Partilerin 2009 yılı notları...

Mustafa Pacal - 24/02/2010 23:51:53 (377 okunma)



Partilerin 2009 yılı notları...

Türkiye 2009 yılını geride bırakırken yaşamın her alanında bir dönemin karnesini de geride bıraktı.Ben bu karnenin her bölümüne ve verilen notlarına bakmayacağım. Çünkü bir yazı ile bunun üstesinden gelinebileceğini sanmıyorum.

Ben bu karnenin siyaset,siyaset kurumu ilişkileri ve demokratikleşme süreci dersleri bölümüne ve benim verdiğim notlara bakacağım.Sanıyorum bu bölüm ben dahil hepimizin ilgisini çekecektir.
2009 yılı genel olarak siyasi ve demokratik gelişmeler açısından verimli bir yıl oldu.

Örneğin bu kadar askeri darbe planı karşısında bir askeri darbenin olmaması hepimiz için bir şans sayılmalıdır.Tam tersi ordunun içindeki darbeci kliklerin orta yere planları ile birlikte dökülmesini dikkate aldığımızda sivil toplum ve yargı tarafından ordu içindeki darbecilere karşı darbe yapılmış olması demokratikleşme yolunda tarihsel bir gelişme olmuştur.Ancak her şey de bitmiş değildir.

Sorun EMASYA gibi yazılı belgeleri yürürlükten kaldırmakla bitmiyor.Eğer öyle olsaydı 12 Eylül darbesi yapılamazdı.12 Eylül’den önce 1961 anayasası ve ceza yasaları da ordunun yönetime el koymasını yasaklıyordu. Ancak buna rağmen ordu darbe yaptı. Sorun ordu içinde demokrasiyi,hukukun üstünlüğünü ve sivil toplum yaşamını kabul eden bir eğitim verilmesi ve buna bağlı demokrasi kültürü yaratılması ve yasal olarak ordunun devlet içindeki rolünün “gereği kadar” noktasına indirmekle çözülür.Bu da yetmez ordu dışındaki darbeci,cuntacı çevrelerin bundan nasibini alması gerekir.

Siyaset darbelere,darbe planları yapan cuntacılara karşı çıkmak ve demokrasi dışı tehditleri ortadan kaldırmak için toplumsal tepkinin en meşru yoludur.Ne var ki bugün siyasi muhalif konumunda olan kimi siyasi partiler bırakın bu tehditlere karşı çıkmayı demokrasiye yapılacak olan darbelerin ordunun asli görevi olarak görme aymazlığına kadar düşebiliyorlar.

Sosyalist enternasyonal üyesi olan CHP darbecilerin yargılandığı Ergenekon davasının avukatlığını üstlenebiliyor.Kimi adı sol olan çevrelerde “bırakın birbirlerini yesinler” diye darbecilere destek veriyor. 

Bugün siyaseten darbelere karşı çıkmanın sağı-solu,alevisi-sünnisi,fakiri-zengini,Kürdü- Türküranlaması lazım,çünkü yapılan her askeri darbe göstermiştir ki,darbeciler kendinden başka kimseye fayda sağlayacak işler yapmamışlardır.Hele son olarak ortaya çıkan balyoz darbe planına baktığımızda bu gerçekleri daha iyi görebiliyoruz.

Bu gelişmeler karşısında,bugün Ak Parti hükümetinin karşısında gerçekten demokratik değerlere inanmış bir muhalefet olsaydı,demokratikleşme yolunda daha hızlı adımlar atılır ve daha kalıcı demokratik kazanımlar elde edebilirdik.Oysa ki CHP ve MHP muhalefet yapmayı demokratikleşme sürecini tıkayan ve geriletmek isteyen bir stratejiye dayandırdı.

Bugün muhalefet meclisi anayasal değişiklikleri yapamaz duruma düşürmüştür.

Yalnız bu değil mevcut anayasadaki görevlerini yerine getiremez duruma düşürülmek istenmektedir.Cumhurbaşkanlığı seçimi için hem genel seçimler yapılmak zorunda kalınmıştır.ve hem de cumhurbaşkanlığı seçim sistemi değiştirilerek yeni tartışma başlatılmıştır.Bu süreç aynı zamanda Ak Parti içinde de farklı gelişmelere neden olmuştur.Bir yandan demokrasiyi geliştirmek isteyenlerin siyasi performansları “nasıl olsa bir şey yapılamıyor”diye düşürülmüştür.diğer yandan ise “Bugüne kadar yapılamayanlar benimi buldu” diyenlerin ekmeğine yağ sürülmüştür.

Siyaset kurumunun İktidar-muhalefet öbeğinde bunlar olurken diğer siyasi muhalefette ise bu durumdan farklı gelişmelerin olduğunu söylemek hayli güç gözüküyor.

Halbuki merkezi siyasetin sıkıştığım zamanlarda çevreden bir başka siyasi parti gelecek için umut yaratabilir.Ancak bizde bu böyle olmuyor çevre partilerinin de kabızlığı merkezi siyasetin kabızlığına benziyor.
Merkezi siyasetin çevresinde bulunan partiler eğer yeni bir merkez oluşturacak “siyaset belgesi” oluşturamazlarsa,merkezi siyasetin yaptıklarını kendilerine göre yorumlayarak kendilerini avuturlar. 
Demokratikleşme sürecinin en yaşamsal sorunlarına bakıldığında AB’ye tam üye olmak,sivil demokratik anayasa,Kürt sorunun,alevi sorunu gibi sorunlar bulunmaktadır.

Örneğin Kürt sorununda hükümetin ilerletmeye çalıştığı “demokratik açılım” sürecinin işleyebilmesi için bazı stratejik siyasi kararlar önemli hale geliyor.

Bu süreç bir mutabakat içinde yürüyecekse kimse silah ve şiddeti bu süreçte koz olarak kullanmamalıdır.Ne devlet,ne hükümet ve nede Kürtler kendi açılarından her sorunu bir kerede en iyi şekilde bir kerede çözelim gibi bir ön şart ile sürece bakmamalılar.Yılların birikmiş sorunları keşke bir kerede en doğru şekilde çözülse ama bu gerçekçi bir beklenti olmaz.

Kürt sorununun siyasi muhatabı yalnızca devlet ve hükümet ve BDP ve Öcalan olamaz.

Böyle bir yaklaşım sorunun çözümüne katkı sağlayacak diğer aktörlerin enerjisini görmemek ve onların mutabakatına ihtiyaç duymamak anlamına gelir.Her ne kadar Hükümetin altı,yedi aydır sürdürdüğü çalışmalar istendiği tempoda gitmediyse ve istenilen düzeyde değilse bile sürecin sürdürülmesinde ısrar edilmelidir.

Bu süreçte kuşkusuz herkese önemli sorumluluklar düşüyor. Ancak sorunun içinde çözüme daha çok muhtaç olanlara iki kat daha sorumluluk düşüyor. BDP kongresi “Türkiye partisi” olma iddiasıyla toplandı.ve bence bu iddiaya uygun bir adım atılamadan da bitti.”Türkiye partisi” olmak için küresel ve bölgesel konjonktürü iyi okumak ve bunun Türkiye üzerine etkilerini “doğru” hesaplamakla olabilir.Yoksa “Türk solu” ile “Kürt solunu” 70 model ideolojik ve politik projeksiyonlarla bir araya getirmekle “Türkiye partisi” olunmuyor. 

Siyaset 2009 yılında insanların dini,mezhebi,etnik kökeni,dil ve kültürü üzerinden kendini ifade edebilme durumundan kendini kurtaramadı.
Çağdaş siyaset insanların renkleri,dinleri,kültürleri üzerinden siyasi rant sağlanarak yapılacak bir şey değildir.Çağdaş siyaset insanların değerlerine özgürlük sağlanarak,onların yaşadıkları yerlerde mutlu ve umutlu olarak yaşamalarını sağlayacak politikalarla yapılabilir bir şeydir.

2009 yılı için merkezi partilerin siyasi performansların değerlendirecek olursam,benden 10 üzerinden Ak Parti:7, CHP:2,MHP: 3,BDP:4 puan not aldılar.Tüm partilere 2010 yılında başarılar dilerim.