Yeni hükümetten beklentiler…



 Seçim sonuçlarının ortaya koyduğu siyasi tablo üzerinden yapılan tüm koalisyon değerlendirmeleri ne olursa olsun, “yeni hükümet toplam siyasi enerjisini hangi sorunlar üzerine yoğunlaştırmalı” sorusu cevaplanmaya muhtaç bir durumda bulunuyor.

Koalisyon tartışmalarının en yakıcı sorusunu bence bu soru oluşturmalıdır.

Nedenleri de bence oldukça yakıcı…

Ekonomik ve sosyal sorunlar ve küresel ekonomik rekabetin Türkiye üzerindeki çoklu etkilerini azaltmak ve giderek sürdürülebilir bir duruma getirmek için başta yapısal reformlar yapmanın önemi artık ertelenemez boyutlara geldi.

Kamu ihalelerinde ve harcamalarında olması gereken asgari şeffaflığın bile olmaması Kamu İhale Yasası’na yapılan sayısız müdahaleler ile merkezî bütçe harcamalarında anayasal denetim görevi olan Sayıştay raporlarının bile Meclis’e getirilmeden bütçe kanunlarının uygulamaya konulması oldukça vahim bir sorun oluşturuyor.

Yolsuzluklar ve kayıt dışı ekonomi ile etkili bir eylem programıyla yapılacak mücadelenin toplam ekonomi üzerinde yaratacağı olumlu etkileri biliniyor.

Bu soruna her parti seçim beyannamesinde az çok yer verdi.

Şimdi yeni hükümetin daha cesur bir eylemlilikle sorunun üzerine gitmesi beklenenler arasında bulunmaktadır.

Diğer yandan 17-25 Aralık yolsuzluk dosyasını dönemin hükümeti kapatarak, yolsuzluklara bulaşan dört bakanın Yüce Divan’a gönderilmesini engellemişti. Yeni koalisyon hükümetinin bu davanın ve Yüce Divan yolunun önünü açması yolsuzluklar konusu hakkında ciddiyetini ortaya koyacaktır.

Daha da önemli bir başka sorun küresel ekonomide genel olan kırılganlığın sanki daha uzun süre aşılamayacak gibi görünmesidir.

FED’in dolar faizini kademeli şekilde artıracağı kararının özellikle Türkiye ve gelişmekte olan ülke ekonomileri üzerindeki olumsuz etkilerinin kısa ve orta vade içinde görülecek olması yeni hükümetin ekonomi programının önemli bir sorunu olacaktır.

Bu bakımdan ekonomik performansın yavaşlaması ile ekonomiye duyulan güvenin yüzde 80’lerin altına düştüğü bir durum karşısında yeni hükümetin hem ekonomik büyüme ve hem de ekonomide yapısal reformları eşgüdüm içinde sürdürebilmesi gerekiyor.

Yeni hükümetin yoksulluk ve yoksullaşmayı artıran sosyo-ekonomik nedenlerle işsizlik sorunu ile mücadele için çok boyutlu bir politika ve eylem programını sosyal taraflarla birlikte oluşturmak için hızlı ve etkili adımlar atması yakıcı önemdedir.

Sağlık ve eğitim alanındaki tablo için artık söylenecek söz kalmadı.

Eğitimde başta kalite sorunu olmak üzere fiziki ve teknik yetersizlikler ile sağlık alanında gerek altyapı yatırımları olsun gerekse sağlık hizmetlerine erişim ve sağlık hizmetinin kalitesinde beklenen gelişmeler elde edilememiştir.

Ayrıca Türkiye ekonomisinde mevcut büyüme performansının artırılması, daha çok yapısal sorunların iyileştirilmesi olsa da diğer yandan ekonomi üzerinde daha fazla olumlu etkinin sağlanması demokratikleşme ve hukuk devleti sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yeni hükümetin demokratikleşme ve hukuk devleti alanında radikal bir girişimde bulunması gerekecektir.

Yani koalisyon hükümetleri temel sorunlarda fazlaca yol alamaz demeden –çünkü kaybedilecek zamanı yok–, sorunların, yeni anayasa ile Kürt sorununun çözümü yolunda atılacak kalıcı adımların artık ertelenecek durumu kalmamıştır.

Özellikle Suriye ve bölge politikalarında uluslararası hukuk ile uyumlu girişimlerde bulunmak, insani yardım ve iyi komşuluk ilişkileri içinde sorunlara yaklaşmayı önde tutan bir politikayı uluslararası camia ile birlikte sürdürmek bölge barışı için kaçınılmaz duruma gelmiştir.

Yeni hükümet seçeneği bu çerçevede bir program içinde uyumlu bir icraat yaparsa hem erken seçim ihtimalini ortadan kaldırır ve hem de güçlü bir hükümet olarak bu sorunların çözümünde rol oynar diye düşünmekteyim.