"Orta-Doğu’da bir müdahalenin anatomisi”

    

 "Orta-Doğu’da bir müdahalenin anatomisi”

 


Orta Doğu’da müdahaleye mi hazırlanıyorsunuz?
Müdahalenin kullanım kılavuzu belli!
Çekinmeyin, kolay başaracaksınız.

Önce “güncel olarak” devireceğiniz “diktatör”ü seçin.

Bölgede başka diktatörler de olması işi biraz karıştırabilir.
Bazı fesatlar sizin için, çıkarlarınıza göre “iyi diktatör/kötü diktatör” ayrımı yapıyor diyebilirler.
Onları diktatörden yana olmak suçlayın
Eleştirilere kulak asmayın.
“Tüm diktatörlere sıra gelecek” demekle yetinin.

Sonra seçtiğiniz diktatörün ne kadar hain, zalim, kendi vatandaşlarına bile eziyet eden, kan içici bir vampir olduğunu yaygınlaştırmaya başlayın.
Demokrasinin “D”sinden anlamadığını,
Bölgesel barış için tehdit oluşturduğunu,
Dinler arası çatışma tohumları ektiğini,
Petrol fiyatlarına etki yaparak dünya ekonomisini olumsuz etkilediğini
Ve hatta ajanlarıyla Batı Dünyasının barışçıl toplumlarına içerden zarar verdiğini söyleyin.

Basını, medyayı, uluslararası kuruluşları, hatta bazı sivil oluşumları harekete geçirin.

Onun bir zamanlar müttefikiniz olması;
Rejimini ayakta tutabilmek için geçmişte ona silah ve para göndermiş olmanız,
Silah satmak, ya da petrol almak için onunla işbirliği yapmış olmanız;
Belki hapishanelerini kurmada, kendi muhaliflerini ezmede yol gösterecek uzmanlar göndermiş olmanız;
sizi asla kaygılandırmasın.

İnsanlar sizden “dünü” sormayacaklardır.
Önemli olan sizin “bugün” söylediklerinizdir.
Siz zaten kendiniz için değil, sokaktaki masum insanlar için kaygılanıyorsunuz, dünya barışı için gerekirse kendi gençlerinizin hayatını tehlikeye atıyorsunuz, öyle değil mi?
Bunu anlatın işte!

Tüm bunlara paralel bir şekilde “güncel olarak” devirmeye çalıştığınız diktatörün ülkesinden göreve hazır ”temiz şahsiyetleri” piyasaya sürün.
Aslında diktatörü devirmek isteyenlerin, o diktatörün kendi halkı olduğunu vurgulayın.
Bu “yeni diktatör adaylarıyla” konferanslar düzenleyin.

Sonra komşu ülkelerde kamplar kurun.
Burada “isyancılara” silahlı eğitimler verin.
Bu kamplara para, silah, yardım akıtın, (ancak bunu gizli, ya da komşular aracılığıyla yapmanızda yarar var).

Gelişmelerin olgunlaştığı bir noktada atağa kalkmanız gerekecek.
Sicili zaten bozuk olan diktatör hakkında “elinde kitle imha silahı” var iddiasını yaygınlaştırın.
Diktatör paniğe kapılacaktır.
Dünya kamuoyu ise korkaktır, hizaya gelecektir.
Bu silahların gerçekte diktatörün elinde olması ya da olmaması önemli değil.
Önemli olan sizin “bugünkü” iddianızdır.
İddiaları yaygınlaştırın ve dünya kamuoyunun tepkilerini sürekli ölçün.

Eğer bu iddialar yetmiyorsa, ülkenin bir köşesinde sivillere karşı kimyasal silah kullanılmasını sağlayın.
Mantıken bunun o diktatörün yararına olmadığı kimseyi ilgilendirmez nasıl olsa!
Siz suçlayın yeter! Başkaları da konuşsun, başkaları da suçlasın.

Bir süre sonra herkes sizin onları getirmek istediğiniz noktaya gelecektir.
İşte o momentin geldiğini anladığınızda askeri müdahale başlayabilir.
Elinizdeki büyük gücü harekete geçirebilir, diktatör ve ülke halkını böcekler gibi ezebilirsiniz.

Toz dumanın yatışmasının, “hedefteki diktatörün” bertaraf edilmesinin ardından, diyelim, o ülkede kitle imha silahlarının olmadığı ortaya çıktı.
Paniğe kapılmanıza gerek yok, nasıl olsa zamanın çarkı geri çevrilemez.
İyi niyetli olduğunuzu, birilerinin sizi yanlış yönlendirdiğini söylersiniz.
Ayrıca elinizde artık yeni imkânlar vardır;
O bölgede ele geçirdiğiniz ganimetler; petrol kuyuları, madenler, siyasi iktidar vb. size yeni yandaşlar, yeni müttefikler sağlayacaktır.
Siz yolunuza devam edin.

Peki ama nereye kadar?

Ey okur, sence nereye kadar?

 

26 Ağustos 2013