Aydınlık sabah nerede?

 

Hukuki değil siyasi bir konu haline gelmiş Cumhuriyet gazetesi davası 11 Eylül'e kaldı. Apaçık bir şekilde hukuki olmayan inanılmaz iddiaların yer aldığı konularla uğraşıyoruz. Dünya hukuk tarihine geçecek absürd iddianamelerin ortalıkta dolaştığı cadı avı günlerindeyiz.  Büyükada'daki insan hakları savunucuları tutuklandı ve Nuriye ile Semih'in mağduriyetleri için AİHM de bir şey yapmadı. Adalet etkinliğini yapma sırası HDP'ye gelince önemli bir tecrid adeta meşrulaştırıldı.

Adalet konusunda boğucu günlerden geçiyoruz. Adeta bir çöldeyiz ve susuzluğumuz arttıkça artıyor ve ufukta bir vaha umuduysa oldukça zayıf. İnsanlarımıza memleketin halini sorduğunuzda "bir nefes daha üflesen patlayacak bomba gibiyiz" dedikleri günlerden geçiyoruz. 

Bu musibetler geçer, bunları bu ülke çok yaşadı, daha kötüleri de yaşandı, daha karanlık günler de yaşandı. Mühim olan bugünlerin  biteceğinin bilinmesi, bunların bir imtihan olduğu bilincidir. Önemli olan bizim için geriye bir kazanım kalmasıdır. Eğer gerçekten bu musibetlerden önemli dersler çıkarmış ve fiili alanda da ilerlemelerimiz olmuşsa bunlar bir kayıp değil kazanımdır. Başkasının hakkını talep etmeyi çok değerli ve önemli bir hedef görebiliyorsak bu ağır imtihandan geçmişiz demektir.

Demokrasi için mücadele edenler uğradıkları mağduriyetler için üzülmemelidir. Ne kadar kötü olursa olsun apaçık gerçek ortaya çıkmaktadır, Demokrasi için mücadele eden bellidir, güçlülerin yalanları hakikati arayanlar nezdinde itibar görmemektedir.

Bir gayret gösterildiği ve karşılığı alınamadığı konusunda ümitsiz olmamalıyız, bu toplumun sorunlarının tedavisi çok zor  ve uzun bir süre gerektirir. Adalet konusunda ne kadar çetin bir istikbal görüntüsü varsa da çürüyen güçlülerin gittikçe daha da artan çıkar çatışmaları sümenaltı edilemeyecek akıbetlerini hazırlıyor.

Önemli olan gündem saptıranlara kanmadan adaleti en önemli gündem maddesi yapmaya devam etmemizdir. İhlallerin kanıksanmaması, teşhir edilmesi, vicdansızlıkların faş edilerek en katı kalpleri bile yumuşatabilmesidir. Aslında en güçsüz göründüğünüz bir anda belki de en güçlü durumdasınızdır, farkında değilsinizdir.

Girdaptan kurtulmamız için kin, nefretten uzaklaşmayı başarmak gerekir. Bunun ilacı "herkes için adalet" demeyi bırakmamaktır. Reçete son derece basit ve sadedir. Zulüm ne kadar yoğun olursa olsun aynı kara kalplilik derecesine düşmemek için yapıcı çözümleri unutmamak zorundayız. Bunun peşinden koştuğumuz müddetçe aydınlık sabaha kavuşmamız hiç de zor olmayacaktır. 

@gergerliogluof

www.omerfarukgergerlioglu.com