#taşeronizm


Hükümet, Çalışma Bakanlığı’nın çoktandır üzerinde çalıştığı taşeron yasa tasarısını, Soma faciasının da yarattığı toplumsal baskının da etkisiyle siyasetin ve Meclis’in gündemine getirmiş oldu.

 

Yasa tasarısı, maden ocaklarında çalışan işçilerin emeklilik ve sosyal haklarının iyileştirilmesinin yanı sıra taşeron işçileri hakkında da yeni düzenlemeleri bir torba kanun teklifi şeklinde Meclis gündemine taşıyor.

 

Hükümetin bu iki farklı konuyu bir torba kanunu şeklinde gündeme getirmiş olması, “havuç- sopa” siyasetine benziyor.

 

Öyle de olsa yasa tasarısı ile öncelikle maden ocaklarında çalışan işçiler için getirilmesi düşünülen erken emeklilik hakkı, iş riski gözönüne alınarak çalışma saatlerinin günlük sekiz saatten altı saate düşürülmesi, iş güvencelerinin güçlendirilmesi, fazla çalışmadan muaf tutulması ve yıllık ücretli izinlerin artırılması, gibi sosyal haklarda yapılan iyileştirmeler, Soma faciasının yaratmış olduğu sosyal etkiyle de olsa bile olumlu yönde atılmış adımlar olarak kabul edilmelidir.

 

Yalnız burada bir ayrıntıya dikkat çekmek istiyorum.

 

Hükümet Soma faciasında hayatını kaybeden işçiler için ilave sosyal hakların yanı sıra şehitlikpayesi de vermek istiyor.

 

Acaba bu verilen ilave sosyal haklar iş kazalarında hayatlarını kaybeden diğer işçilerin ailelerini de kapsayacak mı, doğrusu işin burası pek anlaşılmıyor.

 

Ancak yasa tasarısının taşeron çalışmasını düzenleyen teklifleri ise oldukça sorunlu gözüküyor.

 

Hükümetin Meclis’e getirmiş olduğu tasarı bir önceki yazımda belirttiğim kaygıları gidermekten uzak olduğu kadar sendikaların da taleplerini karşılamaktan uzak gözüküyor.

 

Sendikaların göstermiş olduğu tepkilere bakıldığında ise hükümetin bu yasa tasarısını Meclis’e gönderirken bir mutabakat sağlamadığı anlaşılıyor.

 

İşin bu yanı da gerek komisyonda ve gerekse de genel kurulda yapılacak görüşmelerin oldukça hareketli geçeceğine işaret ediyor.

 

Bu arada taşeron sorununun sosyo-ekonomik olarak ne boyutlara ulaştığını Hak-İş’in kamuoyuyla paylaştığı “Taşeron İşçi Gerçeği” çalışması gösteriyor.

 

27 il, 9 işkolu, 85 işyeri ve 5250 işçi ile yapılan çalışmayı Hak-İş Başkanı Mahmut Arslanmodern kölelik” olarak tanımladıktan sonra taşeron sorununun “ciddi toplumsal krizlere” neden olabileceğinin altını çiziyor.

 

Taşeron yasa tasarısına dönecek olursak, birden çok yasada değişiklik teklifi getirdiği için oldukça karmaşık bir özelliğe sahip bulunuyor.

 

Örneğin işçi alacaklarında beş yıl olan zamanaşımının bir yıla indirilmesi ve işveren aleyhine açılacak alacak davalarının her bir alacak için ayrı açılması, hak sahibi olan mağdur işçiler içim tam bir kazanılmış hakkın elinde alınması anlayışını yansıtıyor.

 

Tasarı kamuda çalışan onbinlerce taşeron işçisinin ve 4/C kapsamında çalışanlar için kadroya alınma olanağı sağlamıyor.

 

Taşeron işçilerinin sendikal örgütlenme haklarını kullanabilecekleri bir iyileştirme tasarıda gözükmüyor. Kamuda çalışan taşeron işçilerinin kamu çerçeve sözleşmesinden sadece ücret artışı oranları kadar yararlanabilmeleri tam bir aldatmaca, zaten bu oranda artışlar asgari ücret içinde yapılıyor.

 

Hükümet bu tasarıyla mevcut yasal düzenlemenin de gerisine gitmeyi hedefliyor.

 

Mevcut yasa işverene işin, işletmenin ve teknolojik zorunluluklar gereği alt işveren uygulamasını söylerken, tasarıyla işveren “emsal ücret” öderse, asıl işin de taşerona verilmesinin önü açıyor.

 

Ayrıca işçilerin devlet aleyhine kıdem tazminatı davası açmasının önlenmek istenmesi tasarıyla getirilmek istenen başka bir sorunu oluşturuyor.

 

Taşeronluk bu tasarı ile adeta bir çalışma ideolojisi “taşeronizm” durumuna getirilmek isteniyor.

 

Yeter artık yapmayın efendiler...