İşkence teşvikçiliği neden cezasız kalır?

 

Herkes şaşırıyor, garipsiyor, "bu ne cür'et' diyor, ben şaşırmıyorum.

Cem Küçük TGRT'deki bir programda "17-25 operasyonunu yapanları konuşturmak için sallandır ayağından camdan aşağıya. Havlu tekniği var, yüze havlu atıyor, yukarıdan aşağıya suyu döküyor ağzına; boğuyor. Bir sürü şey denersin' demiş diye gündem oldu. O ise bir insanlık suçu olan bu sözleri söylemekten hiç tedirgin olmadı, olmaz. Niye mi? Çünkü amiyane tabiriyle ülkenin çivisi çıktı.

Bazı havuz yazarları işkenceyi TV'de önerenler için vicdan yapmış, boşuna yapmayın Frankenstein'ınızı siz yarattınız, hoş görmelerinizi unutmadık, akıbetinizi elinizle oluşturdunuz, ne yapsanız boş, artık yeni devir böyle..! Cem Küçük gibi olmazsanız siz de gözden düşersiniz, yeni trend böyle. Sızlanmaya, bu kadar da olmaz" demeye hiç hakkınız kalmadı, zira sonucu siz hazırladınız.

"Cem Küçük nasıl olur da işkenceyi meşrulaştırır, ayıp ayıp" diyor havuz medya yazarları... Kardeşim OHAL hukuksuzluğunu takmayan, intiharları duymayan, sosyal linci, insan kaçırmaları görmezden gelen siz değil miydiniz? Ne yüzle "bu kadar da olmaz" diyebiliyorsunuz?

OHAL döneminde şimdiye kadar 11 kişi kaçırılmıştı, hiç kimse umursamamıştı. 6 Aralık günü buna bir kişi daha eklenmiş. Ümit Horzum isimli kişi güpe gündüz siyah bir transporter tarafından kaçırılmış. Önceden beyaz Toroslar vardı, şimdi siyah transporterler...

Horzum'un eşi, "Eşimi bulmak devletin vazifesi değil mi? Lütfen sesime kulak verin, lütfen yardım edin..." diyor, ses seda yok. Hakkında, polis, jandarma ve adliyede gözaltına alındığına dair bir kayıt bulunmayan Horzum'un eşi evinin yakınındaki jandarma karakoluna kaçırılma ihbarı için müracaat etti. Burada bulunan Jandarma Komutanı Başçavuş, Ümit Horzum'un arandığından bahisle "eşinin peşini bırak, bu adam müebbetlik örgüt yöneticisi bundan sana hayır gelmez" ifadelerini kullandı. Ayrıca başvuruyu kaçırma değil kayıp olarak kayda geçti. Bu olayın ardından adliyeye giden Horzum'un eşi suç duyurusunda bulunmak istedi. Ancak hiçbir savcı başvuruyu almak istemedi. Sadece bir savcının "dilekçeni alırım ama peşine düşme, kayıt numarası vermem" dediğini aktaran Ümit Horzum'un eşi, kocasının ihraç edilene kadar hakkında tek bir soruşturması dahi bulunmadığını yazdı.

Kolluk kuvvetleri kaçırılan kişinin ideolojik duruşuna göre mi davranıyorlar, harekete geçiyorlar?

Cezaevinde tutuklu yargılanan binlerce kişi var. Çoğu hasta, yaşlı, bebekli anneler... Mesela 3 çocuk annesi bir Kur'an kursu öğreticisi Emrah Çelik. Emrah hanım çok kötü durumda,  69 kg'dan 50'ye düşmüş, 10 aydır adet göremiyor, 3 cocugu ayri ailelerde, baba da 15 aydır tutuklu, ayrı illerde olduğu için görüsleri cok zor oluyor, yüzde 86 görme kaybı, sürekli ağlıyor, depresyonda, başkasının elbisesini giyecek kadar fakir. Ve Emrah hanım için tutuksuz yargılanma kararı verilmiyor.  İnsaf edin Emrah hanım eriye eriye ölsün mü? Bu hale itiraz etmeniz icin insan olmanız yeterli...! Bir insan bu hale düşürülür mü..? Perişan bir kadın, sersefil çocuklar, yüregimin dayanamadığı bir aile dramı..! Sağlık kuruluna bile götürülmüyor, inatla tutuklu yargılanıyor..! "Bu ülkede işkence teşvikçiliği niye gayet rahat yapılıyor", diye mi sormuştunuz?

İbrahim Halil Baran Şanlıurfa TEM'de gözaltındayken kendisi hakkındaki çok ağır işkence iddialarını gündem ediyor, buna rağmen asıl içinin sızladığı olayın bebeğini emziremeyen, sütünü tuvalete dökmek zorunda kalan, feryatlarını unutamadığı bir tutuklu anne için olduğunu söylüyor. Yine aynı şubeden bir başka kişi için çok önemli iddialar aylardır dillendiriliyor, kimsenin çıtı çıkmıyor. Musa Günay hakkında ağır işkence iddiaları var. Tutukluyken Şanlıurfa TEM şubede 30 gün gözaltı,10 gün avukatının talebine rağmen görüstürmeme, görüştüğünde yüzde morarmalar, darp görüntüleri iddiaları var. İddialar duruşma tutanaklarında, 6 aydır AYM başvuruya cevap vermedi, illa AIHM'e gidilsin ve oradan Türkiye'ye şampiyonu olduğumuz bir başka tazminat cezası daha mı çıksın?

Kemal Kurkut'un ölümüne neden olduğu iddia edilen polisin tutuksuz yargılandığı haberleri düşüyor ajanslara. Bir sürü hasta tutuklu, yaşlı, bebekli anne tutuksuz yargılanması gerekirken tutuklu, bu sanık tutuksuz yargılanıyor. Sanık polis olayın diğer polisler tarafından üstüne yıkıldığını söylüyor. Şu soruyu sormak bize düşüyor. Yargı evrensel adalet ilkesine göre mi karar veriyor, hükümet ve devletin işaretine göre mi?

Derdimi anlatabildim sanırım, bu kadar çığırından çıkmış ülkede kalkıp işkenceyi öven konuşma yaptı, hakkında suç duyurusu yapıldı, şahıs yargılanacak diye beklemenin saflığı işte bunlardan.

Madem bir çözümsüzlük içindeyiz biz de çözümsüzlük üretmeyelim. Çözümsüzlük çözüm önerileriyle aşılır. Bu ülke hepimizin ise o halde gelin mağdurun, mazlumun kimliğine bakmayalım kendimiz için istediğimizi başkası için de isteyelim. Kimseye 'ya sev ya terk et' demeyelim. Şapkamızı önümüze koyup yanlışlarımızı gözden geçirelim Barışı istemenin en dogal hakkımız olduğunu bilelim, sorunlarımızı aşalım.