Aslında dönenlerin soğuk savaşları

 ASLINA DÖNENLERİN SOĞUK SAVAŞLARI..

Geçen haftaki yazımdan anlamışsınızdır; Eylül ayında “Okuma Çekmecemi” Kıbrıslı kitaplar doldurdu…

Aydın Adamoğlu (Yurttaşım Gardaşimu); Zeki Ali (Kuş Dili), Jenan Selçuk’un (ŞEYTANRI) kitaplarından daha önce söz etmiş; şiirlerini paylaşmıştım sizlerle…

Çoklu okuma alışkanlığımdan nedense vazgeçemedim… Bir kitaptan 15-20 sayfa okuyup (biraz ara verip) diğer kitaba geçiyorum…

Çekmecemdeki diğer üç kitap şiir değil… İkisi olukça yeni kitaplar: Gürkan Uluçhan’ın “Zamanın Aşkı” isimli öykü kitabı ile,Tufan Erhürman’ın son kitabı “Yazışma”… İkisi de Işık Kitabevi  yayını… Her ikisinin de henüz başlarındayım… Belki ileride bu kitaplardan da bahsederim yazılarımda…

Çekmecemdeki son kitap (bu yazıyı yazmamı tetikleyen) ise 2005 yılında basılmış… Oldukça geç bir okuma oldu ama; sıradaki onlarca kitap arasından (en sonunda) kendini dayatması belli ki rastlantısal değilmiş… (Benim gibi iki okumayı, göze alamayanlar, Kitabın yalnızca genişletilmiş 2. baskısını alsın. T.Ö)

9 Aralık 2010’da “cinayet gibi” bir kazaya kurban giden, eski sendikacılardan Kamil Tuncel’in “Düşmana İnat Bir Gün Daha Yaşamak”(KTÖS Yayınları) isimli kitabından söz edeceğim…

7 Mart 1927’de Baf’ın İstinco köyünde doğan Kamil Tuncel yaşamı boyunca yokluklar ve baskılarla mücadele etmiş; Düşmana İnat Bir Gün Daha Yaşamak için didinip durmuş; Kıbrıs Sol hareketinin içinde önemli izler bırakmış biriydi…

O’nun Otobiyografisi olduğu kadar Kıbrıs’ın (unutulmuş) yakın tarihinin belgelenmesi de olan bu kitapta; 1950’lerden itibaren başta sol ve (teşkilatın) kendinden olmayan kesimlere karşı sürdürdüğü “terör dalgasının” ayrıntılarını bulabilirsiniz…

Kendini “Devlet Kuran Teşkilat”ın sürdürücüsü olarak tanımlayan bu günkü iktidar partisinin,  yıllarca kendinden olmayanlara karşı sürdürdüğü soğuk savaşı; içe dönük olarak yaşaması; bu yöntemlerin (ve kadroların) açığa çıkmasına neden oldu…

Yıllarca, ekmeği kendi insanlarına karşı bir silah olarak kullananların; kendinden olmayanlara hayat hakkı tanımamak için yaptıkları zorbalık ve entrikaları belgeleriyle ortaya seren Kamil Tuncel’in yaşayıp bu günleri görmesini çok isterdim doğrusu… 

Bir de; bir birlerinin “kirli çamaşırlarını ortaya serip; bundan çıkar sağlayacaklarını sananların” iş çığırından çıkınca yaptıkları “acizlik kokan” açıklamalarını okusaydı yüzünde belirecek o ifadeyi görmek isterdim…

Geçmiş dönemi çok iyi bilen Başbakan’ın, imzasını sahteledikleri ve talimat hazırladıkları gerekçesiyle eski müsteşar Mustafa Tokay ile Kamu Hizmeti Komisyonu Sınav Müdürü Emir Hüseyin Emirkanı’nın tutuklanmasının ardından yaptığı yazılı açıklamasında “adeta soğuk savaş yöntemleriyle” ifadesini kullanması gibi; çoğu gazetenin de olayı Türkiye’deki BALYOZ davasına benzetmesi,elbette rastlantı değildir…

Dün olduğu gibi bu gün de (UBP kurultayı zemininde sürdürülen) bu SOĞUK SAVAŞ kalıntısı “İktidar Kavgasaları”nın Türkiye’den (ve oradaki İktidar Savaşlarından) bağımsız  seyrettiğini    savunmak safdillik olur…

Bu gün yaşananları  daha iyi anlamak için; Kamil Tuncel’in kitabını (özellikle de ilk baskıdan daha geniş ve ayrıntılı olan 384 sayfalık 2. baskısını)  muhakkak okuyun derim…

Kitabın her sayfasını çevirdiğinizde, aklınızdan “İşte sonunda Aslına döndü bunlar! Geçmişte gizli gizli yaptıklarını şimdi açık açık yapıyorlar” sözcükleri geçecek…

29-09-2012