İşçinin sosyo-ekonomik hâlleri...


Bundan tam 128 yıl önce 1 Mayıs 1886’da, Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler, günde 12 saat, haftada altı gün olan çalışma takvimine karşı, günlük sekiz saatlik çalışma talebiyle iş bıraktılar.

 

1 Mayıs’ın, 1889 tarihinde Brüksel’de toplanan İkinci Enternasyonal’de, tüm dünyada “Birlik, mücadele ve dayanışma günü” olarak kutlanmasına karar verildi.

 

Evet, bugün 1 Mayıs tüm dünyada işçiler ve emekçiler tarafından “Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak kutlanıyor. Ülkelerin önemli, anlamlı ve büyük meydanları bugün göstericiler tarafından rengârenk süslenecek. Emekçiler her türden sorununu çeşitli şekillerde dile getirecekler.

 

Ülkemizde de 1 Mayıs’ların bir tarih var ve bu tarihin toplumsal hafızamızdaki yeri maalesef acılarla dolu. 1 Mayıs’ların kutlanmasındaki tarih 20’li yıllara kadar gitmiş olsa da, 1977 yılı 1 Mayıs’ında yaşanan çatışmalar sonucunda 37 insanın hayatını kaybetmiş ve hâlâ faillerinin bulunamamış olması toplumsal vicdanımızın her daim kanayan yarası olmuştur.

 

Başbakan’ın Taksim konusundaki tutarsızlığını geçen yazımda belirtmiştim. Valilik son olarak yaptığı yazılı açıklamayla Başbakan’ın Taksim yasağını bir kez daha teyit etmiş oldu. Dilerim son anda bir sürpriz gelişmeyle Taksim gösterilere açılır. Aksi hâlde bugün yaşanacak olan olaylardan bu yasağı koyanlar sorumlu olacaktır.

 

Peki, şimdi gelelim Türkiye’de emekçiler bu 1 Mayıs hangi sorunlarla karşılıyorlar. Dedik ya 1 Mayıs emekçilerin hükümetlere ve işverenlere karşı sorunlarını dile getirdiği ve bunların çözümü öneriler sunduğu bir gündür diye, biz de katkıda bulunalım istedik.

 

• Çalışanların öncelikli sorunu örgütsüz olmalarıdır ve pek çok sorunun kaynağında da bu yatmaktadır. Bugün SGK kayıtlarına göre sayıları 12 milyon dolayında bulunan emekçilerin 1 milyon civarında olanı sendikalara üye gözükmekte ve bu da oransal olarak yüzde 8-9’lara tekabül etmektedir. Türkiye hükümetleri sendikal hak ve özgürlükleri alanında ILO sözleşmelerinin altına imza attığı hâlde gelişmiş sendikal hakları kendi çalışanlarından hâlâ esirgiyor.

 

• İş sağlığı alanında Türkiye tam bir emekçi cehennemine döndü. Kayıtlı kayıtsız yılda tahminen 80 bin iş kazası olmakta ve adı kaza olan olayların sonucunda tahminen 1500 işçi hayatını kaybetmekte ve bu rakamın çok üzerinde işçi de sakat kalmaktadır. Ayrıca insan sağlığına uygun olmayan koşullarda çalışmak zorunda kalan ve meslek hastalığına yakalanarak ölen veya sakat kalan işçilerin sayısı tam olarak bilinmemektedir.

 

• İşsizlik ve taşeron işçi çalışması ayrı bir sosyal ıstırap konusu, özellikle gençler ve kadınlar arasında yaygın olan işsizlik inişli çıkışlı olarak yüzde 10’larda geziyor. İşsizlik sigortası ve sosyal koruma uygulamaları sınırlı ve yetersiz durumda, Taşeron işçilik ise kuralsız ve kayıtsız çalışmanın en vahim durumunun yaşandığı alan, kamuda ve özel sektörde bu durumda çalışan yaklaşık 1,5 milyon taşeron işçi olduğu tahmin ediliyor.

 

• Son olarak vergi adaletsizliği ve yoksullaşma sorunu Türkiye vergi adaletsizliği bakımından 37 OECD ülkesi arasında 8. sırada, çalışanların ücretlerinden ödemekte olduğu toplam vergi oranı OECD ülkeleri ortalaması yüzde 26,4 iken, bu oran Türkiye’de yüzde 37,4 seviyesinde bulunuyor. Türkiye’de yaklaşık 15 milyona yakın bir nüfus yoksulluk sınırında yaşamakta, yoksulluk özellikle işsizler, engeliler ve kadınlar arasında yaygın bir sorun, ancak çalıştığı hâlde yoksullaşanlar ise ayrı bir sosyo-ekonomik sorun alanı oluşturmaktalar.

 

Tüm dünya işçilerinin ve emekçilerinin 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü kutlu olsun.