Bir veda ve yeni bir başlangıç…

Tamer Altunay - 24/01/2007 15:31:13 (789 okunma)

Bir veda ve yeni bir başlangıç…

Günlerdir uyku tutmuyor beni sevgili Hrant. Günler, 
gecelerdir o çok sevdiğin gazetenin önünde bekledim. 
Zaman zaman içeri girdim, sonra yine sokağına çıktım. 
Ayrılamadım bir türlü. Soğuktan ayaklarım üşüdükçe, 
ayrılmaya niyetlensem de, adımlarım geri gitti. Düştüğün 
o köşede, sanki çıkıp gelecekmiş, gür ama içten içe cıvıltılı 
sesinle, beni yine kucaklayacakmışsın gibi bekledim. Umutsuzca 
bir bekleyişti belki ama seni ziyarete gelenleri gördükçe, daha bir umutlanarak durdum o kaldırımda.

Önceleri her şey bitmiş gibiydi yokluğunla. Artık bu topraklarda 
bir şey olmaz diyordum. Bu nefret kültürü kimseye soluk aldırmaz, ezer geçer herşeyi… Oysa Cemal Süreya "Beklemek gövde kazanması zamanın"demişti. Seni bekledikçe gövde kazandı zaman. Umutlarım gövde kazandı... En son pazar günü kiliselerden çıkıp sana koşanları da görünce, daha bir umutlandım. O içe kapalı toplum, kıstırılmış, kendi içine hapsedilmiş insanlar, bir bir sana doğru yürüyordu. Ve seni yolcu ettiğimiz dün, Kurtuluş sokakları insanlarla doluydu. Ellerinde çiçekler, bağırlarında resmin, ellerinde "Hepimiz Ermeniyiz hepimiz" kartları. İsimlerini, kimliklerini, inançlarını gizlemeye kalkışmayan o insanlarla, o büyük kalabalığa karıştık. Dün son yolculuğuna uğurladık seni. Seni tanıyan ve tanımayan onbinlerle birlikte. Tanısalardı daha çok sevecek pek çok insanla birlikte…

İşte yine gece ve yine uyku tutmadı beni. Eşin Rakel'in konuşması kulaklarımdam silinmiyor. Ne güzel bir aşk mektubuydu o! Sana ve bu topraklara duyulan aşkın mektubu. Seni daha iyi anladım. Aşkını da...

Ve pek çok şey öğretti bana o konuşma. "Bebeklerden katil yaratan o karanlık" hala burada, bu topraklarda ama bugün daha çok umut etmek için daha çok nedenimiz var gibi geliyor bana. Keşke bu umuda beraber uzanabilseydik. Keşke aramızda olsaydın… Keşkeler tükenmiyor.

Ölümünle, “Bir ölümün ardından ne söylenebilir ki” cümlesini de boşa çıkardın. Emek verdiğin herşey, aşkın, Agos’un, Ermeniler, Türkler, Kürtler ve tüm renkleri, tüm unsurları bu toprakların, boşa çıkardılar bu cümleyi. Tüm farklılıklarımızla birlikte yürüyebileceğimizi öğrendik. Ve artık ölümünün ardından söylenebilecek o kadar çok şey var ki…

Gazeteler, TV kanalları, radyolar seni konuşuyor. Seni derken, heyecanını, coşkunu, düşüncelerini, içten sevgini… Türkiye senin kişiliğinde, kendi korkularını, bu toprağa çoktandır yayılmış karanlığı konuşuyor. Umuyorum ki, o karanlık elle tutulup, yırtılıncaya kadar da bu konuşmalar, tartışmalar sürecek. Kendimizle, tarihimizle, bugünümüzle hesaplaşabilme cesaretini yeniden kazanacağız. Umuyorum ki, ardından döktüğümüz gözyaşları, sessiz çığlıklar ve alkışlar yeni bir kapı açacak bize. İçimizde sensizliğin sızısı ve yarattığı o büyük boşlukla birlikte.

Bugün zamana, umutlarımıza gövde kazandırdın. Bir arada yürüdüğümüz o renkli topluluğu bir görseydin, yazdıklarının, anlattıklarının boşa gitmediğini de görecektin. Bu kadarını sen de beklemezdin, ben de… Bunu görmek için bu denli ağır bir bedel ödemek gerekiyormuş. Gerçekten hiç beklemezdim, hiç beklemezdin…

“Şimdi ne olacak” diyor içimdeki ses. V ben bir veda ve yeni bir başlangıç diyorum…