EŞİT Yurttaşlar DEMOKRASİSİ

Talat.Ulusoy - 28/02/2010 1:06:58 (525 okunma)


EŞİT Yurttaşlar DEMOKRASİSİ 

Türkiye sivilleşiyor, yani teçhizatsız yürüyüş koluna geçiyor, normalleşiyor. Asker Siyasete müdahale alışkanlıklarını terk etme yolunda. Bundan böyle;, darbe teşebbüsüyle ve darbelerle Siyasete müdahil olunmayacak oyunlarıyla, andıçlarla, muhtıralarla, milli güvenlik siyaset belgesine karışmakla arp. Ancak ... 

Ancak, tam normalleşiyoruz, sivilleşiyoruz derken, bu kez de Türkiye'nin önünde "yeni" bir tehlike: Sivil Dikta. Bir bu eksikti! Türkiye bu "Dikta"tehlikesini de aştı mı, o takdirde harbiden demokrasi düzlüğüne ulaşır umudundayım. 

"Sivil Dikta" tehlikesine dikkat çekenlere önyargısız kulak vermeli. Hatta empatik Bir Yaklaşım gerekiyor. O insanlar, bir Asırlık asker Ağırlıklı yönetim anlayışından bir anda sivile geçmenin tehlikelerinden korkuyor. Diktalardan çok çeken insanlar için normal bir refleks, sempatik sinir sisteminin tepkisi gibi geliyor bana. Genetik kökleri kuvvetli içgüdülerimiz devrede. 

Şükürler olsun ki, Harbiye öğrenciliğinden bu yana sayısız darbe ve darbe teşebbüsünde yer almış emekliler bile artık darbe istemiyor. Bu yüzden, Sivil diktayı önlemek için bir başka diktaya başvurma yolu kapanmış oluyor. O zaman, Sivil Dikta korkusu taşıyan insanların Sivil Yönetimi,demokrasiyi ikircimsiz benimsemeleri için garantili bir yol bulmak gerekmez mi? 

Benim aklıma gelen yol şu: Temel hak ve özgürlükler bütün yurttaşlara eksiksiz tanınsın. Onlar istemese de, Düşünce Özgürlüğü bizi bozar, Disiplini yok eder dese de bu hak ve özgürlükler onları da kapsamalı. Üniformalıların da, yeni demokratik toplumda "seçme-seçilme" ve siyaset yapmalarının (siyasi partiye üye olma, siyasi parti kurma) önü açılsın HİÇBİR GEREKÇEYE dayanarak HİÇBİR HAKTAN HİÇBİR KİMSE mahrum BIRAKILMASIN. Siyasi parti üyesi, siyasi parti yöneticisi olabilsin; siyasi parti kurabilsin ve genel başkan olabilsin ... Seçimlerde aday olsun, milletvekili, bakan, başbakan olsun ve mecliste uzlaşmalı ya da uzlaşmasız Cumhurbaşkanı seçilebilsin .. Temel insan haklarını kullanmanın yasal yolları bazı meslek mensuplarına kapatıldı diye, onlar da, bu haklarını kullanmanın yasadışı yollarına sapmasınlar ... 

Üniformalı üniformasız ayırımı yapmamak, Cumhuriyet kurucularının da Itibar ettiği bir yoldu. Mareşal Gazi M. Kemal Paşa, Mareşal Fevzi Çakmak ve Kazım Karabekir Paşa Genel 1927'ye kadar hem asker, hem milletvekiliydi. TBMM kıyafet Yönetmeliği el veriyorsa, her hangi bir şiddet ve tehdit unsuru taşımamak koşuluyla hiçbir kıyafet ve aksesuarın bence bir sakıncası yok.Çünkü, birbirimizin kıyafetine karışmaktan çok çektik, Eger kıyafet Özgürlüğü yine büyük bir tartışma yaratacaksa, "Milletvekilleri Meclise üniformasız girmek zorundadır" gibi bir yönetmelik maddesi konulabilir. 

Askerin, bir YURTTAŞ olarak temel haklarından eksiksiz yararlanması, Yürürlükteki yasal mevzuattan ötürü Özlük haklarına zarar verebilir. Bunun için kimi yasal değişikliklerin yapılması elzemdir. Dernekler Kanunu'nda ve sair yasalarda yer alan kısıtlayıcı hükümler değiştirilmelidir. Üniformalı yurttaşların kişisel yasalarında, "Devlete ve millete hizmetlerini Sivil sahada sürdürmeleri halinde memuriyetle ilgili bütün hakları korunacaktır" hükmü yer almalıdır.Terfileri kesintiye uğramamalı, hatta Sivil hayata cesaret edenlere ek Kıdem verilmelidir. 

Hiçbir yurttaşın hiçbir gerekçeyle hak ve özgürlüklerinden mahrum edilmediği bir demokratikleşmeyi başarabilirsek, Askeri Dikta ve "Sivil Dikta" tehlikesi ortadan kalkacaktır .. Çünkü Asker-Sivil ayrımı ortadan kaldırılmış olacaktır. Isteyen Ak Parti, isteyen Kara Parti'yi seçebilecektir. Er Meydanı, oy ak-kara belli olacaktır oy sandığı olunca seçim. 

Eğer üniformasız yurttaşlardan bu önerilerimi sakıncalı bulanlar varsa, o zaman kaderlerine küssünler ve lütfen bir daha da "Sivil darbe" lafı etmesinler. Ama, eğer üniformalı yurttaşlardan "Haşa bu hak ve özgürlükler bizi bozar" diyen olursa, onlara diyeceğim şu olur: Sus ve otur!