FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER NASIL UNUTTURULARAK ÖRTBAS EDİLİR



         Ertuğrul Özkök dünkü Hürriyet’te Mehmet Ağar'ı ‘dürüst ve vicdanlı’ bir insan olarak takdim ediyor.
  
Özkök hiç hayâ etmeden bu pervasızlığı yaparken ya "herkesi kör âlemi sersem" sanan bir aymazlık içindedir. Ya da "hafıza -i beşer nisyan ile maluldür" düşüncesiyle Mehmet Ağar'ı temize çıkarma gayretkeşliği yapmaktadır. Oysa Mehmet Ağar Emniyet Genel Müdürlüğü ve bakanlık görevleri ifa ederken yaptığı hukuk dışı eylemler, işlediği cinai suçlar herkesin hafızasında tazeliğini koruyor. 17 bin faili meçhul cinayetin baş sorumlusu olarak bugüne kadar hesap vermemiştir. Profesyonel katillere özel pasaport ve özel yetki belgeleri düzenleyerek suç örgütü oluşturduğu mahkeme kararı ile sabittir.

 Mehmet Ağar’ın eylemleri “insanlığa karşı işlenen suçlar” cümlesindendir. Uluslararası ceza mahkemesinde yargılanması gerekir. Ne var ki, Türkiye bu mahkemenin statüsünü oluşturan Roma antlaşmasını imzalamamış ve 124 üye devlet arasında yer almamıştır. Uluslar arası ceza mahkemesinin yargı yetkisine giren eylemlerin faili olan bir kimseyi “dürüst ve vicdanlı” bir insan olarak takdim etmek ve onu temize çıkarma gayreti dürüst bir gazetecilik değildir.

Bu gayretkeşlik ya  “derin Devlet” adına üstlenilen bir görevinin ifasıdır. Ve Mehmet Ağar’a meşruiyet sağlayarak onu yeniden ‘devleti kurtarma’ makamına getirmeyi amaçlamakta. Ya da, onun şahsında,  faili meçhul cinayetlerin özlemini çeken iflah olmaz bir Kürt düşmanlığının dışa vurumudur. Bu takdirde gösterilen çaba bireysel bir davranıştır. Ağar’ı temize çıkarma hizmeti, gazete yönetimiyle anlaşmalı değilse, Ertuğrul Özkök’ün üstlendiği gizli görevler ve kişisel ihtirasları için HÜRRİYET gibi etkin bir gazeteyi araç olarak kullanma hakkı ve yetkisi yoktur.    

Mehmet Ağar’ı aklama amacıyla yazılan yazı toplumun adalet duygusunu rencide etmiştir. Ertuğrul Özkök’ü ve Hürriyet yayın kurulu kınıyorum.