Taksim Gezi Parkı İçin Bir Değerlendirme

 

Taksim Gezi Parkı İçin Bir Değerlendirme

 

Olanı  tüm boyutlarıyla analiz etmek için henüz erken. 

Kendi sınırlı gözlemlerimizden yararlanarak çok kabataslak şeyler söyleyebiliriz. 

Resmin bütünü zaman geçtikçe daha net görülecektir. 

Şu an (03.06.2013) CNN Türk'de yayımlanan Tarafsız Bölge programında Ahmet İnsel'in

ifade ettiği bir "Haysiyet Hareketi " ifadesi durumu çok iyi açıkladı. Programdaki konuşmalar açısından hafızam beni yanıltmış olabilir ama bu günkü  Radikal Gazetesinde ise “Haysiyet Ayaklanması” başlıklı makalesi durumu oldukça iyi açıklayan makalelerderdi.( http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ahmet_insel/haysiyet_ayaklanmasi-1136174

Taşıdıkları değerler yüzünden özellikle başbakan tarafından sürekli aşağılanan , muhafazakar çoğunluk karşısında değerleri , hayat anlayışları yok sayılan ve bir tür kuşatılmış duygusunun her düzenleme ile pekiştirildiği bir dönemde gezi parkında barışçı bir talebin böylesi bir şiddet ile bastırılması yaklaşık on yıldır süren bir sıkıştırmanın kendiliğinden patlamasıdır.Bu doğrudan kentli ,laik hassasiyeti olan kesimlerin AK Parti'nin ben yaptım oldu, çoğunluğu kazandım istediğimi yaparım, kimseyi dinlemem politikasına doğrudan bir başkaldırılarıdır. 

Bu güne kadar hiç sokağa çıkmamış insanlar , kendilerini en iyi ifade edeceklerini ve  taşıdıkları

siyasi değerlerin tümünü taşıdığını  düşündükleri kalpaklı Mustafa Kemal resimli  bayraklarını yükselterek, sırtlarına sararak sokaklara çıktılar. Kendilerini ifade edebilecekleri başka bir sembolleri , sloganları ,marşları yok.  Özellikle de sokaklara çıkan liseliler için , özgürlük ve daha onurlu bir hayat taleplerinin sembolleri artık bayraklar. Aşağılanan değerlerine böyle sahip çıkıyor, bireyselliklerini böyle ifade ediyorlar. Solun kızıl bayraklarının memleketin her yerinde dalgalandığı 70’li yıllarda o döneme özgü sembol ve sloganlar öne çıkıyordu. Dünya 1968’nin Türkiye’ye yansıması böyle idi. Oysa bugün küçük gruplar dışında bizlerin eski değerlerinin toplumsal karşılığı pek yok. Her yeni kuşak buldukları , bulundukları zihniyet dünyasına dayanarak kendilerini ifade ediyor. Bunu kabaca Ulusalcı, Ergenekoncu diye nitelemek pek doğru değil. Herkesin böylesi kendiliğinden yığın hareketlerini yönlendirmek , kendi siyasi hesaplarına kanalize etmek gibi  düşünceleri olabilir. Ama cumhuriyet mitingleri ile aynı kefeye koymak da pek doğru değil. 

Bugün muhalif popüler siyasetin sembolleri bunlardır. Her zihniyet değişimi gibi semboller de değişir. 

Bu kendine özgü bir başkaldırı. Kentli insanların ,onların çocuklarının pek de talebi olmayan sadece ve sadece saygısızlığa- yok saymaya karşı  “Eeeeh Yetti Be” demeleri. İlginç olan hiç bir araya gelemeyeceklerin,gerçekten marjinal küçük sol ,anarşist vs gruplarla bir araya gelmekten çekinmeden yada hiç de aldırmadan yürüme cesaretleri. Aynı zamanda çok önemli bir gösterge ,kentli iyi eğitimli insanların artık sokağa çıkması.Bu durum, bugüne kadar açığa çıkmayan alttan alta gelişen bir tür yurttaşlık, hak arama bilincinin, talep etme cesaretinin ortaya çıkışıdır.Yalnızlık psikolojisinin tuzla buz olduğu bir andır.Küreselleşme çağında kimliklerin önemi arttı denilirken laiklik , modern yaşam kültürü toplumun farklı kesimlerinde sanki yokmuş, aşağılık bir şeymiş gibi algılanması bu patlamayı yarattı. Müslümanlar ,Kürtler çok uzun mücadeleler, hala bitmeyen okuma araştırma süreçleri,darbelere karşı ayakta kalma uğraşları içinden kimliklerini bireyselliklerini daha özgür ,kompleksiz yaşamaya başladılar. Ama kentli laiklerin ,modernlerin ( bu terimlerin hepsi tartışılabilir  gezi parkı eylemine katılanları nitelemek için yazıyorum.) böylesi bir deneyimleri, hak talepleri yoktu. Şimdi bu gerçekleşiyor. 

Türkiye toplumu talep etmeyi ,hakları uğruna mücadele etmeyi öğreniyor. Kent halkı  günlük hayatını değiştirecek düzenlemelerin kendisine sorulmasını istiyor.Diğer yandan bu süreçte yaşanan şiddet , esnafa ,banka şubelerine karşı  yapılan vandallıklar ile büyük resmi ayırmakta yarar var . Bunları görmezden gelmeden ayrıca değerlendirmeli ama esas olan Cumhuriyetin ,toplumun katılımcı demokratik yurttaşlık  temelinde yeniden kurulması arayışıdır. Belki biraz abartılı bulunabilir ama, BDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in  gezi parkına yönelik  taleplerde parti damgası vurmaya çalışmadan  en önde yer alması, batıda  sadece  Kürt partisi olarak algılanan bu partinin artık bir Türkiye partisi olma yolunda önemli bir adımı olarak da okunabilir. Yada barış süreciyle birlikte değerlendirildiğinde  toplumdaki algısını bu yönde değiştirme yolunda adımlar atıyor denebilir. 

Son söz olarak; taleplerini toplumun taleplerinden yola çıkarak formüle eden yeni bir siyaset , memleketin sorunlarına bütünsel olarak sahip çıkarak, tüm mağdurların sesi olmaya çalışarak olacaktır.Taksim gezi parkı ile başlayan bu süreç için bütün tarafların günahları, hataları, eksikleri üzerine ne söylenirse söylensin Türkiye’de siyasetin yönelimini, siyaset algılarını çok esaslı şekilde etkilemiştir. Nereye doğru, nasıl değiştirdiğini ise zamanla göreceğiz.