HDP’nin Söylemlerinde Tutukluk Yaratan Bir Sorunun Açıklığa Kavuşturulması İçin Bir Katkı



Çatışma atmosferine girilmesiyle birlikte, HDP’ ye yönelik psikolojik bir kuşatma başlatıldı:
 ‘’ PKK’ye terör örgütü diyor musunuz? ‘’ ‘’ Onların karşısında olduğunuzu açıkça ifade ediyor musunuz? ‘’… şeklindeki sorular karşısında, HDP sözcülerinin savunmaya çekildiklerine ve kendilerini rahat ifade edemediklerine tanık oluyoruz.
Bu konunun biraz daha açıklığa kavuşturulması gerekiyor.

                                **************************************
Öncelikle, bir soru yalnızca soru değildir;  sorular, örtük bir şekilde doğru ya da yanlış bilgiler içerir. Yanlış sorular yanlış cevaplara yol açar ve yanlış cevaplar da yanlış tartışma düzlemleri oluşturur.
‘’ PKK’ye terör örgütü diyor musunuz? ‘’ şeklindeki sorular yanlış sorulardır ve yanlış tartışma ortamlarına yol açmaktadır. 
Bu konuya tekrar döneceğiz ama önce birkaç noktanın altını çizmeliyiz.
HDP’nin sosyolojik tabanında, çatışmalarda PKK’li yakınlarını kaybetmiş ve çatışmalar devam ettiği ölçüde bir tür yas içinde yaşayan yüz binlerce insan var. 
Çatışmalarda yaşamını yitiren asker ve polislerin de azımsanmayacak bir kısmının bu coğrafyadan oldukları görülüyor.
Bu coğrafya, aslında sürekli bir yas içindedir. Yas ortamında kullanılacak her bir sözcük aşırı dikkatli ve özenli seçilmelidir; bu tür ortamlarda ötekileştirici hiçbir sözcük kabul edilemez. 
Bu yakıcı sorun, onunla ilgili konuşacak herkese ağır bir sorumluluk yükler;  bu konuyla ilgili soru soracak ya da konuşacak herkesin, bu konuşma hakkını elde edebilmek için, öncelikle bu sorumlulukla hareket ettiğini  göstermesi gerekir…   
HDP,  bir taraftan çatışmalarda yakınlarını kaybetmiş geniş kesimleri sosyolojik yapısında barındırırken, öte yandan bu coğrafyada yaşanan tüm acıları derinlemesine hisseden ve ülkenin  batısında da hissedilmesini  sağlayan bir parti olarak, bu surunun çözümüyle uğraşabilmek için gerekli olan etik ve sosyolojik meşruiyete sahiptir.
Bu meşruiyet temeli üzerine oldukça doğru bir şekilde inşa edilen  ‘’ Türkiye’lileşme ‘’ siyasetiyle, hem bölge halkı hem de PKK nezdinde önemli etki gücüne ulaşmıştır. Çatışmaları durdurma eğiliminin güçlenmesi ve çatışma yanlısı eğilimlerin zayıflatılması konusunda HDP oldukça önemli bir rol üstlenebilir.
Şimdi yanlış ve doğru sorular konusuna tekrar dönebiliriz.

                                 *************************************

‘’ PKK’ye terör örgütü diyor musun?’’
‘’ PKK’nin karşısında yer alıyor musun?’’
‘’HDP, PKK’den kendini tamamen ayrıştırıyor mu, kalın bir çizgi çekiyor mu, karşısında yer alıyor mu ?’
Bu sorular yanlıştır; çünkü sorunu açıklığa kavuşturmaz, yaşanan acılara karşı duyarsızlık içerir ve sorunun daha da çıkmaza girmesine yol açar.
Konuyu biraz daha açalım.
Bu tür sorular, HDP ile onun tabanında bulunan yüz binlerce insanı karşı karşıya getirir; gerçekten barış isteyen ama kaybettikleri PKK’li yakınları ya da benzeri nedenlerle, eleştirel yaklaşsalar  da,  bir şekilde PKK ile duygusal bağı olan yüz binlerce insan ile karşı karşıya getirerek HDP’yi ve sözü geçen geniş kesimleri zor duruma düşürmek gibi bir sonuç yaratır.
Bu tür sorular, sorunu çözebilecek en büyük aktörlerden birisi olan HDP’nin sorun çözme kapasitesini zayıflatmaya, onu oyun alanının dışına atmaya ve bu nedenle çatışmaların artmasına hizmet eder.
Bu ve benzeri nedenlerle bu sorular yanlıştır; bu soruların yanlış olma nedenleri anlatılmalı ve bu soruların kabul edilemeyeceği vurgulandıktan sonra, konunun hem anlaşılmasına hem de çözülmesine katkı sağlayacak doğru sorular önerilmelidir…

                **********************************************
Doğru bir tartışma zemini yaratabilmek için öncelikle sorular doğru tarif edilmeli.
‘’ HDP sorunun çözümü için silahların kullanılmasına kesin bir dille karşı çıkıyor mu?’’
HDP’nin, bu sorunun silahlarla çözülmeyeceğinin;  sadece barışçıl, sivil ve siyasal bir şekilde  çözüleceğine dair net görüşleri var mı?’’
‘’ HDP bunun için ne yapıyor, bundan sonra ne yapmayı düşünüyor?’’
Bu durum sadece HDP’nin değil tüm ülkenin sorunu olduğuna göre,  ‘’ HDP’nin, destek anlamında, diğer toplumsal aktörlerden ne gibi beklentileri vardır?’’
Bu tür soruların ışığında oldukça sağlıklı bir tartışma atmosferi oluşturulabilir.
İlkesel olarak, sadece doğru ve ön açıcı soruların yarattığı doğru düzlemlerde tartışmayı kabul etmek, yaşanan bu kısır ortamı büyük ölçüde ortadan kaldırılabilir.

NOT: Bu yazı, sadece tartışmaların önünü tıkayan noktaların açılmasıyla sınırlandırılmıştır;  sorunun çok değişik boyutları konu dışı bırakılmıştır; ayrıca bu sorunun  1 kasım seçimlerinden sonra da devam etmesi ihtimali yüksektir, bu nedenle önemsenmelidir. HDP’ ye üye olmazsak bile ( ki ben HDP üyesi değilim ve HDP’ ye karşı eleştirel bir tutumum var) bu partiye destek olunması gerektiğini; çünkü HDP ‘nin güçlenmesinin demokrasi mücadelesi açısından önemli olduğunu düşünüyorum
Konunun yukarıda ele alınış biçimi çok değişik biçimlerde derinleştirilebilir.