„Devrim muhafızlarınız” hayırlı olsun



Gezi olaylarının 1. yıldönümünün ortaya çıkardığı en önemli gelişme,
 “Güven Timleri” adı verilen ancak ne oldukları tam olarak bilinmeyen
yeni paramiliter kolluk kuvvetlerinin toplumsal hayatta kendini göstermesiydi.

Mavi şapkalarıyla, bir örnek sırt çantalarıyla, çantaya sığmayan,
 çapraz asılı coplarıyla “resmi görevli” olduklarını, yani işlevlerini
 saklamaya gerek görmüyorlardı.

Ancak devletin kolluk güçlerini, diğer kesimlerden ayıran üniformaları olmadığı gibi,
üzerlerinde, gerekirse kim olduklarının ortaya çıkarılmasına imkân verecek özel
bir numara veya işaret de yoktu.

Dolayısıyla dışarıdan bakıldığında sivil gibi görünen, aslında devlet görevlisi olan,
ama vatandaş tarafından kim olduğu, kim tarafından görevlendirildiği ve amacının
ne olduğu bilinmeyen paramiliter kolluk kuvvetleri “olağanüstü yetki” ve diğer taraftan
 şahsi sorumluluk taşımayan "özgürlüklerle" donatılmışlardı.

Ve onlar buna uygun davrandılar, kadın erkek çocuk demeden göstericileri kovaladılar,
 acımasızca copladılar, tekmelediler, yumrukladılar, yerlerde sürüklediler.

Hangi hakla ve hangi yasaya uygun olarak?

Demokrasinin olduğu ülkelerde yasalara göre toplumsal barışı ve asayişi sağlamak
 göreviyle göstericilerin üzerine giden devlet memurlarının kasklarında kim olduklarını
 belirleyen numara taşımaları zorunludur. Bu Türkiye yasalarına göre de böyledir.

Bunun amacı, polisin fevri davranmasını, yetkilerini aşmasını önlemektir. Yani eğer
polis gereksiz, haksız ve yasadışı şiddet uygulamışsa, bu durumda vatandaş kendi
 hakkını korumak için ulusal veya uluslararası mahkemeye başvurabilir.

Gezi olaylarında mahkemelik olan pek çok polis tam da kask numaraları yardımıyla
tespit edilebilmiştir.

Göstericiler yasadışı eylem yapıyor olabilirler, bu durum bile devleti temsil eden kolluk
kuvvetlerinin yasadışı davranmasını haklı kılamaz.

Devletin görevi sadece yasaları uygulatmak değildir. Aynı zamanda da bu yasalara tüm
 kurum ve memurlarıyla, kendisi de uymak zorundadır

Türkiye’de yasaların nasıl birer birer uygulama dışı kaldığını hepimiz görüyoruz.

Gözlerimizin önünde otoriter bir devlet ve totaliter bir toplumsal yapı şekilleniyor.

Resmi görevli olan, ancak dışarıdan bakıldığında kimliği, açık rütbesi, görevi, bağlı olduğu
kurum, ve herhangi bir görev numarası belli olmayan bu kirli sakallı, bıyıklı, ve vahşi
davranışlı siviller gözlerimizin önünde ortaya çıkan bu zorba rejimin temel dayanağı
olacağa benziyor.

Onlar AKP karşı devriminin muhafızlarıdırlar.

Artık saklamaya gerek yok! Belli ki, yarın bu muhafızlar, başbakanının “onları evlerinde
zor tutuyorum” dediği taraftarlarıyla birlikte, toplumsal muhalefete karşı sivil görünüşlü
bir devlet şiddeti uygulayacaklar.

Zaten başbakan, “polis nasıl bu kadar sakin kalabiliyor, şaşırıyorum” dememiş miydi?

İşte silah taşıyan ancak şahsi sorumluluk üstlenmeyen “paramiliter muhafızların”
arzı endam etmesiyle bu sorun da çözüleceğe benziyor.

Bu da bir “ustalık dönemi” çözümü olsa gerek.

O, ustalığa tam olarak ulaştığında insan haklarının son kırıntısı da bu ülkeden silinmiş olacak.