Kolera ve veba

Kolera ve veba 


Aydın Engin, şöyle yazmış bugün(*):
 

" ... Soruyu Mısır’la sınırlamıyorum. Bir ülkeyi dini referansların egemen olduğu bir rejime sürekleyenlerle, onlara karşı çıkan darbeci generaller arasında tercihe zorlanılan bir çok Müslüman ülke var. 

Bu ikilemi zorunluymuş gibi önümüze süren(ler) bilerek bilmeyerek bizleri bir tuzağın içine çekiyorlar. 

Biri kalksa “Veba mı olmak istersin, yoksa kolera mı” diye sorsa soranın aklından zoru olduğunu düşünülür. Öyle düşünmeyenin ise kendisinin aklından zoru var demektir. 

E peki “Askerlerin diktası mı, siyasal islamcıların otoriter (=buyurgan) rejimi mi” diye sorup bizleri bu seçenekler arasından bir tercihin içine hapsetmek isteyenlerin aklından zoru yok mudur? ..." 

Konuyu Mısır'la sınırlasaydı yine de okuyup geçecektim... Ancak ne kadar açık söylemese de, Türkiye'den de söz ettiği için dayanamadım... Eski tanışıklığımızdan dolayı, Aydın Engin yine kurnazlık yapıyor diye başlayabilirim. Konuya Mısır'dan başlayıp Türkiye'nin gündemine getirirken... Bir tarafta Veba öte tarafta kolera durumu var mı Türkiye'de, bir bakalım...

 Türkiye'de olan, dün Kadıköy'de gördüğümüz gibi, Gezi Direnişinden de nemalanan milliyetçi bir grubun Silivri'deki generallere isim isim selam göndererek çağrı yaptığı, olası bir askeri darbe ve öte yanda, 10 seneden beri yerel yönetimler de içinde üst üste üç kez seçim kazanan bir iktidar partisi ve seçilmiş bir parlamento... Burada "üçüncü yol" diye sunulmak istenen elbette arzulanacak yol... Ancak çalışırsan ve seçim kazanıp bugünkü iktidarı yerinden oynatabilirsen... "Aktüel" olan, seçilmesi gereken üçüncü bir yol yok ki... İki yol var... Kim mecbur ettiyse, kimlerin hatalarıyla ya da öyle olması gerektiği için öyle olduysa bu durum somut olarak karşımızdaysa bu böyle... Kim diyor ki "üçüncü" bir yol için kimse çalışmasın... Ama bugün, "beğenmediğimiz" durumda, üçüncü yol için çalışmamıza bizim eblehliğimiz ve beceriksizliğimiz dışında bir engel yok... Oysa Askeri cunta gelirse bu olanak da olmayacak...

 Konuyu fazla evirip çevirmeden Mısır'dan gelen katliam fotoğraflarına bakalım... Firuz Türker'in hatırlatmasıyla, "Mısır ordusu nasıl da medenileştiriyor ve demokratlaştırıyor 'ilkel ve vahşi' arapları (!)"... Bize pek yabancı değil bu fotoğraflar... Bir tarafta Silivri'den medet ummak var, öte taraftan, en azından çok sevilen "üçüncü yol" için çalışma olanakları askeri darbe yönetiminden daha serbest olan parlamenter düzen var... Ben taraf tutmamayı darbecilik olarak görenlerdenim... Ve her durumda darbeye karşı seçilmiş parlamentoyu savunmaktan yanayım... Ayrıca, dün Mısır'ın (yeni) Tahrir meydanı olan Kadıköy kıssasından hem Gezicilerin, hem de hükümetin çıkarması gereken hisseler var... Tabi kargaşa istemiyorlarsa...

(*)  http://t24.com.tr/yazi/veba-ile-kolera-arasinda/7026