"Demokrasi mi dediniz?"

"Demokrasi mi dediniz?"


Pardon, yanlış duymadım, değil mi?
Demokrasi’den bahsettiniz! Hem de onun “ileri” olanından!
Yok, haksızlık etmeyelim!
Belki de bu tanımlamayı “şu an” içinde bulunduğumuz durumla ilgili olarak değil, “süreç” olarak kullandınız! Bir nevi “gidişat” yani!
Bugün değilse de yarın!
Ama emin adımlarla ilerlediğimiz hedef!
“Hele şu Ergenekoncuların kökünü kazıyalım!”Tamam, ama durun bir dakika; “Acaba bunu gerçekten istiyor musunuz?”
Yoksa korku ve ürperti salan bu “Ergenekon” kavramı ilelebet tepemizde sallanıp duracak mı?
Duruşma salonlarında, sizin dışınızdaki her kesimden zanlı var artık!
En sağdan, en sola; eski komünistten, eski darbeciye; zamanında darbeye karşı direnenden, ona işkence yapana kadar çok kişiyi “Ergenekoncu” diye hâkim karşısına çıkardınız.
Aralarında darbeci, derin devletçi de var elbet, ama zanlıları bir araya getiren bu değil!
Onların tek ortak özelliği, temelde size karşı olmaları!
Yoksa Ergenekon, muhalefeti “derdest etmede” gerekçe haline mi geldi?
Generalleri, gazetecileri, akademisyenleri, hukukçuları, sporcuları 3-4-5 yıl “gerekçesiz” hapiste tutmanın kod adı mı Ergenekon?
İleri demokrasi böyle mi kurulacak?

Pardon, yanlış duymadım, değil mi?
Demokrasi’den bahsettiniz! Hem de onun “ileri” olanından!
Yasakları sildik! DGM’leri kaldırdık dediniz!
Ya yerine kurduğunuz özel mahkemeler?
İçerik ve biçim açısından “söz ve vicdan özgürlüğünü” tamamen ayaklar altına alan?
İktidarın “bindirilmiş kıta” sözde hukukçu, vurucu gücü?
Nerede iktidara bir muhalefet varsa orada kurcalayacak bir şeyler bulan?
Yok, haksızlık etmeyelim, “kuvvetler ayrılığı” var, dediniz, “biz yargıya karışmayız” dediniz!
Ancak yarattığınız meşum çarkın eli MİT sorgusuyla size de ulaşınca bir gecede nasıl da fark ediverdiniz yetkilerinizi!
Özel mahkemeleri jet hızıyla bitiriverdiniz!
Yani, muhalefete başka, size başka hukuk, öyle mi!
İleri demokrasiye böyle mi ulaşacaksınız?

Pardon, yanlış duymadım, değil mi?
Demokrasi’den bahsettiniz! Hem de onun “ileri” olanından!
Yolsuzluklardan hesap soracağız dediniz!
Yetimin hakkını yedirmeyiz dediniz!
Muhalif belediyelerin altını üstüne getirdiniz!
Açıklarını yakalamaya çalıştınız.
Peki ya “Deniz Feneri?”
Ne oldu? Yargının çarkları neden boşa döndü?
Avrupa’dan gelen dosyalar?
Almanya’da yüzyılın dolandırıcılığı olarak tanımlanan dava?
İslam adına, merhamet adına toplanan milyon Euro’lar?
Nereye gitti tüm bunlar?
Bu konuyu soruşturan savcılar, şerh koyan hâkimler neden görevden alındı?
İleri demokrasiye giden yolun taşlarını böyle mi döşeyeceksiniz?

Pardon, yanlış duymadım, değil mi?
Demokrasi’den bahsettiniz! Hem de onun “ileri” olanından!
Hukuksuzluklardan hesap soracağız dediniz!
Meşru hükümete karşı tankları yürüten generalden sordunuz da!
Peki, Sivas’taki katliamın sözde kaçak zanlıları?
Gözlerinizin önünde evlenirken?
Mal mülk sahibi olmak için devlet dairelerine başvururken?
Polonya’da yakalandığı halde, tarafınızdan zamanında evrak gönderilmediği için serbest bırakılırken?
Ve bir halkın bağrına hançer gibi sokulan bu acı “zaman aşımına” uğrarken!
Hesap sorma vaatlerinizi neden hatırlamadınız?
Peki, zanlıları savunan tüm avukatların döneminizde terfi ettirilmesine ne demeli?
Katillerin serbest kalması için zaman aşımına oynayan hukukçuları “Anayasa Mahkemesi üyeliğine” atayarak mı temellendireceksiniz ileri demokrasiyi?

Pardon, yanlış duymadım, değil mi?
Demokrasi’den bahsettiniz! Hem de onun “ileri” olanından!
“Basın bize karşıydı” dediniz!
Örnekler verdiniz! Sizden önceki dönemin Müslüman siyasetlerine yüklenen gazete ve tv’lere veryansın ettiniz.
Aslında basın size karşı değildi, basın düzenden yanaydı ve düzenin efendisinin emirlerini yerine getiriyordu!
Sizce şimdi durum farklı mı?
İktidarın gücünü ve devlet ekonomisini kullanarak adım adım basın ve medyanın temel direklerini elinize aldınız!
Kimini kapattınız, kimini tehdit ettiniz, kimini satın aldınız, kimini ise karşılıksız miyar dolarlık kredilerle siz yarattınız!
Medyayı göbekten kendinize bağladınız! Bunun sonucu ne mi oldu?
Türkiye’nin hiçbir döneminde bu kadar gazeteci hapiste olmadı!
Türkiye’nin hiçbir döneminde siyasi baskılar nedeniyle bu kadar gazeteci işten çıkartılmadı!
Türkiye’nin hiçbir döneminde bu kadar muhalefetsiz bir medya yaşanmadı!
Medyanın ve basının “efendisi” olarak mı ulaşacaksınız “ileri demokrasi” günlerine!

Pardon, yanlış duymadım, değil mi?
Demokrasi’den bahsettiniz! Hem de onun “ileri” olanından!
Halkın iradesi dediniz!
Geçmişte partilerimiz kapandı, halkın iradesi çiğnendi diye haklı olarak feryat ettiniz!
Şimdi de, istediğiniz kanunları çıkarmada yine halkı adres gösteriyor, yine halk iradesini işaret ediyorsunuz!
Ancak bu halkın “yarısı” sizden yanaysa, “öteki yarısı” karşınızda duruyor!
İleri demokrasinin adı, yoksa bu “öteki” yüzde elliyi dikkate almamak mı?
Peki ya seçilenler? Sizin gerçekleştirdiğiniz “özgür” seçimlerde milletvekili seçilenler?
Onlara meclis kapısını kapatmak mı ileri demokrasi?
Siz bir kaç aylığına haksız olarak hapse atıldığınızda “bu şarkı burada bitmez” türküleriyle meydanları doldurdunuz!
Şimdi yıllardır hapis yatan milletvekillerinin hiç söylenmeyen türküleri biter mi sandınız? O meydanlar yarın başkaları tarafından doldurulmayacak mı?
Türkülerin söyletilmediği günler mi getirecek sizin ileri demokrasinizi?

Pardon, yanlış duymadım, değil mi?
Demokrasi’den bahsettiniz! Hem de onun “ileri” olanından!
Kardeş kavgasını bitireceğiz, Kürt kardeşlerimize haklarını vereceğiz dediniz!
Ne kardeşkanının akıtılmasını engelleyebildiniz ve ne de Kürtlerin hakkını verebildiniz!
Ne Aliye yaranabildiniz, ne de Veliye!
Çünkü gerçekçi bir mutabakat değil, oy hesaplarına ve dış dengelere dayalı dayatmacı bir çözüm aradınız!
Kimseye hesap vermem! Ben yaparım olur, diye düşündünüz!
İleri demokrasiyi sizin iki dudağınızın arasından çıkan cümleler mi belirleyecek?

Pardon, yanlış duymadım, değil mi?
Demokrasi’den bahsettiniz! Hem de onun “ileri” olanından!
Bu toplum şanlı geleneklerinden “toplum mühendisliğiyle” zorla kopartıldı diye feryat ettiniz! Tam haksız olduğunuz da söylenemez elbet!
Ancak ipleri ellerinize alır almaz, kimsenin fikrini almadan bu toplumu yeniden dizayn etmeye başlamanıza ne demeli?
Devlet kurumlarından eğitim sistemine;
Yargıdan orduya;
İbadetten spora;
Şehirlerdeki içkili mahallelerden, kadınların kürtajına kadar el atmadığınız alan kaldı mı?
Ülkenin yeni çehresini yaratmak için giderek pervasızlaşan bu değişim süreci “toplum mühendisliği” değil mi?
Ya da sadece siz yapıyorsunuz diye haklı bir süreç olarak mı görülmeli?
İleri demokrasi, yoksa sadece sizin tercihlerinizin hayata geçtiği bir dönem mi olacak?

Önceleri komplolarla mağlup edilmeye isyan ediyordunuz, ki haklıydınız.
Sonraları ise komplolarla galip geldiğiniz iddialarını derin bir sessizlikle geçiştirmeye başlayarak haksız hale geldiniz.
Ve de haksız olmanın bilinciyle hırçınlaştınız!

Bu nedenle de halkın gözünde bir zamanlar mağdurken, şimdi mağrur oldunuz!
Unutmayın, bu ülke sürprizlerle doludur!

En çok hırpalanan kesimlerden biri olan sizi bile yüzde elliyle iktidara taşıdı! Ama siz şansınızı kötüye kullandınız.
Ve yine unutmayın, Cumhuriyet tarihi ve bu ülkedeki demokrasi mücadelesi sizinle başlamadı ve sizinle de bitmeyecek.
Bu cumhuriyetin sahipleri ve geçmişte en az sizin kadar acı çeken demokrasi savunucuları, her şeye rağmen bu topraklarda var olacaklar.
Ve umarım bir gün “İleri demokrasi”, bir zamanlar sizin gibi “mağdur” olanların da katılımıyla, ancak, sizin hiç ağzınıza almadığınız bir başka kavramla; “mutabakatla”
kurulacak.

Tarık Demirkan
9 temmuz 2012