MİHAİL GORBAÇOV, MUHTAR KENT ve kapitalizmin krizi…

Mustafa Pacal - 06/11/2009 10:16:08 (431 okunma)



MİHAİL GORBAÇOV, MUHTAR KENT ve kapitalizmin krizi…

2008 Küresel ekonomik kriz sürecinden henüz çıkılmış değil, aksine yeni bir ekonomik kriz dalgasının daha dünyayı saracağı yönünde sıcak gelişmeler yaşanıyor. 

Ekonomik kriz sürecinde en çok ABD’nin ekonomik ve sosyal göstergeleri izlendi. Bu anlaşılır bir nedenden kaynaklanıyor. Kriz ABD ekonomisi kaynaklı olduğundan iyileşmenin de buradan başlayarak yayılması beklentisi nedeniyle ABD ekonomisi mercek altında tutuluyor.
ABD ekonomisi 2009 yılı üçüncü çeyrekte %3.5 büyüme gösterdi.
Bu gelişme her ne kadar ABD’de işsizlik oranlarının(İşsizlik oranı %9.6) düşmesine katkı sağlamasa bile genel olarak “ekonomik krizden çıkışın”işareti gibi yorumlandı.

Son olarak ABD’de orta ve küçük işletmelere kredi desteği sağlayan önemli bir banka “hükümetten iflasa karşı korunma” istemesi ekonomik kriz sürecinin devam ettiğine yönelik iddiaları güçlendirdi. 
Bu gelişme bir kez daha bize gösteriyor ki “kapitalizm yapısal bir kriz yaşıyor” ve bu kriz sürecinden yapısal değişikliklerle çıkma arayışındadiyebiliriz.

Pittsburgh’ta yapılan G-20 zirvesi ve ardından İstanbul’da toplanan IMF ve DB toplantıları sonuç olarak dünya finans sisteminde bazı önlemlerin alınmasının yanı sıra, gelişmekte olan ülkelerin karar alma süreçlerindeki oy oranlarının biraz daha arttırılması gibi kararlar alınsa da bu kararlar “dağ fare doğurdu” kabilinde yorumlandı. 

Yalnız, ekonomik kriz süreci ve bu krizin bu günden yarına yaratacağı olumlu ve olumsuz etkilere ilişkin tartışmalar hemen her alanda hızını kaybetmeden devam etmektedir.

Genel olarak kriz döneminin en önemli katkısı iki alanda görüldü.
Bunlardan bir tanesi dünya ekonomisinin entegre bir ekonomi olduğu noktası iyice anlaşılmış oldu. Diğer bir katkısı kapitalizm üzerine tartışmalarıgeliştirmesi oldu.

Özellikle kapitalizmin yeniden yapılanması ve geleceği üzerine oldukça soyut değerlendirilmeler yapıldığı kadar oldukça somut “sürdürülebilir” önerilerde bu süreçte yapıla geldi.

Hatta öyle ki, farklı ideolojik kültürlere ve geleneklere sahip olan kimi çevre ve kişiler gelecek öngörülerinde farklı çıkarlara sahip olsalar da kimi noktalarda ortak görüş ortaya atabiliyorlar.

Buna örnek olarak, birbirine karşı olmuş iki farklı ideolojik dünya geleneği ve kültüründen gelen, , iki küresel liderin farklı zamanlarda farklı kurumların yöneticilerinin yorumlarına bakalım.

Bu iki küresel liderin biri halen görevde, birisi ise görevde değil…
Liderlerin biri Mihail Gorbaçov eski SSCB’nin son devlet başkanı ve eski SBKP’nin son genel sekreteri,diğeri ise halen Coca-Cola /Dünya CEO’suMuhtar Kent

Gorbaçov perestroyka glasnostun mimarı, komünist ideolojinin çağdaş lideri,Muhtar Kent müthiş bir kariyer macerası olan dünyanın en etkin CEO’larından. 

Gorbaçov’un The Guardian gazetesinde 30.Ekim.2009 tarihinde yayımlanan yazısında “On yıllarca süren Bolşevik deneyimi ve bunun Sovyet toplumunu tarihsel çıkmaza ittiğinin idrak edilmesinin ardından,Sovyet prestroykası biçimini alan demokratik reform yönünde güçlü bir itki ortaya çıktı ve bu doğu Avrupa ülkelerini de etkisi altına aldı.Fakat kısa süre sonra açıkça anlaşıldı ki,eski hasmında mahrum kalan ve kendisini küresel ilerlemenin rakipsiz muzafferi ve temsilcisi olarak gören Batı kapitalizminin,Batı toplumunu ve dünyanın geri kalanını bir başka tarihsel çıkmaza sürükleme tehlikesi söz konusu.
Dünyanın geri kalanına yegane seçenek olarak dayatılan mevcut Batılı kalkınma modelinin organik kusurlarını ifşa etmek için bu günkü küresel ekonomik krizin yaşanması gerekiyordu.Bu krizin açık ettiği bir başka şeyde ,sadece bürokratik sosyalizm değil,ultra-liberal kapitalizmin de derinlemesine demokratik reforma yani kendi perestroykasına ihtiyaç duyduğuydu.Eski düzenin yıkıntıları üzerinde durduğumuz bu gün ,yeni bir dünya yaratma sürecinde kendimizi aktif katılımcılar olarak düşünebiliriz.Bir zamanlar hem Doğu’da,hem Batı’da tartışılmaz sayılan bir çok doğrunun ve önermenin,söz gelimi piyasanın her şeye kadir ve dahası demokratik tabiatlı olduğuna duyulan kör inancın öyle olmadığı görüldü.”
 Gorbaçov bu makalesinde bürokratik sosyalizm kendi perestroykasını yaptığını, sıranın kapitalizme geldiğinin altını çizerek yaşamın her alanında yeniden yapılanmanın koşullarının eskiye oranla şimdi çok daha fazla olduğunu belirtiyor.

Coca-Cola Dünya CEO’su Muhtar Kent 02.Kasım.2009 tarihinde bazı ekonomi dergilerinin davet ettiği toplantıda yaptığı konuşmanın bir bölümünde kriz ve sonrası dünyada olacak ekonomik ve sosyal değişimleri şöyle değerlendiriyor.

Bir yıl öncesine kıyasla çok farklı bir yıl geçirdik. Dünya önümüzdeki 10 yılda çok değişecek. Geçirdiğimiz son 10 yıl,gelecek 10 yıla göre çok sakin bir dönemdi.Kısa vadede ne olursa olsun ,bu kriz ne kadar derin olursa olsun gelecek 10 yıl önemli değişiklikleri dünyada hep birlikte yaşayacağız.Dört büyük kitlesel eylem açığa çıkmak üzere ve gelecek 10 yılda bu güçlenerek büyüyecek.Bunların birincisi global ekonominin merkezindeki güçlü yön değişimi.Bunu yeni fırsatlar peşindeki insanların göçünden kaynaklanan hızlı şehirleşme izleyecek.Tüketici davranışları,değerleri ve beklentileri yeniden oluşacak.Dördüncüsü de bu üçünün getirdiği yeni bir dönüştürücü inovasyon çağı.Coca-Cola yönetimi olarak biz buna yeni dengeler diyor ve buna göre konumlanıyoruz.Liderler bunu anlamak kurum ve kuruluşlarını değişen bu dünyaya göre hazırlamak zorundadırlar.’’
Kent ayrıca “Coca-Cola yılda 300 milyar litre su kullanıyor.Bu rakam 2020 yılında 550-600 milyar litreye ulaşacak bu miktarın tümünü dünya geri kazandırılacağını,halen bu hedefe ulaşmak için 500 projeleri olduğunu”söyledi.

Coca-Cola Dünya CEO’su Kent,bugünden geleceğe yönelik değişimlerin penceresinden bakmaya ve şirketini buna göre konumlamaya çalışıyor.

Bu iki önemli liderin görüşlerinde ortaya çıkan en önemli ortak nokta “böyle gelmiş böyle gitmeyecek” noktasıdır.

Görüşlerde İkinci önemli vurgu “değişim devam ediyor” vurgusudur.

2008 dünya ekonomik krizinin, sadece ekonomik önlemlerin alınmasıyla aşılacak bir kriz olmadığı, yine iki liderin yaklaşımlarından anlaşılıyor. Bir yandan yoksulluğun ve işsizliğin önlenmesi ve diğer yandan çevre ile uyumlu bir üretimin planlanması birbirini tamamlayan yaklaşımlar olarak görülüyor.

İki liderin en belirgin görüş ayrılığı, adil ve demokratik bir ekonomi ve sosyal yaşam konusunda ortaya çıkıyor.Gorbaçov adaleti ve demokrasiyi bir yaşam biçimi ve kültürü olarak öneriyor.Muhtar Kent, olası ekonomik ve sosyal değişimleri ticari sonuçları bakımından değerlendiriyor.

Bu kadar farkın olmasında şaşılacak bir durum yok.
Şaşırtıcı olan iki liderinde yaşamsal devinimin farkında olmaları ve gelecek öngörülerinde üst üste düşen noktaların olmasıdır.

Ne dersiniz önümüzdeki on yıllar doğanın, insanların beklentileri ile kapitalizmin beklentileri için eskiye oranla daha uyumlu hale gelmenin fırsatları ile mi? dolu olacak…