Şimdi demokratik açılım çalıştayı toplanmalı !!!

Mustafa Pacal - 01/01/2010 20:57:00 (430 okunma)



Şimdi demokratik açılım çalıştayı toplanmalı !!!

Gerilerden gelen, çözümünde oldukça geciktiğimiz,geciktiğimiz kadarda oldukça çetrefilleşmiş sorunlarımız için ömür tüketip duruyoruz.
Tokat provokasyonu,DTP’nin kapatılması ve KCK operasyonundan sonra gelinen nokta bana “dağın tepesine doğru çıkarılan taşın tekrar aşağıya inmesini anlatan hikayeyi hatırlatıyor.”

Askeri darbe tehditi ortadan henüz kalkmadı.Baksanıza Bülent Arınç için suikast planlanması soruşturmasının ucu nerelere doğru gitti.Demokratikleşmenin zorunluluğu için bu gelişmeler bize bir şey anlatmıyor mu?

Parlamento ve Hükümet dahil hepimizin özgürlüğü tehdit altında bulunuyor. 

Yetmedi mi ya?

Yahu anlamalıyız;ya bu sorunları bizden öncekiler gibi bizden sonra ki kuşaklara taşıyarak onların içinde bu sorunları ömür törpüsü haline getireceğiz,ya da çözeceğiz.

Arkadaşlar anlayın lütfen; bir yandan en az cumhuriyet tarihi kadar eski olan toplumsal barış ve demokratikleşme sorunu yakıcı bir sorun haline gelmiş durumda,diğer yandan ise buna karşı direnen “birinci cumhuriyetçi bir güruh” var.

Hepimiz böyle bir tablonun karşısındayız.
Çözüm için atılacak her bir adımın değil,her bir santimin kıymetini bilerek davranmalıyız. 

Her sorunun çözümünde herkesin beklentisi ve isteği farklı olabilir.
Çözüm için farklı öneriler ve örnekler sunulabilir,bu doğal.
Dünyadaki doğru örnek ve çözümlere ilk defasında ulaşamıyabiliriz, bize benzer sorunları olan ülkelerde de böyle oldu bu.
Önemli olan toplumsal barışa doğru yaklaşacak adımları birlikte atmaktır.

Önce tam olarak ne istediğimizi doğru,dürüst ortaya koymak gerekiyor.
Kimse kafasının arkasında bir şey bırakmayacak şekilde samimi olması gerekiyor.

Öncelikle sağlıklı bir iletişim kurmak için çözüme istekli olmak gerekiyor.

mış’ gibi yaparak sonuç alıcı bir iletişim kuramayız. 
Birbirimizi anlamazsak ve birbirimize yardımcı olmazsak sorunlarımızı çözemeyiz.

Bu düstura önce sorunların altında daha çok ezilenlerin uyması gerekiyor.

Ancak öyle olmuyor.
Bir sorumsuzluktur gidiyor.
Arkadaşlar Türkiye kendi demokratik dönüşümünü geçte olsa yaşıyor.
Bu sürece karşı her kesimin sorumluluğu bulunmaktadır. Kimse mızıkçılık yapmamalıdır.

Bu tarihsel dönemde hem ‘toplumsal barışı’ korumak ve hem de toplumsal barışın önündeki engelleri kaldırmayı başarmak olarak konuyu değerlendirmeliyiz.

Yani bir yandan sorunlarımızı sokak çatışmaları ile çözmeye kalkmayacağız,ancak diğer yandan ise sokak çatışmalarının bir daha hiç olmayacağı çözümler bulmaya çalışacağız.

Bu insani sorumluluğumuzun yerine getirilmesi için yeterli toplumsal geleneğimizin ve kültürümüzün olduğuna inanmalıyız. Ben inanıyorum.
Her ne kadar ”analarımızın ağlatılmasını” isteyenler hala bulunsa da ben insanlarımızın akıl ve vicdanlarına güveniyorum.

Şimdi yaşanan bu çarpıcı gelişmelerden sonra umutsuzluğa düşmeden “demokratik açılım” sürecini yine canlandırmak için kabaca bazı öneriler yapmaya çalışacağım.

ÖNERİLERİM

1. İlk önce hem çözüm sürecine devam edelim ve hem de şiddeti,terörü ve baskıyı bu süreçte bir “pazarlık” aracı olarak kullanalım olmaz.

Çözüm için bir iletişim,diyalog süreci başlatılmışsa şiddeti,terörü ve yapılan baskıları durdurmak gerekir.

Bu karşılıklı durdurulmuyorsa zaten çözüm süreci başlamamış demektir.

2.Hükümetin çağrısı ile Alevi Çalıştayı gibi bir “DEMOKRATİK AÇILIM ÇALIŞTAYI” oluşturulmalıdır.

Bu çalıştay çözüm sürecine katkısı olacak herkese açık olmalıdır.
Özellikle bu çalıştaya BDP ve siyasi partiler ile Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri katılmalıdır.

3.Bu çalıştaya hükümet tarafı Anayasa değişikliği dahil İçişleri Bakanı’nı yapmış olduğu ziyaretlerden de elde edilen çözüm önerlerini kapsayan bir “çözüm önerisi” konferansa sunularak tartışmalar ve öneriler yapılmalıdır.

Ve ortaya bir çözüm önerisi konulmalıdır.

4.Çalıştay çözüm önerisinin hayata geçirebilmesinin takibi için sürekli bir “ortak izleme komitesi” oluşturmalıdır.

5. Konferans gündemine silahların karşılıklı susması,yurt dışındaki PKK’ların yurda dönüşü,Mahmur kampının boşaltılması için alınacak teknik,ekonomik ve sosyal önlemler,bölge ekonomisinin geliştirilmesi için yapılacak yatırımlar ve yasal değişiklikler konusunda önerileri değerlendirerek bir yol haritasını önermelidir.

Yalnız çalıştaya katılanlara benim bir önerim daha olacak; Bu çalıştaydan son otuz yılı acımasız sonuçlar vermiş olan Kürt sorununun çözümünde bir kere de en doğru çözümü ulaşmayı beklemek fazlaca iyimser bir beklenti olacaktır.Bu aşamada elde edebilinecek gelişmeleri içinden geçtiğimiz süreçle birlikte değerlendirmek yapılacak çalıştayın daha verimli sonuçlar alması bakımından önemli olacaktır.

Sonuç olarak Kürt sorunu cumhuriyet tarihi kadar eski bir toplumsal ve politik sorun ve bunun son otuz yılı kesintisiz süren bir sıcak savaşla geçmiş bulunuyor.

Savaşın bilançosu her bakımdan içler acısı bir durumda bulunmaktadır.
Bunlardan daha önemlisi bu sürecin toplum yaşamındaki psikolojik etkileri bunu gidermek, normalleştirmek ise daha uzun zaman alacaktır.
Şimdi demokrat olan tutum taraf olmaktır.Kimse ortada kalmasın herkes tarafını belirlesin. Ya Savaş ve yoksulluk dayatmasına karşı boyun eğmeye devam edeceğiz yada barış ve zenginlik tarafında olacağız.

Barışı kazanmak kolay değil,şimdi bunu çocuklarımız ve annelerimiz için gelecek güzel günlerimiz için yapmalıyız.