HÜKÜMET İSTİFA, EVET AMA YETMEZ


HÜKÜMET İSTİFA, EVET AMA YETMEZ

Mahdumuyla birlikte yaptığı son albümü hit olan büyük şovmen sahneleri terk edecek diye fazla bir çoşku ve heyecan içinde olmadığımı itiraf ediyorum.

Beni heyecanlandıracak bir gelişme, örneğin emniyet ya da adalet teşkilatının tümüyle lağvedilip yurttaş ve insan hakları, sivil özgürlükler temelinde yeniden yapılandırılması ve Haziran direnişlerinde ve sonrasında hayatını, gözünü kaybeden, şiddete, kötü muameleye, haksız fiile maruz kalan insanlarımıza bunları yapanların tek tek hesap vermesi veya Hrant Dink'i katleden örgüt yapılanmasının deşifre edilip cezalandırılması veya Roboski katliamının faillerinin ve nedenlerinin açıklanması veya Eğitim ve Sağlık bütçelerinin en az on kat arttırılması, halkın parasız ve kaliteli eğitim almasını sağlayacak bir düzenlemenin yapılması veya devletin nükleer santral projelerinden vaz geçtiğini, temiz enerji yatırımlarına ağırlık vereceğini açıklaması, vs... olabilirdi.

Mevcut iktidarın bu kadar pervasız olmasının ve bunca skandala rağmen hala seçimlerden birinci parti olarak çıkabileceğini düşünmesinin nedeni, insanlara umut veren başka bir alternatifin ortalıklarda gözükmemesidir. Sistem partilerinin hiçbirinin ve geleneksel sol muhalefetin bugün, bu tarihsel dönemeçte bir umut oluşturabilme yetenekleri ve şansları yoktur. Umudu ve çareyi halkın bizzat kendisi yaratabilir, zamanın ruhuna uygun yeni örgütlenme ve hareketlenme biçimleri oluşabilir ve büyük bir restorasyon sürecinin dinamikleri gelişebilir, aksi takdirde umutsuzluk ve çaresizliğin ahlaki değerleri, öz saygı ve erdemi erozyona uğrattığı kaotik bir olumsuz yıkım ortamından faşizan akımlar beslenir.

Şahtan kurtulan İranlılar, Saddamdan kurtulan Iraklılar, Hüsnü Mübarekten kurtulan Mısırlılar herhalde sevinmişlerdi, sevinmekte de haklıydılar ama moda deyimle önemli olan “sürdürülebilir sevinç”tir. Başka bir deyişle sevinç kursakta kalmamalıdır.

Gezi eylemlerinden bu yana yaşadığımız sürecin ülkemiz açısından en büyük kazanımı, Avrupa'nın pek çok ülkesinin, kapı komşumuz Yunanistan'ın bile yüz(lerce) yıldır yaşayıp, içselleştirdiği toplu isyan ve sokağa çıkma geleneğini edinmiş olmasıdır. Ama bu henüz çok ilkel bir deneyimdir. Sistemin sahipleri arasındaki kavgalarda birinden yana tavır almaktan öteye gidemiyor.

Halk muhalefetini yönlendiren bir akıl yok. Felsefi terimlerle bu, kendiliğinden olma ile kendisi için olma hali arasındaki farktır. Yüzbinlerin, milyonların büyük bir öfke ile "Hükümet İstifa" diye sokaklara dökülmesi, hükümet istifa edince de coşku ve heyecanla kutlamalar yapması ortaya çok güzel (spectacular) görüntüler çıkarabilir ama ortalık durulunca hiçbir şeyin değişmediği, hatta daha kötüye gittiği bile görülebilir.

Yukarıda beni heyecanlandırabilecek gelişmeler olarak saydıklarım benzeri somut hedefler ve talepler için mobilize olunmadığı sürece, geleceğimizin ne olacağı yine egemenlerin insafına kalmıştır.