ANLAYACAĞINIZ !...


ANLAYACAĞINIZ !... 

14-12-2012, Cuma günü, TC Elçiliği önündeki eylem sonrasında bazı öğretmenlere getirilen suçlamaları Kıbrıs Türk Öğretmen Sendikası, “Yorumu, kamunun vicdanına bırakılmıştır” diyerek, Fasıl 154 Ceza Yasası’nı yayınladı…

“Haylaz ve ahlaksız kişiler” yan başlıklı yasanın, beş fıkrası da   “ahlaka aykırı” olarak tanımlanan davranışların “Kamuya açık herhangi bir yerde…” sergilenmesini suç sayıyor….

Şimdi anladınız mı, YASAL Fuhuş merkezi olan “Gece Kulüplerinin” neden şehir dışına; dağ başlarına yapıldığını? “Kamuya açık herhangi bir yerde…” yapılmıyorsa ahlaksızlık suç değil; “Vergi sağlayan iş sektörü” oluyor da ondan!...

***

Siyasetçilerimiz, hukukçularımız ve medyamız sürekli bir başka ahlaksızlığı(!) “Doğaya aykırı cinsel ilişki” cürümlerini ayıplamak; yargılamak için birbirleriyle yarışırlar… Bir günlerini ayırıp doğadaki hayvanları gözlemleseler bu tanımlamanın ne kadar yanlış olduğunu anlayacaklar ama “boş işlere” ayıracak vakitleri yok onların… Siz hatırlatsanız; “cık, cıkk, insan hayvan mı canım?” diye hayretle bakacaklar yüzünüze…

Belli ki bu zevat, insanın doğa üstü (ya da dışı) bir varlık olduğuna inanıyor… Ya da, onların sözünü ettiği DOĞA: beton yığınları, kara asfaltlar; zehirlenmiş tarım alanları, yakılıp oyulmuş dağlar, gıda zincirine hitap etmediği için soyu tüketilmiş hayvanların dışındaki bir DOĞA’dır…

Bu yarım akıllı, ahlaksız ahlakçılar Doğa yasalarını, meclisten geçirdikleri “ucube yasalarla” karıştırıyorlar anlayacağınız…

***

Vatandaş devlete olan (vergi, elektirik, vb) borçlarını bir gün geciktirse, okkalı bir faiz girer hanesine… Ama sıra vatandaşın alacağına geldi mi, bu “faizcik” unutulur… Her iki durumda da cebinizden fazladan para çalar anlayacağınız…

Devlet elektriğini, suyunu, vatandaşa borcunu ödemez ama bunları yapmayan vatandaş gibi hapse de girmez… Yavuz hırsızdır anlayacağınız…

***

Dün “Kıyamet Günü” idi ya… Efsaneye göre, kıyametten etkilenmeyecek iki yerden biri olan Şirince köyünün tam karşısında bulunan Maden Dağı’nda 21 Aralık’ta dev bir ışık huzmesi belirecek. O dev gemi M şeklindeki dağa inecek ve İsa orada belirecekti!.. Kırk yıldır başlarında kavrulan Güneş’teki patlamalara alışık olan Kıbrıslılar için bu efsanelerin hiçbir ürperticiliği yoktu… Bu yüzden olsa gerek, “Dünya yansa umuru olmayan Kıbrıslılar” bu olayı da gırgıra almaktan geri durmadılar; mangalları yakıp “Son Akşam Mangalı” şölenleriyle geçirdiler Perşembe akşamını… Baktılar bir şey olduğu yok Cuma gece de devam… E bu gün yarın da hafta sonu… Yansın mangallar; aksın içkiler…

Kıbrıslı, TAKVİMLERE gör değil; keyfine göre yaşar anlayacağınız!... (Hassittir, yazıya daldık yandı kebaplar!...)

***

Oysa Türkiyeliler bizim gibi değil!.. Onlar Takvimleri, Efsaneleri ciddiye(!) alırlar… O yüzden, Kıyamet kopmadan, Kıyameti Kopardılar!... 

Başbakanın, muhalefet liderlerinin kopardığı kıyametler, rutinin dışına çıkamadığı için pek etkili olamadı ama; iki bakanın bizi ilgilendiren yaygaraları oldukça etkileyici idi:

On gün kadar önce, bir AB toplantısında, Kıbrıs Dublin Büyükelçisi Stavrinos’a kızan, “AB(Ahmaklara Bağırma) bakanı Egemen Han; “Bu söyleyeceklerimi iyi not al. Sen Kıbrıs'ın neresindensin? Türkiye'nin yükümlülüklerini hatırlatacağınıza, kendi imzaladığınız anlaşmaları uygulayın. Ahmakça uygulamalarınızdan vazgeçin.” Diye yaygara koparmıştı ya; “Boş İşler Bakanı” Baddal Davut, da ondan geri durmadı… Avrupalı liderleri, sözünde durmamakla suçlayan bakan ekonomik kriz yaşayan Rum tarafına fırça atıp; “2004'te (Referandumda) geçti Borun pazarı…” diyerek şu yaygarayı kopardı geçen gün: ''Sanıyorlar ki Türkiye daha zayıf olacak ve üyelik için yalvaracak. Sanırım şimdi bizim performansımızla Rumların ya da başka ülkelerin performanslarını karşılaştırabilirsiniz. Hiçbir zaman yalvarmayacağız.''

Bu efendiler kendilerini, Viyana kapılarına dayanmış Muhteşem Süleyman sanıyorlar anlayacağınız!...