Farklı bir Dünya ve Türkiye mümkündür!

Farklı bir Dünya ve Türkiye mümkündür!

Yüz binlerce insanın coşkusu senin de ruhunu coşturmuyor mu?
“Evet”, tartışmasız coşturuyor!

Peki istediğin, özlediğin, beklediğin bu değil miydi yıllardır?
“Tablo olarak” evet, “özde ise” hayır, bu değildi.

Tarih yazılıyor bir süredir, ve sadece Türkiye’de de değil! 

Dünyanın çehresi yeniden oluşturuluyor!
Ama var olan çelişkilere karşı dayatılan çözümlerin doğruluğuna dair kuşkularım var.

Saddam rejimi yıkılmalı mıydı? Elbette!
Yıkıldı, ve Irak’a “bahar” geldi.
Peki yüz binlerce kurbanın ardından ortaya çıkan şu rejim mi çözüm?

Irak’a demokrasi ve barış geldi mi?
Ya da Irak demokrasiye ve barışa doğru mu ilerliyor sence? 

Kaddafi ve Mübarek diktatör müydü? Elbette!
Tahrir meydanında, Tripoli’de sokaklardaki yüz binler haklı mıydı? 
Evet, hem de sonuna kadar!
Rejimler yıkıldı ve Libya ve Mısır’a “bahar” geldi!

Peki Libya’ya ya da Mısır’a demokrasi ve barış geldi mi?
Ya da Libya ve Mısır demokrasiye ve barışa doğru mu ilerliyor sence?

Peki Afganistan? 
İşlevini tamamlayınca kullanılmış bir kağıt mendil gibi köşeye fırlatılan?
Kaderine terk edilen Afganistan?
Yüz binlerce can kaybının ardından sence nereye gidiyor?
Kabil’e demokrasi ve barış mı geliyor?

Peki, Suudi Arabistan ve İsrail’e bahar neden gelmiyor sence?
Suudi Arabistan ve İsrail barışa ve demokrasiye doğru neden ilerlemiyor?

Sorular, sorular, sorular…

Yanıtlarını tam olarak bilemediğimiz sorular.

Bildiğim, daha doğrusu hissettiğim, dünya puzzle’ının gözlerimizin önünde yeniden yapıldığı, parçaların yeniden yerlerine yerleştirildiği.

Yap boz bitince karşımıza başka bir tablo çıkacak!

Ve yine hissettiğim, var olan çelişkilere bugün güçle ve zorla dayatılan bazı çözümlerin, yarın benzer ya da daha büyük başka sorunları karşımıza çıkarabileceği.

Evet, “güçle ve zorla” dayatılan çözümler diyorum, çünkü sadece Afgan ve Arap baharının değil, Kürdistan baharının aktörleri de bu değişikliği “iktidar ve silah gücüyle” hayata geçirdiler, toplumsal ve küresel mutabakatla değil.

Elbette şimdi, “peki başka nasıl yapılabilirdi?” diye sorulabilir! 

“Farklı bir Dünya ve Türkiye mümkündür” diyenlerin buna elbette cevabı olmalı!
Ancak bu cevaplar şimdilik sadece varsayım!

Çünkü gücü ve iktidarı ellerinde tutan Dünyanın ve Türkiye’nin efendileri bildiklerini okuyorlar. 

Benim ise tek emin olduğum birilerinin yazdığı senaryoyu avuçları patlayıncaya kadar alkışlayan saf figüran olmak istemediğim.

Çünkü “farklı bir dünya ve farklı bir Türkiye” alternatifini savunanlar hep olmalı diye düşünüyorum!

İnsanlığın ümidi tükenmemeli!

Tarık Demirkan, 
22 Mart 2013