CHP’YE DEĞİŞİRMİŞ GİBİ YAPTIRDILAR…


Mustafa Pacal - 27/05/2010 16:59:36 (389 okunma)


CHP’YE DEĞİŞİRMİŞ GİBİ YAPTIRDILAR…

CHP üzerinde uzun dönemdir içerden ve dışarıdan gelen“değişim” baskısı son kurultayda nihayet sonuç verdi. Hemen baştan söylemeliyim bu sonuç parti içi ulusalcılar ile devlet içindeki cuntacıların istediği bir sonuç oldu. 

Yani sonuç “CHP içinde bir değişim olacaksa onu da biz yaparız” oldu. 

Bu CHP kongresi sonucunu ben böyle anlıyorum. Ancak bu sonuç CHP tabanı ve “devlet” dışındaki değişim beklentilerini karşılamadığı da bir gerçek olarak ortada duruyor. 

Kendilerini sosyal demokrat olarak ifade ettikleri için CHP’den her zaman küreselleşme ve bölgesel ekonomik ve sosyal krizler ve gelişmelere ve AB tam üyeliğine aday bir Türkiye’ye onun demokratikleşmesi yani anayasa, Kürt sorunu gibi anakronik sorunlarına ve halkımızın özgürlüğü ve zenginliği için ülkemizin çıkarlarını ve geleceğini doğru yorumlayan, çözümüne katkı sağlayan Avrupai sosyal demokrat bir parti olması bekleniyordu 

Bu kongreye bakıldığında bu beklentinin yine karşılanamadığını görüyoruz..

Öncelikle CHP üzerindeki bu “değişim” baskısının parti elitleri ve devlet içinden kaynaklanan nedenleri ile başlamak gerekiyor.

CHP elitleri ve “devlet” içinde, ne olacak bu halimiz,biz ne zaman iktidar olacağız,bu Ak Parti’den ne zaman kurtulacağız gibi sorular en azından 2002 seçimlerinden bu yana tartışılıyordu.Bu sorulara verilen yanıtların çoğu da “müesses nizam” içinde aranıyordu.Bunun anlamı Ak Parti’ye karşı “devletin anti-demokratik baskı gücünü”” kullanarak muhalefet yapmak olarak anlaşılmalıdır. Yani ordu ve yargı üzerinden ve onların etkisinden olan bir kısım medya ve çeşitli çevreleri kullanarak iktidarı yıpratmak ve bunu siyasi sonuçlara çevirmek olarak ta söyleyebiliriz. Bu gidilen yol hükümet partisini yıpratacak siyasi sonuçlar vermedi aksine bu girişimler onu “mağdur” duruma düşürerek her defasında güçlenmesine neden oldu.

Son olarak Temmuz 2007 seçimleri sonuçları bunun açık göstergesi oldu.

CHP elitleri ve ”devlet” bu turnusol kağıdı gibi yapılan siyaset dışı işlerin seçimlerde oy artışı olarak sonuç vermeyeceğini gördüler. O zaman CHP’nin “devletçi” çizgisi korunarak bir değişim nasıl yapılabilir noktasına geldiler. Bu arayışın kendisi Baykal’a indirgendi ve Baykal’ın bir komplo ile gönderilmesi hem kolay bir “işti” ve hem de özellikle parti dışından gelen “Avrupai sosyal demokrat parti” baskısının önünü kesecek bir işti. Nitekim böylede oldu. 

Böyle oldu diyorum çünkü Kılıçdaroğlu’nun kongrede yaptığı konuşma bana bu fikri veriyor. CHP elitleri ve devlet ve diğerleri Baykal operasyonuyla aynı zamanda bir CHP sorunuyla ilgili bir kararda vermiş oluyorlar. 

Bu kararı şöyle okumak gerekir kanaatimce Ak Partiyi yıpratmak ve oy kaybına uğratmak ve CHP’nin % 20’de patinaj yapan oy oranını arttırmak için sadece “devletin anti-demokratik baskı gücünü” kullanmak yeterli olmuyor. 

CHP’nin “devlet aparatı” olmasının yanı sıra siyaseten de etkin olması istendiği için bu “operasyon” yapıldı.
Oysaki CHP dışında ve tabanında oluşan beklenti Kılıçdaroğlu’nun kongre konuşmasında söylediklerini (eğer bir Kılıçdaroğlu sonradan söylediklerinden önceden yaptığı gibi vazgeçmezse) dikkate alacak ve CHP’nin bundan sonraki yol haritası bu söylenen çerçevede olacaksa bu hüsran olmuştur.
Çünkü Kılıçdaroğlu’nun kongre konuşması tam anlamıyla demode “sol” bir konuşma olmuştur. Bu konuşmadan bırakın CHP’den “Avrupai sosyal demokrat parti” olmayı beklemeyi, CHP’nin Kemalist devletçi çizgisinden bir şey değişmeyeceği anlaşılmıştır.

Kılıçdaroğlu bu söylemi ile 2010 dünyasında ‘70’li yılların Ecevit’ini anımsatan bir profil çizmiştir.Bu profil CHP’de olanların değil bir değişim olduğunu,aksine ne kadar yapay ve yüzeysel bir gelişme olduğunu gösteriyor.

Bu şunu anlatıyor bana devletçi gelenekten gelen otoriter ulusalcı partiler her ne kadar kendilerine “sosyal demokrat partiyiz” demiş olsalar da kendisinden beklenen değişimi yapamıyorlar. Yapamıyorlar çünkü baksanıza devletçi gelenekten gelen bir partinin başına yine devlet memuru geleneğinden gelen birisi oturdu.

Diğer yandan Avrupa’daki sosyal demokrat partilerin tarihine, siyasi programlarına, eylemlerine ve sınıfsal,sosyal tabanlarına bakıldığında kendi rönesanslarını yapabilecek kapasiteye sahip olduklarını görebiliriz. 

CHP böyle bir tarihe,tabana ve programa sahip olup olmadığı bilmek ve ondan yapabileceği bir şeyi beklemek lazım bence bu daha doğru bir beklenti olur.

Soğuk savaş kültüründe gelme bir yapılanmaya sahip olan CHP’nin, devletin ideolojik ve fiziki güvenliği için çalışan bir devlet aparatına benzemesi.28 Şubat post-modern darbesi süreciyle laiklik ve cumhuriyet elden gidiyor paranoyasına girmesi ve günümüzde içe kapanık bir tarikat görüntüsü vermesi CHP’den sosyal demokrat bir parti olması beklentilerinin hayal olduğunu gösteriyor. 

Bu nedenle CHP bu pozisyonuna uygun olarak Türkiye’ye içe kapanık bir ekonomik ve siyasi yapı öneriyor.
Durum böyle olunca muhalefet olmaya abone olan bir siyasi durum ortaya çıkıyor.

Kılıçdaroğlu bu kongre konuşmasıve bu görüntüsü ile CHP’ye Ak Parti’nin aldığı oyu kazandırmaz (Belki biraz CHP’nin oylarını artırabilir)Çünkü Ak Parti CHP’ye göre sözde değil özde daha sosyal demokrat parti politikalarına sahip görünüyor.
Son olarak Kılıçdaroğlu’nun işsizlik ve yoksulluk üzerinden siyaset yapacağı anlaşılıyor.Ancak bu temel ekonomik ve sosyal sorunları hangi ekonomik büyüme ve kaynakla yapacağını söylemezse yapacağı siyaset anlamsız olabilir.

Ancak yinede her şeye rağmen Baykal gibi demokrat olmayan otoriter bir liderin yerine farklı bir ismin gelmesi CHP gibi partilerde “lider rotasyonu” gibi bir geleneği kazandırırsa belki CHP “politik” bir parti olma şansını yakalayabilir. Yalnız özel bir durumdan söz etmek gerekirse Baykal’ın bu olup biteni kabul ettiğini söylemek bu aşamada oldukça zor görünüyor.

Bekleyip göreceğiz.

Neyse bu gelişmeler bile CHP gibi partiler için az bir şey değil hani… 

Bakalım daha neler göreceğiz.

 



CHP üzerinde uzun dönemdir içerden ve dışarıdan gelen“değişim” baskısı son kurultayda nihayet sonuç verdi. Hemen baştan söylemeliyim bu sonuç parti içi ulusalcılar ile devlet içindeki cuntacıların istediği bir sonuç oldu. 

Yani sonuç “CHP içinde bir değişim olacaksa onu da biz yaparız” oldu. 

Bu CHP kongresi sonucunu ben böyle anlıyorum. Ancak bu sonuç CHP tabanı ve “devlet” dışındaki değişim beklentilerini karşılamadığı da bir gerçek olarak ortada duruyor. 

Kendilerini sosyal demokrat olarak ifade ettikleri için CHP’den her zaman küreselleşme ve bölgesel ekonomik ve sosyal krizler ve gelişmelere ve AB tam üyeliğine aday bir Türkiye’ye onun demokratikleşmesi yani anayasa, Kürt sorunu gibi anakronik sorunlarına ve halkımızın özgürlüğü ve zenginliği için ülkemizin çıkarlarını ve geleceğini doğru yorumlayan, çözümüne katkı sağlayan Avrupai sosyal demokrat bir parti olması bekleniyordu 

Bu kongreye bakıldığında bu beklentinin yine karşılanamadığını görüyoruz..

Öncelikle CHP üzerindeki bu “değişim” baskısının parti elitleri ve devlet içinden kaynaklanan nedenleri ile başlamak gerekiyor.

CHP elitleri ve “devlet” içinde, ne olacak bu halimiz,biz ne zaman iktidar olacağız,bu Ak Parti’den ne zaman kurtulacağız gibi sorular en azından 2002 seçimlerinden bu yana tartışılıyordu.Bu sorulara verilen yanıtların çoğu da “müesses nizam” içinde aranıyordu.Bunun anlamı Ak Parti’ye karşı “devletin anti-demokratik baskı gücünü”” kullanarak muhalefet yapmak olarak anlaşılmalıdır. Yani ordu ve yargı üzerinden ve onların etkisinden olan bir kısım medya ve çeşitli çevreleri kullanarak iktidarı yıpratmak ve bunu siyasi sonuçlara çevirmek olarak ta söyleyebiliriz. Bu gidilen yol hükümet partisini yıpratacak siyasi sonuçlar vermedi aksine bu girişimler onu “mağdur” duruma düşürerek her defasında güçlenmesine neden oldu.

Son olarak Temmuz 2007 seçimleri sonuçları bunun açık göstergesi oldu.

CHP elitleri ve ”devlet” bu turnusol kağıdı gibi yapılan siyaset dışı işlerin seçimlerde oy artışı olarak sonuç vermeyeceğini gördüler. O zaman CHP’nin “devletçi” çizgisi korunarak bir değişim nasıl yapılabilir noktasına geldiler. Bu arayışın kendisi Baykal’a indirgendi ve Baykal’ın bir komplo ile gönderilmesi hem kolay bir “işti” ve hem de özellikle parti dışından gelen “Avrupai sosyal demokrat parti” baskısının önünü kesecek bir işti. Nitekim böylede oldu. 

Böyle oldu diyorum çünkü Kılıçdaroğlu’nun kongrede yaptığı konuşma bana bu fikri veriyor. CHP elitleri ve devlet ve diğerleri Baykal operasyonuyla aynı zamanda bir CHP sorunuyla ilgili bir kararda vermiş oluyorlar. 

Bu kararı şöyle okumak gerekir kanaatimce Ak Partiyi yıpratmak ve oy kaybına uğratmak ve CHP’nin % 20’de patinaj yapan oy oranını arttırmak için sadece “devletin anti-demokratik baskı gücünü” kullanmak yeterli olmuyor. 

CHP’nin “devlet aparatı” olmasının yanı sıra siyaseten de etkin olması istendiği için bu “operasyon” yapıldı.
Oysaki CHP dışında ve tabanında oluşan beklenti Kılıçdaroğlu’nun kongre konuşmasında söylediklerini (eğer bir Kılıçdaroğlu sonradan söylediklerinden önceden yaptığı gibi vazgeçmezse) dikkate alacak ve CHP’nin bundan sonraki yol haritası bu söylenen çerçevede olacaksa bu hüsran olmuştur.
Çünkü Kılıçdaroğlu’nun kongre konuşması tam anlamıyla demode “sol” bir konuşma olmuştur. Bu konuşmadan bırakın CHP’den “Avrupai sosyal demokrat parti” olmayı beklemeyi, CHP’nin Kemalist devletçi çizgisinden bir şey değişmeyeceği anlaşılmıştır.

Kılıçdaroğlu bu söylemi ile 2010 dünyasında ‘70’li yılların Ecevit’ini anımsatan bir profil çizmiştir.Bu profil CHP’de olanların değil bir değişim olduğunu,aksine ne kadar yapay ve yüzeysel bir gelişme olduğunu gösteriyor.

Bu şunu anlatıyor bana devletçi gelenekten gelen otoriter ulusalcı partiler her ne kadar kendilerine “sosyal demokrat partiyiz” demiş olsalar da kendisinden beklenen değişimi yapamıyorlar. Yapamıyorlar çünkü baksanıza devletçi gelenekten gelen bir partinin başına yine devlet memuru geleneğinden gelen birisi oturdu.

Diğer yandan Avrupa’daki sosyal demokrat partilerin tarihine, siyasi programlarına, eylemlerine ve sınıfsal,sosyal tabanlarına bakıldığında kendi rönesanslarını yapabilecek kapasiteye sahip olduklarını görebiliriz. 

CHP böyle bir tarihe,tabana ve programa sahip olup olmadığı bilmek ve ondan yapabileceği bir şeyi beklemek lazım bence bu daha doğru bir beklenti olur.

Soğuk savaş kültüründe gelme bir yapılanmaya sahip olan CHP’nin, devletin ideolojik ve fiziki güvenliği için çalışan bir devlet aparatına benzemesi.28 Şubat post-modern darbesi süreciyle laiklik ve cumhuriyet elden gidiyor paranoyasına girmesi ve günümüzde içe kapanık bir tarikat görüntüsü vermesi CHP’den sosyal demokrat bir parti olması beklentilerinin hayal olduğunu gösteriyor. 

Bu nedenle CHP bu pozisyonuna uygun olarak Türkiye’ye içe kapanık bir ekonomik ve siyasi yapı öneriyor.
Durum böyle olunca muhalefet olmaya abone olan bir siyasi durum ortaya çıkıyor.

Kılıçdaroğlu bu kongre konuşmasıve bu görüntüsü ile CHP’ye Ak Parti’nin aldığı oyu kazandırmaz (Belki biraz CHP’nin oylarını artırabilir)Çünkü Ak Parti CHP’ye göre sözde değil özde daha sosyal demokrat parti politikalarına sahip görünüyor.
Son olarak Kılıçdaroğlu’nun işsizlik ve yoksulluk üzerinden siyaset yapacağı anlaşılıyor.Ancak bu temel ekonomik ve sosyal sorunları hangi ekonomik büyüme ve kaynakla yapacağını söylemezse yapacağı siyaset anlamsız olabilir.

Ancak yinede her şeye rağmen Baykal gibi demokrat olmayan otoriter bir liderin yerine farklı bir ismin gelmesi CHP gibi partilerde “lider rotasyonu” gibi bir geleneği kazandırırsa belki CHP “politik” bir parti olma şansını yakalayabilir. Yalnız özel bir durumdan söz etmek gerekirse Baykal’ın bu olup biteni kabul ettiğini söylemek bu aşamada oldukça zor görünüyor.

Bekleyip göreceğiz.

Neyse bu gelişmeler bile CHP gibi partiler için az bir şey değil hani… 

Bakalım daha neler göreceğiz.