İŞLERİ GÜÇLERİ YOK DA…


Bu günlerde “Dünya Güçleri”nin işi gücü yok anlaşılan !..

Her şeyi bırakıp Kıbrıs’la uğraşıyorlar…

Son 40 yılın (onun da içinde 4 var ya) tarihlerine baktım; hep sonu 4’le biten yıllara denk geliyor bu durum…

1974, 1994, 2004 ve şimdi 2014!...

Kıbrıs’ın 1994 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM), açtığı davaya ilişkin olarak Türkiye’yi, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’ndan dolayı 90 milyon Euro tutarında tazminata mahkum etmesi de bu yıla nasip oldu!

Basınımıza “Türk tarafında öfke, Rum tarafında sevinç...” başlıklarıyla yansıyan; (ve çoğu siyasiyi Soma’da yaşananlardan daha çok üzen) bu karın ardından siyasilerin verdiği demeçlere bakıyorum da benim başlığa benziyor(!) açıklamalar…

“Türkiye’den ve KKTC’den yapılan açıklamalarda kapsamlı çözüm sürecinde çok önemli bir evreden geçilirken alınan söz konusu kararın çok zamansız ve hatalı olduğu; Kıbrıs sorununun mahkeme kararlarıyla çözülemeyeceği” Vurgulanmış…

Şu  işi gücü yok da böyle ZAMANSIZ bir zamanda, böyle “siyasi bir karar alır”?!...

Olacak şey değil yani!...

Hatta, cık cık cık!...

Aha, gölge düşdü !...

AHİM’in bu zamansız kararı yüzünden, (işi gücü, hatta “ittifak” çalışmalarını bir yana bırakıp) müzakerelere odaklanan Cumhurbaşkanımız (haklı olarak!) çok kızdı…  “Böyle bir kararın böyle bir zamanda alınması müzakerelere gölge düşürdü... Rum’un elini güçlendirmeye yönelik bir hareket” diye feryat figan eylemekle yetinmeyip; AHİM’e bir de “uzun bir Kıbrıs tarih dersi de verdi!”...

E bravo yani!...

Başbakanımız, da (Barış Harekatı’na yönelik bu kararı) “zamansız bulduğunu” açıklarken; Türkiye’nin tepkisini de çok olgun bulduğunu söylemiş.

(TC) Dışişleri Bakanı(mız) ise (olgunluk sergileyerek!) Kıbrıs’ta ve Türkiye’de resmi maçlar yaparak bayrağını dalgalandırdığı Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımadıklarını ve de  muhatap almadıklarını söyleyip; “kesinlikle kararı bağlayıcı bulmuyoruz, bu ödemeyi de bu anlamda yapmayı gerekli görmüyoruz” diyerek; bir anlamda AHİM’e “Ma sizin işiniz gücünüz yokdur da – bu zamanda- biziminan uğraşırsınız? demeğe getirdi…

AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Ali Şahin’in, olaya bakışı daha da olgundu: "Bu karar, AB'nin şuuruyla ilgili bir 'Alzheimer süreci' yaşadığını ortaya koyuyor" diyerek; “Siyaset Psikiyatrisi”ne önemli katkılarda da bulunmuş oldu, Şahin bey…

İşi gücü bırakıp; Dışişleri’ndeki devasa “Dünya Haritası”ndan (Susurluk, Roboski, Gezi Parkı, Soma ve Zonguldak gibi yerlerin ardından) “Güney Kıbrıs’ı da silen, Türkiye hükümet yetkilileri de kararı siyasi ve ‘yok’ hükmünde saydıklarını açıkladı… (Ne olgunluk ama?!)

Hükümetin bu kahramanca(!) tavırlarına (“Avrupa, Avrupa Duy Sesimiziiii” diye)  tezahürat edenlerin feryatları o kadar yükseldi ki; ne göçük altında kalan madencilerin ne de onların yaslı ailelerinin feryatları duyulabildi…

Görüldüğü gibi herkes “ZAMANLAMA” konusuna takılmış durumda…

Evet zamanlama önemli!... Çünkü sonu 4’le biten bir yılın ortasına geldik neredeyse…

Başımıza bir çorap örülecekse, bu yılın sonuna kadar örülmesi gerektiğini düşünüyor Çıkarcı Ülkeler Şirketi” (ÇÜŞ)…

Baksanıza, Almanya’nın ardından ABD de işini gücünü bırakıp; tam kadro çalışmaya başladı, örülecek ÇORAP için…

Kıbrıs büyükelçisi John Koing, 6 günde altı görüşme yaptı Özersay’la… Koskoca(!) Başkan Yardımcısı Joe Bi(r)den yollara düştü… O gelip döner dönmez, Dışişleri bakanı John  Kerry

gelecek… Üçünün de ismi (Kıbrıslıca) CONİ…

Anlaycağınız tüm Coni’ler, işi gücü bırakıp bizimle uğraşmaya başladı… Güneyden, Kuzeyden tüm yetkililer(imiz)de bir sevinç bir heyecan; sormayın gitsin…

Eskiden olsa “GO HOME CONİ…” diye yollara dökülürdük; şimdi neredeyse yollarına mersin dalı sereceğiz…

Onların ( Coniler’in Ayşeler’in, Rafaeller’in) derdi GAZ…

Ya bizim?