“Siyasetin ikiz kardeşleri”

PKK Diyarbakır’da “Demokratik İslam Kongresi” düzenlemiş.

Fotoğraflar belgelik: Masalarda sarıklı, sakallı, cüppeli zevat oturuyor.

Yeşil renklerin hâkim olduğu salondaki toplantı Kuran okuyarak açılmış.

“Medine Sözleşmesi”, “İslam’da zalim, mazlum ve adalet kavramları” “İslam’da savaş,
 hukuk, barışın inşası” ve “Kadının İslam’daki yeri” vb. üzerine seminerler yapılmış.

İbretle ve hayretle okuyorum haberleri.

Öcalan, işareti vermiş, toplantı gerçekleştirilmiş.

Size mi kaldı İslam referanslarını temel alarak toplantılar yapmak?

Pardon, siz Marksist bir örgüt olduğunuzu iddia etmiyor muydunuz?

Böyle inandırıcı olabilir misiniz?

Neye benziyor bu?

AKP’nin “ileri demokrasi” projesine.

Doğu İslam geleneklerinden gelip, oturduğu iktidar makamında “batı demokrasisinin”
kazanımlarını vaat etmeye.

Kağıt üzerinde her hakkı verirken, hayatta farklı bir şey söylemeye cüret edenlerin
 sırtında kırbaç şaklatmaya!

Doğunun despotuyken, Batı’nın demokratını oynamaya!

Farklı olmaya bu kadar tahammülsüzken, temel haklardan dem vurmaya!

Seksen sekiz gazetenin sekiz sütununda aynı borazan öterken, özgürlükten söz etmeye!

Size mi kaldı “ileri demokrasiden” bahsetmek?

Böyle inandırıcı olabilir misiniz?

İşte bu nedenle AKP ve PKK birbirini çok iyi anlıyor.

Aslında her iki örgüt de “zamanın ruhunu” iyi kavradığını düşünüyor.

Ama işin özünde sıradan pazarlamacı onlar: piyasa ekonomisinin başarılı “tencere tabak
 pazarlayıcısının” mantığıyla çalışıyorlar.

Hedef seçtikleri kesime ne satabileceklerse, onu pazarlıyorlar. Yoksa söyledikleri şeylere
inandıklarından değil.

Ve bunu “sonsuz bir kibirle” yapıyorlar!

Bu işi “sadece biz biliriz” edalarıyla!

Her iki örgüt de tavırlarında nasıl da aynılar!

Ve bu tavır bir zamanların “bu ülkeye komünizm gelecekse onu da biz getiririz” hoyratlığıyla
 nasıl da örtüşüyor!

Zamanın ruhunu okuduklarını sanıyorlar, ama aslında yaptıkları, bu toprakları yüz yıldır
krizden krize sokan içi köhnemiş göstermelik siyasetin uyduruk bir kopyası!

Oysa siyaset başka türlü de yapılabilir!

Türkiye işte bu farklılığı bekliyor!

Tarık Demirkan

12 Mayıs 2014