“ Fikretsiz buraların tadı kalmadı…”


“FİKRETSİZ BURALARIN TADI KALMADI…”

 

Geçtiğimiz Cuma, 31. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’ndaydım… İlk işim “Basın Odası”na gidip Fuarla ilgili bilgiler almak oldu…

O güne kadar 400 binin üzerinde ziyaretçinin fuara katıldığını; ancak bunların çoğunluğunun öğrenci olduğunu söyledi görevli bayan…

Bu yıl, 620  yayınevi ve sivil toplum  kuruluşunun katılımıyla düzenlenen İstanbul Kitap Fuarında yurt dışından 40 üllke ve 25 yabancı yazar konuk olmuş…

Ana teması  “Çocukluğum Yurdumdur - Çocuk ve Gençlik Edebiyatı”  olduğundan olsa gerek; fuar alanı çocuk cıvıltılarından geçilmiyordu… Çoğu eşantiyon, ve hediye peşinde koşan çocukların yarattığı kaos nedeniyle standları rahatça gezmek olası değildi…

Bu tür olanaklar(!) olmadığı için öğrencilerin rağbet etmediği 4. Salon, her yıl olduğu gibi bu yıl da edebiyat, çevre ve kimi sivil toplum örgütleriyle dergilere ayrılmıştı…

Diğer salonları mümkün olduğu kadar hızlı geçip bu salonda aldım ben de soluğu…

İzmir’de yaşayan Kıbrıslı şair Mine Ömer’in yayınladığı Kurşun Kalem dergisinin standında ve şair Metin Cengiz’in yayınlandığı “Şiirden dergisi” standında geçirdiğim birkaç saat boyunca bir çok şair dostla buluşup konuşma fırsatı buldum… 

Fuarda karşılaştığım neredeyse tüm dostlar, aklımdan geçeni okumuş gibi,  “Fikretsiz buraların tadı kalmadı” diye hayıflanıp durdu…

Gerçekten de Fuarın o eski coşkulu edebiyat ortamından eser yoktu ortada… Kuru bir kalabalık; edebiyata, edebiyatçıya ilgiden çok medyatik yazarlara; her geçen yıl sayıları artan dini yayın standlarına yığılan bir güruhun kabesine dönmüştü adeta Fuar…

Cumartesi akşamından Pazar sabahına (02.30) sarkan dönüş yolculuğumuzun ardından “Şiir Otobüsü” ile lefke’ye doğru yol alırken bu izlenimlerimi anlattım şair dostlara… Fikreti yitireli iki yıl ne de çabuk geçmiş… Onun çocukluğunun geçtiği Lefke’de, Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği’nin şirin lokalinde yaptığımız ekinlikte gösterdiğimiz filimde kendi sesinden şiirlerini dinlerken her ne kadar “Şairler ölmez” diye düşünsek de O’nun dost sıcaklığını özleyip durduk…  Çarşamba günü (28 Ekim) mezarı başında toplandığımızda; gecesi Kıbrıs Özel Etnografya Müzesi’nde gerçekleştirdiğimiz Anma Gecesi’nde de hep bu duygularla andık Fikret Demirağ’ı…

İki genç yeteneğimiz, Nurten Ersever (keman) ve Hediye Sucuoğlu’nun (gitar) müziklerini ve geçtiğimiz yıl Fikret Demirağ Ödülü’nü kazanan Senem Gökel ve Maria Şakalli’nin şiirlerini dinlerken; aslında bizim yalnızca bir dostumuzu kaybettiğimizi; oysa Kıbrıs Türk edebiyatının önemli bir yapı taşını kaybettiğini anladık…

Işıklar içinde yat Fikret Hoca…

 

Fikret Demirağ’ın Lefke’deki çocukluk evinin bahçesinde şiirler okuyup andık onu…