Türk, Kürt'e karşı millet olarak suçludur

Ömer Tulgan - 20/05/2011 10:59:39 (655 okunma)



Türk, Kürt'e karşı millet olarak suçludur

Bardağı taşıran damla: Halil Berktay – yüzde elli yüzde elli, kâh kabul ederek, kâh öfkelenip reddederek, ama dürüst duruşu nedeniyle her zaman sıcak bir sempatiyle okuduğum yazar. Kürdistanda olup bitenler karşısında sabrımı tüketen, onun bir sözü oldu: "Çok sevdiğim kişilerin de bütün çağrılarına karşın ve yalnız kalmak pahasına, 'emek, demokrasi, özgürlük bloku' denen PKK-BDP cephesine oy vermeyeceğim."

Gerek PKK'de, gerek BDP'de öfke duyduğum çok şey var. Hemen şunu da ekleyeyim, kesinlikle "ezen milletle ezilen miletin milliyetçiliği farklıdır" türü "Leninist" ilkeleri klavuz ediniyor falan değilim. Ama şu olup bitene böylesine kör kalabilmek mümkün mü?

Kürt halkına karşı gözlerimin önünde korkunç bir suç işleniyor. 
Halkı kışkırtmak için olduğu açıkça ortada olarak, sınır ötesinde, ya da mağaralarda, savaş halinde olmayan, savaş halinde olmadığı çin savunmasız durumdaki genç insanlar beşer onar öldürülüyor.
Naaşları bilinçli olarak ortada bırakılarak tüm Kürt halkına hakaret ediliyor. 

Cenazelerini almaya giden binlerce insanın arkasından ateş ediliyor. 
Ve bu korkunç olaylar karşısında neredeyse tüm Türk basını susuyor. 
Ve bir kaç namuslu gazete ve namuslu yazar da olayları dile getirirken, yine de "Ama PKK de..." rüşvet-i kelâmından, "derin PKK" sorununu ortaya atmaktan kendini alamıyor...

Önce bu sorun üzerine düşüncemi belirteyim: "Velev ki" ortada bir "derin PKK" sorunu bulunsun. Velev ki PKK içine derin devlet sızmış olsun: Bunun sorumlusu –hayır– suçlusu, PKK ya da BDP değildir, Apo, Karayılan değildir. O suçlu, yine Türk devleti, Türk ordusudur; buna karşı tek söz etmekten kaçınan Türk hükümetidir; ve basını ile, kamu oyu ile, nihayet milliyetçi kabarışlara yüreğini açıp, insanca, ahlaklı bir duruşa karşı kapamış yığınları ile –evet– Türk milletidir. Bugün, bir şey yazarken, bir söz söylerken bu geçeği bir an bile gözden yitirmemek, namuslu insanların boynunun borcudur.

Eğer Türk ve Kürt halkı arasında bugün ağır yaralar almış olan duygusal bağların onarılmasını, sağaltılmasını samimiyetle istiyorsak, dünyaya Kürdistan'da cenazesini almak için sınırları aşan o binlerce Kürt'ün gözleriyle bakmayı öğenmemiz gerek. Görmemiz gereken gerçek şudur: 

Türk, ordusu – devleti – hükümeti – milleti ile Kürt'e karşı suçludur.
Her sözümüzde, her eylemimizde bu sorumluluğun ağırlığını omuzlarımızda duymalıyız.

*

Önümüz seçim. Tüm kabaran öfkesine rağmen, yer yer haklı bir duygusallıkla "seçim kampanyası artık bitti" ifadelerine rağmen, seçim sürecinde Kürt özgürlük haketinin soğukkanlılığını yitirmediğini görüyoruz. (Bunda da Apo'nun uyarılarının katkısı kuşkusuz azımsanamaz.) Bence şu zor koşullarda yine de sürdürülebilen bu dürüst duruş, dürüstçe, sağlam bir desteği hak ediyor.

Kürdistan'daki cinayetlerin faturası, –elbette– cinayetlerin baş sorumlusu Ergenekon'un partilerine de, ama bu cinayetlere susarak, edimsiz durarak, hatta kimi zaman konuşarak ortak olan hükümete de çıkarılmalıdır. 

Ana sorunumuz yeni anayasa mı? Orada da hedef, hükümet partisinin anayasayı canı istediği biçimde değiştireceği çoğunluğa kavuşması değil, tersine, ancak Kürt halkının politik temsilcileriyle uzlaşarak sonuç alabileceği bir meclis olmalıdır.

Görebildiğim kadarıyla bugün Ergenekon'a ve dönek hükümete karşı Emek-Demokrasi-Özgürlük-Bloku'nu tüm gücümüzle desteklemek en sağlıklı ve en namuslu tutum olacaktır.