Düşünmek istiyorum ama...

 Mustafa Pacal - 10/06/2011 13:45:50 (823 okunma)



Düşünmek istiyorum ama...

Yeni anayasa tartışmaları sürüyor. Yeni anayasadan farklı toplumsal ve ekonomik kesimlerin talep ve beklentileri oldukça farklı olduğundan yapılan tartışmaların içerik ve kapsamı doğal olarak farklı oluyor.
Anayasa tartışmalarına farklı bir boyutta genel seçimler katıyor. 
Seçim katılan hemen tüm siyasi partilerimizin ajandasında bir anayasa önerisi mevcut bulunuyor.

Bu durum tarihimizde bir ilk oluyor. 

Böyle bir süreç yani hem yeni anayasa tartışması ve hem de genel seçimler birlikte aynı süreci paylaşıyoruz. 

Bu sürecin toplumsal, tarihsel ve siyasal bir tecrübe olması önemli görülmeli.

Yalnız bu sürecin diğer bir ilk yanı daha var oda bu topraklarda ilk defa yeni bir anayasa tartışması olağan bir dönemde yapılıyor olmasıdır. 
Bu durum doğru değerlendirilmelidir. 

Çünkü ilk olan tecrübeler içinde fırsatları taşıdığı kadar tehlikeleri de taşır. Bizim toplum olarak bu güne kadar yaşadığımız tehlikeler ve acılar ortada iken şimdi bu süreci özgürlükçü bir demokrasi için fırsata çevirmeliyiz.

Yine bu toprakların tarihine baktığımızda kaç kez böyle fırsatların karşımıza çıktığını durup düşünmeliyiz.

Bu nedenle yeni, sivil ve demokratik bir anayasayı kazanabilmemiz için katkısı olacak en ufak bir çabanın bile değerini bilmemiz gerekir.
Özellikle demokrasi sorunu nedeniyle tarih boyunca bu ülkede baskılara, yasaklara ve kıyımlara uğramış etnik,dini,mezhebi ve kültürü farklı olanların yeni anayasa sürecinden daha yapıcı ve katkı sağlayıcı bir tutum almaları boyunlarının borcudur.

Kürdlerin, Alevilerin ve diğer farklı kesimlerin kendi yaşamlarının evrensel insan hak ve özgürlüklerine göre yeniden düzenlenmesine açık ve yapıcı destek vermeleri söylemeye bile gerek olmayan bir gerçektir.

Bilinmesi gereken bir başka gerçekte şudur. Yeni anayasa bu seçim sonuçlarına göre oluşacak parlamento tarafından tartışılacak, yazılacak ve kabul edilecek bir siyasi toplum sözleşmesi olacaktır.

Ayrıca ben yeni anayasanın parlamentoda gerekli çoğunlukla kabul edilse dahi referanduma götürülmesini halk tarafından da kabul veya ret edilmesini savunuyorum.

Ancak bilinmesi gereken durum şu referandumu da bu halk yapacaktır.
Bu gerçekler ışığında 12 Haziran 2011 genel seçimlerinden sonra meclis çoğunluğu Ak Parti’de olacak diye,bu halk “bidon kafalı,koyun ve göbeğini kaşıyor” diye kim ki bu süreçte açık veya kapalı katkı vermezse işte o zaman bu demokratikleşme fırsatını tehlikeye çevirir.

Bunun endişelerini duyuyorum.

Neden mi?

12 Eylül 2010 Anayasa referandumunda hayır oyu verenler ile referandumu boykot edenler yani CHP,MHP ve BDP ve çevreleri değişiklik paketi içinde bulunan ve 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasının önünü açan 82’ anayasanın geçici 15.maddesi hayır oyu vererek ve boykot ederek bir anlamda darbecilere sahip çıkmış oldular.

Ayrıca yine bu çevrelerin meşrebine göre kalem sallayanların bir kısmı mealen “yargılayacaklarda ne olacak yani, zaten zaman aşımına uğramış bir mesele” diyerek bu desteği meşrulaştırdılar.
Ancak süreç böyle işlemedi. 

Gün geldi,devran döndü darbeciler yargıya hesap vermek zorunda kaldı. Evren ve Şahinkaya hakkında savcılık soruşturma açtı. 
Ve ilk kez bu ülkede darbe yapanlar hakkında böyle bir hukuki işlem yapıldı. 

Bir 12 Eylül darbesi mağduru olarak, Evren’in savcı tarafından sorguya çekilmesinin devam ettiği saatlerde “İnanmıyorum. Burası Türkiye’mi”dediğimi gözlerim dolarak hatırlıyorum.

O gün “ne olacak canım” diyenlerde bugün “tık” yok.
Bu çevreler neden bu gelişmeye şimdi destek olmuyor.
Oya Baydar ne güzel yazmış “AKP’ye destek olur” diye susuyorlar.

İşte endişem bundan bu çevreler yarın seçimden sonra gerek yeni anayasa için ve gerekse Kürd sorununun çözümü için atılacak adımlara da bu nedenlerle ne diyecekler konusunda endişelerim var.
Öyle ya demokratik, sivil bir anayasa yapmak, Kürd sorununda olumlu adımlar atılması Ak parti’nin “işine yarar” diye köstek olalım diyebilirler.

Oysa ki bu sorunlarımızın demokratik ve barışcı şekilde çözümüne kimin katkı sağlarsa buna değer vermek sahip çıkmak lazım…
Aksi davranmak yeni anayasa ve Kürd sorununun çözümü istemiyorum demektir.

Yinede böyle düşünmek istemiyorum ama düşünene değil düşündürene bakmak lazım…