Cumhurbaşkanı adaylarına soruyorum...



Erdoğan cumhurbaşkanlığı seçimleri kampanyasını bir “başkanlık” seçimleri havasında sürdürüyor. Erdoğan’ın “farklı olacağım” düsturu açıkça bunu gösteriyor.

 

Yani “nihayetinde devlete saksı seçmiyoruz” demekle bunu bize anlatıyor.

 

Anayasa’daki cumhurbaşkanı yetkilerini sonuna kadar kullanmayı istediğini açıklayan Erdoğan, adeta yürütmenin başı benim edasıyla yol, köprü yapmaya varıncaya kadar vaatlerde de bulunuyor.

 

Son olarak Erdoğan “vizyon belgesi” ile Türkiye’nin temel sorunlarına ilişkin yaklaşımlarını kamuoyuna sunarak bu duruşunu kararlı bir şekilde sürdürüyor.

 

Ben de diğer adayların, Erdoğan gibi bir “başkanlık” havasıyla konuşması sanki seçmen tercihinde etkili olacak diye düşünmeye başladım.

 

Bu arada Erdoğan’ın vizyon belgesinde belirttiği konulara göz atmadan geçmeme niyetindeyim.

 

Bir kere Erdoğan’ın yeni anayasa, çözüm süreci ve AB üyeliği konusunda, seçildikten sonra katkılarının devam edeceğini açıklaması olumlu ancak düşündürücü bir açıklama olarak kendini gösteriyor.

 

Çünkü AKP son kongresinin karar altına almış olduğu demokratikleşme için 63 maddelik yol haritasının ne kadarı gerçekleştirildi ki, “vizyon” belgesindeki vaatlerin gerçekleştirilmesi için verilen sözler inandırıcı olabilsin diye düşünmekteyim.

 

Bugün Türkiye resmine demokrasi gözlüğü ile bakıldığında, geldiğimiz noktanın, düne göre epeyi gerisinde kaldığını söylemek herhalde yerinde olur.

 

Şimdi açıklanan “vizyon” belgesine bu gözle baktığımda aklıma gelenler bunlar oldu.

 

Seçim kampanyası süresince cumhurbaşkanı adaylarına çeşitli konularda sorular soruluyor ve konular hakkında görüşleri isteniyor.

 

Benim bildiğim şu saate kadar çalışma hayatı sorunları için soru veya sorular sorulmadı ve buda adayların konu hakkında görüşlerini de bilmiyoruz demektir.

 

Öyle ya sendikal hakların sınırlı olduğu, sendika üyesi işçilerin parmakla gösterildiği ve iş cinayetleri sonucu yılda 1500 işçinin yaşamını kaybettiği, taşeron işçiliğin bir yaşam ıstırabı olduğu ve kayıtsız, kuralsız çalıştırmanın ve işsizliğin yaygın olduğu bir ülkenin cumhurbaşkanı adaylarının bu sorunlar ve sorular içinde düşüncelerini sormak ve adayların düşüncelerini kamuoyu ile paylaşmasına fırsat vermek gerekir.

 

Yetmez, Soma faciasının üzerinden henüz iki ay geçti ve acılar daha sıcaklığını korurken bu ülkenin, bu devletin başkanlığına seçilecek olanların bu acıların dindirilmesi içinde söyleyecekleri olmalı.

 

Onun için soruyorum.

 

Sayın Cumhurbaşkanı Adayları;

 

1. İş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi için ne tür yasal, idari ve teknik önlemlerin alınması için girişimlerde bulunmayı düşünüyorsunuz?

 

2. Taşeron işçiliğin yarattığı sosyal tahribatı iyileştirmek için bir çalışmanız olacak mı?

 

3. Kayıt dışı ekonomi ve kuralsız çalıştırmanın önlenmesi ve yarattığı sosyo-ekonomik kayıpların giderilmesi için bir girişimde bulunacak mısınız?

 

4. İşsizliği önlemek için istihdamı artırmak ve iş güvencesinin sağlanması için çalışmalarınız olacak mı?

 

5. Sendikal hak ve özgürlüklerin ILO sözleşmeleri düzeyine getirilmesi için girişimlerde bulunmak istiyor musunuz?

 

Konuya ilişkin sorularım bunlardan oluşuyor.

 

Gerçi Erdoğan’ın 12 yıllık başbakanlığı döneminde bu soruların yanıtlarını yaptığı icraatlarla almıştık.

 

Sendikal haklar alanında ve kabul edilirse Meclis’e gelen maden ve yeraltında çalışan işçiler ve taşeron işçiler için sağlanmış kısmi iyileşmelerin dışında diğer sorunların çözümünde yeterli bir yol alamamıştık.

 

Bu nedenle bu sorulara Erdoğan’ın vereceği yanıtlar yine de önemli, ancak İhsanoğlu ve Demirtaş’ın vereceği yanıtlar şimdiden daha da bir önem kazanıyor.