaptığı için bu Müslümanların üzerinde “eziklik travması” yarattı ve bazıları da bunu terörle tepki olarak gösterebilir demeye çalışıyorlar.

Şimdi bu sapla samanı birbirine katarak yapılan açıklamaların terör ve terör örgütlerini cesaretlendiren nitelikte olacağını düşünenlerdenim.

Bu, Batı’nın sömürü, savaş yöntemleriyle dünya insanlığına, Müslüman halklara vs. vermiş olduğu zararı görmediğim ve eleştirmedim anlamına gelmez.

Sorun, terör ve şiddet kimden ve nereden gelirse gelsin karşı çıkmanın dili ve söylemiyle eylemi bir olmasındadır.

Kaldı ki din ve din sembollerine hakaret sözkonusu olsa bile bunu karşılığı terör ve şiddet değildir.

Hukuk ve yargı yolları ile kamuoyu oluşturmak diye daha insani yollar bulunmaktadır.

Ayrıca Charlie Ebdo sadece İslam ritüellerini değil Hıristiyan ve Musevilerin de kutsal değerlerini hicveden bir mizah dergisi. Soru şu: neden Hıristiyan veya Musevi fanatikler dergiye terörist saldırıda bulunmadılar da, “Hz. Muhammed’in intikamını aldık” diyen ve El Kaide üyesi olduğu belirlenen İslamcı teröristler saldırıda bulundu?

Bu soruya verilecek cevaplarla İslamofobi ve ifade özgürlüğü arasındaki fark ile yaşanan İslam’ın kendi kutsallarıyla arasındaki çelişkiler daha iyi anlaşılacaktır.