Bağımsızlık ve tarafsızlık bir bütündür

Tarık Ziya Ekinci - 09/12/2009 23:28:20 (564 okunma)


Bağımsızlık ve tarafsızlık bir bütündür

Son günlerde yüksek yargı organlarının başkanları, Yarsav sözcüsü ve kimi barolar tarafından, medyada koro halinde yargı bağımsızlığının zedelendiği teması işleniyor. Yargının denetim altına alındığı düşüncesi yaygınlaştırılıyor. Kamuoyu oluşturmak için demeçler veriliyor, bildiriler dağıtılıyor, yığınsal gösteriler yapılıyor. Kopartılan fırtınalar toplumda rahatsızlık yaratacak düzeyde.Herkes, yargının denetim altına alındığı ve demokratik yaşamın temel ilkesi olan yargı bağımsızlığının ortadan kalktığı endişesini yaşıyor. Oysa, ortada yargı bağımsızlığını zedeleyen açık ya da örtülü hiçbir tasarruf yok. Gerçek bunun tam tersi. Tehlikede olan yargı bağımsızlığı değil, endişe verici boyutlara ulaşan yargının tarafsızlığıdır.

Unutmamak gerekir ki, tarafsız olmayan bir yargı mutlak bağımsızlığa kavuşunca toplumsal yaşam cehenneme döner. Bağımsız ve tarafsız yargının temsil ettiği hukuk devleti yerine yargıçlar diktası oluşur. Bugün Türkiye’de devletin çıkarını koruma düşüncesi ya da ideolojik amaçlarla alınan kimi taraflı yargı kararlarından mağdur olmayan pek az insan vardır. Bu kararların çok küçük bir bölümü basına yansıyor, çoğunluğu vatandaş tarafından sineye çekildiği için bilinmiyor.

Yargının basına yansıyan kimi taraflı ve ideolojik kararlarını hatırlatarak tarafsızlık olmayınca bağımsızlığın ne büyük tehlike arz ettiğini sergilemeye çalışacağım. Türkiye’de yüksek yargı organları, mutlak anlamda bağımsızdır. Bu kuruluşların üstünde, tarafsız kalmalarını ve keyfilikten uzak davranmalarını sağlayacak hiçbir güç yoktur. Yargının aldığı taraflı ya da ideolojik kararlar, bireyleri zarara uğratmanın ötesinde, toplumsal gelişmeyi de önlüyor.

Örneğin Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 148. maddesinin açık hükmüne karşın, hakkı ve yetkisi olmadığı halde, eğitim hakkının kullanılmasını genişleten 42. maddesindeki değişikliği iptal edebildi. 2007’de yapılan Cumhurbaşkanı seçiminde de 1982’den itibaren oluşan teamülü yok saydı, anayasada olmayan bir hüküm ihdas ederek ilk turdaki toplantı nisabının seçilmek için gerekli olan 2/3 oy sayısı (367) ile eşdeğer olmasına karar verdi ve seçimi kilitledi. Ne garip bir rastlantıdır ki, Cumhurbaşkanı adayına karşı çıkan Genelkurmay Başkanı da bu karardan önce hükümeti tehdit eden bir e-muhtıra yayımlamıştı. 1950’den bugüne kadar geçen süreçte sağ eğilimli siyasi iktidarların tümünün dayatmacı laiklikten farklı bir laiklik anlayışını savundukları için laiklik karşıtı olmakla suçlandıkları biliniyor. Buna karşın, aynı politik çizgideki AKP hakkında, basındaki haberler esas alınarak, Anayasa Mahkemesi’nde kapatma davası açıldı ve partinin irticai faaliyetlerin odağı haline geldiğine karar verildi. Vesayetçi devletin ideolojik tercihleri doğrultusunda verilen bu karar, toplumda tasvip görmedi ve AKP daha büyük bir çoğunlukla iktidara geldi. İşte, salt yargı bağımsızlığı isteyenler için mutlak anlamda bağımsız bir yüksek yargı organının, ders çıkarılacak, taraflı kararlarından birkaç örnek.

Aziz Nesin örneği

Yargıtay’da ya da hukuk ve ceza genel kurullarında devlet çıkarı ve resmi ideolojiye göre verilen hukuk dışı taraflı karar örnekleri de az değil. Örneğin, Aziz Nesin’in Kıbrıs sorununa ilişkin düşüncelerinden rahatsız olan Ergun Göze, bir yazısında Aziz Nesin’e “Yunan ajanı, satılmış, vatan haini vb.” sıfatlarla ağır hakaretlerde bulunduğu halde, bidayet mahkemesinin ve ilgili Yargıtay dairesinin müşteki lehine verdiği tazminat kararı hukuk genel kurulunca, sarf edilen sözlerin hakaret olmayıp “sözel dokundurma olduğuna” karar verilmiş ve tazminat talebi reddedilmişti. Benzer olaylarda yüzlerce mahkumiyet kararı çıktığı halde, hukuk genel kurulundan böyle bir kararın çıkmasında çoğunluk grubu ile Aziz Nesin arasındaki ideolojik karşıtlığın rol oynadığını yadsımak mümkün mü? Benzer ideolojik nedenlerle bir hükümet kuruluşu olan İnsan Hakları Örgütü’nün yöneticileriProf. İbrahim Kaboğlu ile Prof. Baskın Oran’ın yayımladıkları raporu kastederek “bu raporu yayımlayanlar babalarının kim olduğunu öğrenmek için analarına sorsunlar” ifadesiyle ağır hakarette bulunan kişi hakkında açılan ceza davası beraatla sonuçlandı ve tazminat davası da Hukuk Genel Kurulu’nda reddedildi. Orhan Pamuk’un verdiği bir beyanatta Türklüğe hakaret ettiği gerekçesiyle zarar gördüğünü iddia ederek tazminat davası açan Av. Kerinçsiz’in Hukuk Genel Kurulu’na intikal eden başvurusu haklı bulundu ve 72 milyon insanın Pamuk aleyhinde tazminat davası açmasına yeşil ışık yakıldı. Hukukta emsali görülmeyen bu acayip ve taraflı kararın nedeni ancak ideolojik olabilir.

12 yaşındaki Uğur Kaymaz’ı otomatik silahlarla tarayarak katleden polislerin ve Siirt’te korunaklı zırhlı aracın içinden ateş ederek bir kişiyi öldüren güvenlik görevlisinin Yargıtay kararları ile aklanmaları devletin çıkarını korumak amacıyla verilen taraflı kararlardır. Ne Uğur Kaymaz için öne sürülen terörist suçlaması ne de Siirt olayındaki güvenlik görevlisinin korkuya kapıldığı için ateş ettiği tarzındaki Yargıtay gerekçesi, kamuoyunu tatmin etti ve öldürme ediminin failleri toplum vicdanında mahkum olmaktan kurtulamadı.

Bolu Expres gazetesindeki makalesinde her şehit için 5 DTP’li öldürülsün diye yazarak açıkça cinayete teşvik suçu işleyen köşe yazarı hakkında önce savcılığın sonra mahkemenin verdiği takipsizlik kararının Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nde oybirliği ile onanması kamu vicdanını rahatsız eden ideolojik amaçlı tarafgirliğin bir diğer çarpıcı örneğidir. Türk yargı sisteminde devletin çıkarlarını kollayarak resmi ideolojiye göre karar verme alışkanlığı yapısal bir sorundur. Bu yapı değişmeden yargıya daha fazla bağımsızlık tanıyarak tarafsızlığını sağlamak mümkün değil. Somut örneklerin gösterdiği gibi, taraflı davranış yalnız yüksek yargıda değil alt kademede de yaygın. Nitekim Ankara Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinin yaptıkları bir ankete katılan yargıçların yüzde 50’den fazlası hukuka göre değil, devletin çıkarlarını gözeterek karar verdiklerini açıkça itiraf ettiler. Bir ülkede yargıçların çoğunluğu devletin çıkarını gözeterek ya da ideolojik tercihlerine göre karar verebiliyorlarsa o ülkede hukuk devleti değil, devlet için hukuk vardır.

Gerçek bir demokratik hukuk devletinde yargının tarafsızlığı ile bağımsızlığı bir bütündür. Bağımsızlık, ancak tarafsız bir yargı için anlamlıdır.Devletin çıkarı ve ideolojik amaçlarla hizmet eden bir yargının salt bağımsızlığı için mücadele etmenin demokrasiyi savunmakla hiçbir ilgisi yoktur. Taraflı bir yargı için yalnız bağımsızlık istemenin, bilerek ya da bilmeyerek, ülkeyi demokrasi dışı bir yönetime sürükleyeceğini unutmamak gerekir.