Kürt Aydın ve İşadamlarını Toplu Öldürme Eylemi

Yirmi yılı aşkın bir süre önce, tam tamına 4 Kasım 1993 günü, Başbakan Tansu Çiller basına şu açıklamayı yaptı: “Elimizde PKK’ya yardım eden Kürt işadamlarının listesi var. Listede 60 kadar isim bulunuyor. Devlet PKK’yla olduğu gibi, PKK’ya mali destek sağlayanlarla da her biçimde mücadele edecektir.(*) Bu açıklamayı izleyen bir yıllık bir süreçte kısa aralıklarla İstanbul ve Ankara’da Kürt kökenli üç avukat, iki yüksek bürokrat ve 10 tanınmış işadamı işyerlerinden alınarak teker teker katledildiler. Bunlardan biri de Ankara Barosu avukatlarından kardeşim Yusuf Ekinci’ydi. Ben dâhil tüm maktul yakınlarının 20 yıl süre ile yaptıkları müteaddit başvurular devlet katında yankı bulmadı. Cinayetlerin hiçbirisi için soruşturma yapılmadı ve dava açılmadı. Tümü birden “faili meçhul cinayet” olarak örtbas edilmek isteniyordu. Nihayet zamanaşımının dolmasına yakın bir tarihte emekli polis Ayhan Çarkın anılan cinayetlerin kendisinin de dâhil olduğu bir güvenlik örgütü tarafından işlendiğini itiraf etti. Örgütü oluşturan, yöneten ve cinayetleri işleyenlerin teker teker adlarını ve görevlerini açıkladı.

 

Başbakan Çiller ve Em. Gnl. Md. Mehmet Ağar tarafından planlandığı anlaşılan bu toplu öldürme eyleminin evrensel hukuk açısından bir toplu kırım olduğu açık. Anılan infazlarla ülkenin hukuk düzeni tahrip edilmiş, Devlet bir çete örgütü konumuna düşürülmüştür. İşlenen suç çok vahimdir. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yargı yetkisine girer. İnfaz timlerini oluşturan, ölüm listesini hazırlayan, öldürme eylemini gerçekleştiren ve 20 yıl süre ile dava açılmasını önleyenler yalnız cinayet suçu işlemekle kalmamış ayni zamanda devletin hukuk düzenini yıkma suçu işlemişlerdir.

 

Ne var ki, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan davanın tek tutuklu sanığı itirafçı Ayhan Çarkın’dır. İnfaz timlerini oluşturan, eğiten ve infaz emrini veren baş sorumlularMehmet Ağarİbrahim Şahin ve Korkut Eken ile diğer 14 infazcı polis memuru tutuksuz yargılanmakta. Seri cinayetlerin planlayıcısı ve ölüm listesini hazırlayan eski Başbakan Tansu Çiller hakkında ise dava açılmasına bile lüzum görülmemiş.

 

Bu dava başından beri yanlış kurgulanmış, amaç sanıkları kurtarmak. Türkiye’de pek çok siyasal cinayetin ya faili meçhul kaldığı, ya tetikçilerin arkasındaki gerçek faillerin hiçbir zaman bulunamadığı ya da bulunmak istenmediği biliniyor. Bu davanın sanıklarından eski Başbakan Tansu Çiller ve Emniyet’in en üst basamaklarında görev yapmış eski güvenlik elemanları özgürce dolaşırken anılan cinayetlerin kanıtlarına ulaşmak ve sağlıklı bir karara varmak mümkün mü? Elbette değil...

 

Davanın önemiyle orantılı bir yargılamanın yapılması, devletin kırılan itibarının geri getirilmesi ancak etkin bir kamuoyu baskısıyla olasıdır. Bu da sadece demokrat basının, demokrat yazar, örgüt ve bireylerin yakın ilgisi ve demokrasi mücadelesini yükseltmeleriyle gerçekleşebilir.

 

11 Temmuz 2014 Cuma günü, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Mehmet Ağar’ın da çağrılı olduğu davanın ikinci duruşması yapılacak.Yargılama safahatının dört duvar arasında kalmasına gönlünüzün razı olmadığına inanıyorum. Aradan uzun yıllar geçtiği için unutulmuş ve küllenmiş olan bu toplu kırım olayını ve siyasal yankılarını gün ışığına çıkarmak, yaptığı tahribatı sergileyerek kamuoyunu aydınlatmak için ilginizi ve yardımlarınızı diliyorum. Saygılarımla.

 

(*)http://t24.com.tr/yazarlar/dogan-akin/bu-kitap-cilleri-ayhan-carkinin-yanina-gonderebilir,4035