Önümüzde umutla bakabileceğimiz bir yol belirdi


Herkesin saptadığı genel kanaatleri sıralayarak başlarsak:
  • Barajı  aşarak mecliste 80 ( % 13,12- 2011 seçimlerinde % 6,58 ) milletvekili ile temsil hakkı kazanan HDP seçimin galibidir.
  • Asıl  kaybedeni   %49,83 ‘den % 40,86 (327 ‘den  258 milletvekiline düştü.) ise AKP’dir.
     
Buradan kaynaklanarak HDP’nin barajı aşmasının önümüzdeki dört yılda Türkiye, Ortadoğu ve dış ilişkilerimize etkilerini ,yarattığı olanakları tartışabiliriz.
Demokratik  katılımcı  bir siyaset için çok önemli bir kapı açıldı.
Bu kapıdan Türkiye’nin bütün renkleri geçerek meclisten başlayarak bahar tazeliğinde yaylalardan ovalara  bir barış ve demokrasi havasının girmesini sağlayacaktır.
Yaklaşık otuz yıllık bir savaşın ardından silahların susmasıyla başlayan bu süreç batıdan ve doğudan barış ve demokrasi  için barajın birlikte omuzlanmasını ve yıkılıp geçilmesini sağlamıştır.
Bu süreç uzun zamandır içten içe yaşanan ,evlerde konuşulan ama bir türlü günlük yaşamımıza somut olarak yansımayan sadece gezi parkının işaret fişeğinde parlayan dayanışmanın artık bir siyasi parti-hareket kimliğinde vücut bulmasın sağlamıştır.
Türkiye siyasetinde taleplerini herkesin anlayabileceği , şiddet ve karşıtlık doğurmayan barışı ve demokrasiyi , hukuk devletini , toplumsal vicdanı  , ilkeli ve etik bir duruşu  gösteren  yeni bir seçenek doğmuştur.
Bu siyasetin belirleyici sözcülüğünü cumhurbaşkanlığı seçimlerinden başlayarak Selahattin Demirtaş  yapmış ve Türkiye siyasetinde  60’lı yıllardan başlayarak gelişen  sol siyasetlerin geleneğinin izlerini taşıyan ama kendine has üslubu ,vizyonu olan yerli  bir değişim ,demokrasi ve barış siyaseti ortaya çıkmıştır.
Ortaya çıkan bu tarz kalıpları kırıp parçalamış herkesin yüreğine ve aklına dokunarak seçmen iradesinin değişmesini sağlamıştır.
Bu siyasal anlayışı kısaca sol diye nitelemek  etki gücünü , ortaya çıkan dilin bulunduğu coğrafyayı, “Kürtlerin bu topraklarda yaşadıklarını , Ermenilerin, Süryanilerin katledildiklerini” ispatlamaya çalıştıkları yaklaşık otuz –kırk yıllık mücadeleyi  ihmal etmektir.
Yeni yaşam belgisi bu anlamıyla bu topraklarda yeniden bir toplum olma halini, ezilene, düşene bir el uzatma halinin billurlaşmış ifadesidir. Savaştan , her taraftan gelen şehit cenazelerinden yılan tüm toplumun Türk ve Kürt halklarının, Yahudi, Ermeni, Rum , Süryani, Ezidi, Çerkes, Laz tüm herkesin sarılabileceği bir umut düş olmaktan çıkmış somut bir siyasal seçenek haline gelmiştir.
Seçim süreci  bir siyasal yakınlaşma , farklı olanın derdini anlama ve birlikte adımların atılabileceğine dair  umudun açığa çıkmasını sağlamıştır.
Eski tip korkutmaya ve ortak dinsel değerleri istismar etmeye dayalı ucuz kasaba politikacılığı tarzı iflas etmiştir.
Karalama siyasetleri tükenmiş , seçenek , değişim ve demokratikleşme –barış siyasetleri  ,vicdan ve alçak gönüllülük öne çıkmıştır.
Toplumsal irade biz ve onlar ayrımları yerine “bizlerin meclise” girmesiyle toplum olunacağını işaret etmiştir. Yılların mağduriyetlerinin yaygın olarak daha çok bilinir olmasıyla toplumsal ayrımlar değil birlikte yeni bir Türkiye istemi kendini ifade etmiştir.
Bu eşiğin aşılmasıyla ortaya çıkan vizyonun ve siyasetin yaşamın her alanında yeni aktörlere ihtiyacı vardır.
Sivil inisiyatiflerin gelişmesi , yeni bir toplumsal mutabakat metninin yazılması, seçim barajının makul seviyelere çekilmesi , endüstri ilişkilerinde çalışanların söz hakkının  bu çağın gereklerine göre düzenlenmesi, yaşanabilir bir dünya ve çevre için öncelikler belirlenmesi, kadınlara toplumsal yaşamda hak ettikleri eşit ve güvenli koşulların sağlanması  gibi binlerce konu ve sorunda doğrudan çözücü fikirlerin ifade edilebilmesi ve doğrudan olanaklar ölçüsünde çözülmesi  artık önümüzde durmaktadır.
Açık bir provokasyon olduğu belli olan Diyarbakır’dan gelen haberlere rağmen Türkiye’nin demokrasi ve barış yürüyüşünde önemli bir eşik aşılmıştır.
Bundan sonra var güçle çalışma zamanıdır.